YÜKSEK PERFORMANSIN YOLU MUTLU ÇALIŞANDAN MI GEÇİYOR?

YÜKSEK PERFORMANSIN YOLU MUTLU ÇALIŞANDAN MI GEÇİYOR?

89
0
PAYLAŞ

İş hayatınızda şu an bulunduğunuz noktaya kendi bilinçli tercihlerinizle mi geldiniz? Yoksa hayat sizi bir şekilde buraya mı sürükledi?

Benim için bu soruların cevabı, Evet. Öncesinde, tamamen tesadüf eseri girdiğim İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, rüzgarın sürüklemesi ile reklam ve pazarlama iletişimi sektöründe ilerledim. Sonra bir noktada, kendi farkındalığım arttıkça, kendimi daha iyi tanıdıkça, ne istediğimi ve istemediğimi anladıkça, güçlü yönlerimi fark ettikçe, kendimi iyi hissettiğim ya da canımı yakan durumları idrak ettikçe, bir kırılma noktası ile birlikte tamamen kariyerimin yönünü değiştirdim ve o noktadan itibaren bütün seçimlerimi bilinçli yapmaya başladım. Şu an tutkuyla, büyük keyif alarak yaptığım, canla başla çalıştığım, insanların hayatlarına dokunduğum bir işim var. Ya sizin?

Bireysel Kariyer Yönetimi eğitimlerimde, yukarıdaki soruları katılımcılarıma sıklıkla soruyorum. Bulunduğum noktaya bilinçli geldim diyenlerin sayısı o kadar az ki… Düşünsenize, ömrünüzün çoğunu geçirdiğiniz iş hayatınızda tercihleriniz dışında bir şekilde yol katetmişsiniz… Şanslıysanız, bulunduğunuz noktada bir şekilde mutlu olursunuz, ama ya kendinizi bulduğunuz yer beklediğiniz gibi çıkmazsa? Mutsuzluk, sıkıntı, pazartesi sendromları, sürekli iple çeklen hafta sonları ve yıllar içinde tüketilen bir ömür.

Maksim Gorki demiş ki, “İş mutluluk verici olduğunda hayat eğlencelidir; bir görev olduğunda ise esarettir.”

Önce kendinize sonra da çevrenize baktığınızda ne görüyorsunuz? Gülen gözler ve mutlu yüzler mi yoksa mutsuz bir ifade ile acı çeken yüzler mi? Eğer ilk gruptaysanız, şanslı azınlık arasındasınız demektir. Peki ya ikinci gruptaysanız?

İşim gereği, sıklıkla öğrenciler ve aileleri ile çalışıyorum. Öğrencilerde sıklıkla karşılaştığım bir algı var; “İş severek yapılan bir şey değildir. İşini sevmek zorunda değilsin; para kazandığın bir şeyi yaparken keyif almak zorunda değilsin.” Yurt dışında yapılan bir çok araştırma sonucuna göre, işini severek yapan mutlu çalışanlar, çok daha verimli çalışıyorlar ve iş hayatında başarılı olma oranları daha yüksek. O zaman nereden geliyor gençlerdeki bu algı? Tabii ki ailelerinden, kendi anne ve babalarından, örnek aldıkları bir çok yetişkinden. Eğer bu rol modeller işini sevmiyorsa, çocuk da rol model olarak onları aldığı için işin severek yapılan bir şey olmadığı algısı oturuyor.

Mutlu çalışan olmak neden önemli? Araştırmacı Shawn Achor, ‘Mutluluk Avantajı” (The Happiness Advantage) adlı kitabında, mutlulukla ilgili 200’den fazla araştırmayı incelemiş; buna göre sevdiği işi yapan mutlu çalışanlar;

  • %31 daha fazla üretken,
  • Liderlik pozisyonlarda kendilerini daha fazla ortaya koyabiliyor, daha yüksek performans göstererek daha yüksek maaş alıyor,
  • Daha iyi odaklanabiliyorlar ve işi başarıyla tamamlayabiliyor,
  • Daha yaratıcı,
  • Analitik yeteneklerini daha iyi kullanıyor,
  • Zorluklarla daha iyi baş edebiliyor, engeller yerine işe odaklanıyor,
  • Daha az sağlık problemleri yaşıyor.

Yukarıda da görüldüğü gibi, mutlu bir iş hayatı, bireyin hayatındaki tüm alanlara olumlu katkı sağlıyor ve tatminkar bir hayat sürülmesine olanak sağlıyor.

Bu durumda, iş hayatında mutluluk nasıl elde edilir, bunu tanımlamak gerekli. Araştırmalar gösteriyor ki, bireylerin sahip olduğu değerlere göre seçtiği meslekler, mutluluğunu doğrudan etkileme konusunda önem taşıyor. Değerlerle birlikte güçlü yönler, mizaç, istekleri, tutkuları da bireylerin severek yapacağı ve mutlu olacağı meslekleri bulmaları adına temel yol göstericiler olarak dikkat çekiyor.

Gallup Araştırma Şirketi’nin 63 ülkede, 101 şirkette 1.7 milyon çalışan ile yaptıkları bir araştırmada,

“En iyi yaptıkları şeye işlerinde yapma fırsatına sahip olup olmadıkları” sorulmuş. Bu soruya “evet” diyenlerin oranı sadece %20! Düşünebiliyor musunuz, çalışanların %80’i, en iyi yaptığı şeyi, güçlü yönünü ortaya koyma şansına sahip değil. Oysa ki bu o kadar önemli ki… Güçlü yönümüzü ortaya koyduğumuzda, iyi yapabildiğimiz her neyse onu yapma fırsatını bulduğumuzda kendimizi iyi hissederiz, yaptığımız işten tatmin sağlarız, başarılı hissederiz. Bu sayede, bir dahaki sefer yine yapabileceğimizin en iyisini ortaya koyarız. Bu bir döngü aslında, iyi yaptıkça mutlu ve başarılı oluruz. Mutlu ve başarılı oldukça daha da iyisini yapmak için çaba sarfederiz. İş hayatında baktığımızda, performans ve verimliliğin ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurursak, güçlü yönleri kullanamamanın, çalışan mutsuzluğu ile birlikte, potansiyel verimlik ve performansa ulaşamamak da söz konusu.

Çalışma hayatındaki mutsuzluğun en önemli nedenlerinden biri, kişinin seçtiği mesleğin, sahip olduğu kendi özellikleri ile örtüşmemesidir. Doğru seçimin ilk adımı da “öz farkındalık” yani kişinin kendini tanımasından geçer. Kendi kariyer dönüşümümü ele alırsak, yepyeni bir yola girmenin gücünü tamamen kendi farkındalığımdan aldığımı söyleyebilirim. Üst üste aldığım eğitimler, gece gündüz bilgisayar başında geçirdiğim zaman, okuduğum kitaplar, çalıştığım dersler, girdiğim sınavlar, işimi gerçekten iyi yapabilmek ve karşıma çıkan insanlara gerçekten fayda sağlayabilmek için gösterdiğim çaba… Bütün bunları sürekli kılmak kolay değil. Bu noktada motivasyonumu sağlayan en önemli unsur yaptığım işe olan tutkum ve kendimle, değerlerimle, güçlü yönlerimle işimin içeriğini ne kadar örtüştürdüğüm. Çalışmak ancak bunu iş gibi görmemek; her anından büyük keyif almak… Hayal gibi geliyor ama değil, gerçek. Tecrübeyle sabit. 🙂

Kurumlarda da, çalışanların yetkinliklerini değerlendirmek, değerlerini belirlemek, bunlarla örtüşen pozisyonları ilgili bireylerle örtüştürmek, kurumların kendi performanslarını artırmaları adına atılması gereken en önemli adımlar arasında karşımıza çıkıyor. Özetle, mutlu çalışanlarla dolu keyifli bir ortamda, maksimize edilmiş performansın olduğu  bir iş yeri hayal değil…Yeter ki insan faktörü olması gerektiği şekilde ele alınsın.

Ayça Aytaç, ACC, SCPC

Profesyonel Koç & İzotomi Analisti

Licensed Master Practitioner of Neuro-Linguistic Programming®

Eğitmen