Zaman yönetilebilir mi?

Zaman yönetilebilir mi?

51
0
PAYLAŞ

Pandeminin hayatımıza girdiği ilk günden beri belki de en çok kafamızı kurcalayan, en fazla çözüm bulmaya çalıştığımız konulardan biri zaman yönetimi. Evde geçirdiğimiz zaman uzadıkça iş yaşamı, ailemizle geçirdiğimiz vakit, ev işlerine ayırdığımız zaman aralıkları, kısacası günlük rutinimizin her bir parçası birbirine girmiş durumda.

Mesai saati kavramı çoğumuz için bilindik sınırların dışına çıktı. Ofise girdiğimiz anda başlayıp ofisten ayrıldığımızda biten çalışma saatlerimiz artık çalıştığımız yerden bağımsız olduğu kadar zaman konusunda da sınırsızlaşan bir şekle büründü. Esnek çalışma saatleri eskiden çoğumuz için avantajlı bir durum gibi görülürken, pandemiyle birlikte çalışma saatleri de bu esneklikten payını alarak ‘her saat ulaşılabilir olma’ beklentisini beraberinde getirdi. Bir arada çalışamamanın beraberinde getirdiği ihtiyaçlarla birlikte yöneticiler de erişilebilirlik konusunda daha talepkar hale geldi. Takviminde 5 dakika bile aralık olmadan bir Zoom toplantısından diğerine ışık hızıyla geçmek zorunda olanların ne anlatmaya çalıştığımızı çok iyi anladıklarını düşünüyoruz.

Peki, zamanın sınırlarının bu kadar belirsiz olduğu, kontrolümüz dışındaki pek çok faktörün zamanımızı adeta esir aldığı bir devirde zamanı etkili şekilde kullanabilmek mümkün mü? Mesai saatlerinde çalışmak, kalan zamanı kendimize ve sevdiklerimize ayırmak, uyumamız gereken saatte uyumak ve rutinleri takip etmek neden daha da zor hale geldi? Hepimiz için sınırlı bir kaynak olan, yerine başka hiçbir şey koyamayacağımız ve hiçbir şeyle satın alamayacağımız zamanı yönetmeye çalışırken zorlanmamızın sebebi ‘zamanın kontrol edilemezliği’ olabilir mi?

Zamanı yönetmenin ‘en etkili yolu’ gerçekten bulundu mu?

Zaman yönetimi, özellikle belirsizliğin hakim olduğu şu süreçte hepimizin üzerine kafa yorduğu bir konu. Kimimiz için manuel olarak not alınan ajandalar, kimimiz için elektronik takvimler, zaman yönetimi uygulamaları ve zaman yönetimi teknikleri… Hepimiz zamanı etkili ve verimli şekilde yönetebilmek konusunda kendimiz için en uygun olan yöntemleri denemeye ve bulmaya önemli bir enerji harcıyoruz. Öyle ya da böyle, hepimizin zamanı yönetmek için kendince stratejileri olsa da, günün sonunda çoğumuz zamanın su gibi akıp gitmesinden ve istediğimiz bazı şeyler için zaman yaratamamaktan şikayet ediyoruz. Zaman yönetimi konusunda uygulamaya çalıştığımız yöntemler işe yaramadığında başka bir tekniği denemeye, yapılacaklar listelerimizi gözden geçirmeye, bloglardaki yazıları okumaya, videolar izlemeye, farklı uygulamaları kullanmaya çalışıyoruz.

İşin daha da ilginci, sadece zamanı yönetebilmek konusundaki endişemiz ve stresimiz bile aslında, zaman yönetiminin amacı olan ‘stressiz üretkenlik’ konseptiyle son derece tutarsız bir yaklaşım. Yapılan araştırmalar, zaman yönetimi konusunda bu kadar stres ve endişe yaşamamızın en önemli sebebinin zaman yönetimi tekniklerinin, uygulamalarının ve stratejilerinin kendi hayatımız için geçerli olabileceğine ve mutlaka işe yaraması gerektiğine dair gerçekçi olmayan beklentimizden kaynaklanıyor. Oysa bazı teknikler bazılarımızın yaşam stiline, alışkanlıklarına ve rutinlerine uyum sağlarken, pek çoğumuzun yaşamı kontrol edemediği onlarca değişkenle dolu olduğu için bu teknikleri etkili şekilde kullanabilmek ve verim almak mümkün olmayabiliyor.

Zamanı daha etkili şekilde kullanmayı başarabilmek için öncelikle zaman yönetiminin gizli bir formülünün olmadığını ve her birimizin ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve yaşamında kontrol edemediği değişkenlerin elimizdeki zamanı nasıl kullandığımızı etkilediğinin farkında olmamız gerekiyor.