ZAMAN…

ZAMAN…

223
0
PAYLAŞ

Zamana bakıyorum kolumdaki saate, duvardaki takvime. Günler, haftalar, aylar… doğum günleri, büyüyorsun diyorlar, yaşlanıyorsun. Yaşlanmak, yaş almak değil midir zaten? Yaş alırken ne ile dolduruyorsun ömrünü? Ne kadar hakkını veriyorsun hızla geçerken hayat? Oysa her ne yapıyorsan en iyisini yapmak için yaşamalı belki de… Bunun içinde kendini bilmeli önce, ne yaparken mutlusun onu bilmeli. Çünkü sadece yaptığı işi aşk ile yapanlar en iyisini yapabilirler.

Hepimizin hayat yolculuğunda en önemli emeli mutlu olmak değil mi? Ve yolun sonuna yaklaştığımızda iyice yaş aldığımızda yani, çok mutlu olduğunuz anlar kalmayacak mı aklınız da?

Ekim de bitiyor işte artık yılın son aylarına giriyoruz. Nasıl geçti bir yılınız? Benimle bir döküm yapmaya ne dersiniz?

Sağlıklı olduğunuz için kaç kez şükrettiniz? Kaç kez güneşin doğuşunu, batışını izlediniz? Kaç sabah bir kedinin ya da bir köpeğin başını okşadınız? Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı? Çimlere uzandığınız oldu mu? Bir çiçeği dalında kokladınız mı? Ya da yeni doğmuş bir bebeği? Kaç gökkuşağı gördünüz? Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışıltıyı? Kaç gez gözlerinizden yaşlar gelinceye kadar güldünüz? Gerçekten mutlu olduğunuzu hissettiğiniz kaç anınız oldu?

İşte bunun gibi öyle çok küçük ayrıntı var ki hayatı mutlu kılan, geçen yıllarınızı düşünürken bunların dökümünü yapmak, yaş alırken bu anları çoğaltmak lazım.

Mevsim dönümlerinde, annelerimizden biliriz, bir telaş olur evlerde. Bir mevsim bitmiştir ve yeni mevsime hazırlanmak gerekir. Tüm ev adeta yeniden elden geçer. Doğanın muhteşem dönüşümüne eşlik eder. Yazlıklar kaldırılır, yerine serin havalara uygun olanlar çıkarılır. Battaniyeler, yorganlar, botlar çıkar saklandıkları yerden. Eskiyen, küçülen artık giyilmeyen kullanılmayan ne varsa yeni sahiplerine verilmek üzere ayrılırlar bir köşeye. Yenilere yer açılır böylece…

Hayatımızda böyle değil mi? Bazen içine dönmek, zamanın sendeki etkilerini, değişimlerini fark etmek, artık sana hizmet etmeyen duygularınla, yüreğine ağır gelen kırgınlıklarınla, eskiden çok şey paylaştığın ama artık neredeyse sana hiç değer vermediğini düşündüğün arkadaşlarınla vedalaşmak gerekmez mi?

Yaş alırken biriktirdiklerimiz, bizi geliştiren, değiştiren, dönüştüren ve ne kadar değişsek de hep mutlu etmeye devam edenler olmalı belki de, yoksa yenilere nasıl yer açarız ki?

“Yaş almak kaçınılmaz,
Ama büyümek isteğe bağlıdır.”
Bob Monkhouse

Buket Özbek
Yaşam Koçu, Öğrenci Koçu
NLP Master