YETENEKLİ, YALNIZ ÇOCUKLAR

YETENEKLİ, YALNIZ ÇOCUKLAR

202
0
PAYLAŞ

Beril otuz dört yaşında hiç evlenmemiş genç bir kadın. Hiç evlenmemesinin tercih meselesi olduğunu düşünebilirsiniz fakat mahalle baskısının yoğun olduğu bu ülkede hiç evlenmemek genç bir kadın açısından o kadar da kolay olmayacağını bilebilirsiniz. Aslında bu tamamen kendi tercihi olan bir durum değil. Sorun hayatına giren insanlardan kaynaklanıyor.

Hadi gelin Beril’in çocukluğuna gidelim… Beril, 2 çocuğu olan bir ailenin büyük kızı. Çocukların ikisi de tesadüfen oldular. Anneleri tarafından çok seviliyor olmalarına rağmen babaları tarafından aynı ilgiyi asla göremediler. Ablalık görevini küçücük yaştan itibaren üstlenmiş, bir yandan kardeşini babasının sessiz şiddetinden korumaya çalışırken diğer taraftan da hayat amacı olan piyanoda uzmanlaşmaya çalıştı. Annesi bale sanatçısı, babası ise evde oturup sadece annesinin emeklerini yiyen bir adamdı. İronik değil mi böyle bir ailenin bir arada olması, avare bir baba, sanatçı bir anne baba korkusundan kendini derslerine vermiş bir kardeş ve her şeye tek başına göğüs germeye çalışan bir Beril. Annesi sürekli olarak turlarda olduğu için, evin sorumluluğu tamamen Beril’in üstünde.

Evlerinin salonunda bulunan piyanoda ne zaman çalışmaya başlasa kardeşi hemen koşa koşa gelir onun yanında ders çalışırdı. Ablasının piyanosundan gelen melodiler eşliğinde daha rahat yoğunlaştığını iddia ederdi -ki haklıydı da. Fakat bu süreçte eğer babaları evdeyse her zaman inadına onların çalıştığı odaya gelip televizyonun sesini son ses açarak çalışmalarını bölerdi. Nedendir bilinmez onların başarılı olmasını istemiyor gibiydi. Beril ve Ceren’in tek istekleri ise babalarından bir kez olsun güzel bir söz duymaktı.

Aslında annesiyle konuşsanız mükemmel bir aile tablosuyla karşılaşabilirdiniz. Beril küçücük yaşından beri büyük bir azimle çalıştığı piyanoda inanılmaz başarılı, kardeşi Ceren ise okuldaki derslerinde çok başarılı bir küçük profesör, anne ve baba ise çok büyük bir aşkla evlenmiş bir çift. Ama baba sadece anneye âşıktı, ondan gelen diğer küçük parazitler hakkında böyle düşünmüyordu.

Zaten kızlar yirmili yaşlara geldiğinde de başka bir kadına âşık olup evi terk edecekti.  Kızlar ise şunu diyeceklerdi; “o kadar yoktu ki hayatımızda, iyi ki gitti…”

Kardeşi Ceren okul yıllarındaki gösterdiği başarının neticesinde kimya alanında uzmanlaştı ve doktorasını yaparken babasına çok benzeyen bir adamla evlendi. Tek dayanak noktası “kendisini çok seviyor” olmasıydı.

Beril ilerleyen yıllarda çok başarılı bir piyano sanatçısı oldu. Önemli konserlerin aranan piyanisti, ayakta alkışlanan bir kadın oldu yetişkinliğinde. Hayatta tek başarılı olduğu konuda, piyanistlikte kendini gösterdi tüm dünyaya. Konserlerine her zaman çok fazla talep olan bir piyanistti Beril. Konser sonrası kuliste hayranlarıyla sarıldığı anlar hayatında en mutlu olduğu belki de tek mutlu olduğu anlardı. Gerçekten sevildiğini hissettiği tek gerçek an oydu Beril için. Sahneden inip annesiyle yalnız yaşadığı evine döndüğünde ise sonsuz bir mutsuzluk ve yalnızlık hissi sarıyordu içini.

Beril hayatı boyunca gerçek aşkı aradı. Babasının fiziksel olarak tam zıddı insanlarla birlikte oldu. O da aynı kardeşi gibi en ufak bir ilgi gördüğü kişiye varını yoğunu verdi. Sonu ise hep hüsran çünkü ne zaman o gördüğü ufacık ilgi gitse Beril de tıpkı babasının onlardan kaçtığı gibi kendi ilişkisinden kaçıyordu.

Beril her çocuk gibi kendi anne babasının bir yansımasıydı. Bir yanı annesi bir yanı babasıydı. O düşman olduğu nefretle bahsettiği çoğu zaman adını bile anmadığı adamın küçük bir kopyası olmuştu.

Tıpkı bu örnekte olduğu gibi, sağlıklı yetişkinlerle büyümeyen çocuklar yetişkinliklerinde de sağlıklı ilişkiler kurmaktan yoksun olurlar. Her çocuk doğduğu andan itibaren bir sünger misali ailesinden gördüklerini bilgi haznesine alır ve bunları yeri geldikçe kullanır. Önemli olan çevresel faktörlerin çocuk üzerindeki etkisidir. Çevresinde kendisine doğru örnek olacak kişiler bulamazsa o çocukta yetişkinliğe eriştiğinde doğru davranış biçimlerini sergileyemeyebilir. Çocukların doğru çevrede yetişmiş olması, gelecekte daha sağlıklı yetişkinler olmalarına yardımcı olur.

Beril’in örneğinde, babasıyla olan ilişkisinde, babasının onu sürekli olarak görmezden geliyor olması, onun yetişkinlik hayatında kendisini en ufak “gören” insana sonsuz bir tutkuyla bağlanmasına sebep oluyor ve onun her seferinde hayal kırıklığına uğramasıyla bitiyordu. Piyano ise esasında mesleği olmasına rağmen onun büyüklük tutkusunu beslediği, hayranlar kazandığı, başkaları tarafından görüldüğü ve kabul edildiği tek haliydi.

Bir çocuğun hayatta kalmak için ihtiyacı olan tek şey sevgidir. Koşulsuz, şartsız, onun olduğu gibi kabul edildiği, saf bir sevgi. Çocuk bu ihtiyacını er ya da geç bir şekilde karşılamayı öğrenecektir. Önemli olan bu sevgiyi nereden ve hangi şartlarda sağlamış olduğudur.

 

BİR CEVAP BIRAK