Yeni Kız: Rhyannon, Erkekler Tarafından Nasıl Fark Edildiğini Anlatıyor

Yeni Kız: Rhyannon, Erkekler Tarafından Nasıl Fark Edildiğini Anlatıyor

Değişen görünümüm, erkeklerin bana nasıl baktığını ve toplumdaki konumumu da etkiledi.

225
0
PAYLAŞ

Nisan ayında, Rhyannon adında transseksüel bir kadın olarak yaşamaya başladığımdan beri beş yıl, hormon replasman tedavisine başladığımdan beri ise üç yıl oldu.

Kadınsı bir görünüme kavuşmak yıllarımı aldı. Bu süreçte, gördüğüm hormon tedavisinin etkisini ise kesinlikle yok sayamam. Vücudum östrojeni kucakladı; daha pürüzsüz bir tenim, daha yumuşak bir yüzüm ve daha kadınsı bir vücudum oldu. Aslında geçirdiğim tüm bu değişiklikler, yıllardır kendimi tamamen nasıl gördüğümü yansıtıyor.

Değişen görünümüm, erkeklerin bana nasıl baktığını ve toplumdaki konumumu da etkiledi. Yakın zamanda, ailemi görmek için eve gittiğimde üvey babam bana döndü ve güzel göründüğümü söyledi. Ardından biraz da tereddütlü bir şekilde, “Bunu söylememe izin var mı?” dedi. Üvey babam, onun karşısında duran kadının güzelliğini ilk defa övdü. Kendine ilk defa beni bir kadın olarak görmesi için izi verdi. Bu, onun aklındaki sınırları aştığım bir dönüm noktasıydı.

Kendimi nasıl gördüğüm ve diğer insanların beni nasıl gördüğü her zaman farklı olacak. Ben neyi değiştirirsem değiştireyim, herkesin aynı kabullenme ile aynı sonuca varmasını bekleyemem fakat bunu anlamam çok uzun zaman aldı.

2012’de dişil hormonları almaya başlamadan önce, cinsiyetimin kesin olarak belirlenmesi zordu. Bazı kişilere kadın, bazılarınaysa “kadınsı bir adam” gibi görünüyordum. “Kadınsı bir adam” olarak algılanmak hoşuma gitmedi. Çocukluğumun çoğunu utanarak geçirdim ve “kız gibi” olduğum için taciz edildim. Bu acıyı içselleştirdim ve yetişkin yaşamımın başlangıcı ile geçiş dönemimin ilk safhalarını bu acı ile yaşadım.

Kadın kimliğimi dünyaya göstermek için ufak tefek değişiklikler yaptım. Saçlarımı uzattım, dolgulu sütyen kullandım ve kadın kıyafetleri giymeye başladım. Bu beni Ryan gibi görünmekten çıkarıp yeni bir gerçekliğe sürükledi; uzun zamandır istediğim bir gerçekliğe! Feminen görünümümden etkilenen insanlar için çekici olmaya başladım.

2013 yılında Dalston’daki Vogue Fabrics isimli bir gece kulübüne arkadaşlarımla dans etmeye gittim. Yeni bir elbise ve kırmızı botlarla kendimi tam olarak “kendim” gibi hissettim. Yorulduğumu hissettiğimde oturdum ve bir adamın bana yaklaştığını fark ettim. Yaklaşık bir saat önce onu disko ışıklarıyla aydınlatılmış puslu ortamda bana bakarken görmüştüm. Rhyannon kimliğimle daha önce kimse bana böyle bakmamıştı.

Yanıma oturduğunda çok heyecanlandım, bunun romantik bir şeylere dönüşebileceğini umuyordum ve buna hazırdım. Hiç zaman kaybetmeden kulağıma eğildi ve çok açık bir şekilde şöyle dedi: “Bir erkek misin yoksa kadın mı? Bunu bilmem gerekiyor.”

Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım, bu yüzden nasıl cevap vereceğimi bilemedim. İkinci saniyede doğruyu söylemeye karar vermiştim. “Ben transseksüelim” dedim ve dudağımı ısırdım. Kalktı, yürüdü ve onu bir daha hiç görmedim.

Utandım ve kafam karıştı. Dünyada kendim için hâlâ bir yer bulmaya çalışıyordum; kendim olabileceğim ve kendimi huzurlu hissedebileceğim bir yer. Bu yaşadığım; geçmişten beri yaşadığım olumsuz deneyimleri, çevremden ve medyadan duyduklarımı pekiştirdi. Bir ucubeydim ve asla beni kabul edecek birini bulamayacaktım. Araftaydım.

Bu tecrübe, farklı erkeklerle yaşayacağım farklı tecrübelerin başlangıcıydı. Geçmişimde kendimi eşcinsel bir erkek olarak tanımlıyordum ve bu kimlikle daha rahat hareket ediyordum. Sonra, asıl cinsiyetimi anladım ve yepyeni bir dünyaya sürüklendim. Artık eril değil, dişildim. Bunu kanıtlayan iki önemli tecrübe yaşadım.

Dışarıda olduğum bir gece, saat bir civarında merkezdeki bir Londra barından çıkıp otobüs durağına doğru yalnız başıma yürümeye başladım. Zihnim hızlı hareket etmem gerektiğini söylüyordu. Birden bire genç bir adam önümde belirdi ve kollarını belime sardı. Çantamı önümde bariyer gibi tuttum ama bu onu durdurmadı. O kadar yakınımdaydı ki nefesindeki alkol kokusunu alabiliyordum. Bana güldü ve “Senin gibi bir kız bu saatte tek başına ne yapıyor?” diye sordu.

Eve döndüğümü söyledim. Bunu söylerken sesimin onu alarma geçirmesinden korktum. “Ne yazık, seni daha fazla tanımak isterdim.” dedi, “Başka bir zaman…” diye cevapladım ve kollarını ittim. İkimiz de kendi yolumuza gittik. Eve giderken uzun uzun düşündüm: Bu adam bir transseksüel olduğumu anlamış mıydı?

Düşüncelerim beni ilk kez şu fikre yönlendirdi: Bunlar, erkeklerin sokaklarda bekâr kızlara karşı yaptıkları davranışlar mıydı? Öyleyse, artık ben de o kızların tarafındaydım. Bu, beni eskisinden daha temkinli davranmaya itti.

Bir sonraki deneyimim, kişisel güvenlik konusunda önemli bir dersti. Bir gece geç bir saatte bir bardan evime dönerken, parkın yanındaki yolu daha karanlık olmasına rağmen kestirme olduğu için kullanmaya karar verdim. Zaten bunu bir erkek olarak hiç sorgulamadan yapardım.

Yolda yürürken topuklu çizmelerimin sesi duvarlardan yansıyordu. Bana yaklaşan bir figür olduğunu fark ettim ve yolun karşısındaki daha ışıklı olan kaldırıma geçtim. Gördüğüm figür de aynısını yaptığında kafamda alarm zilleri çalmaya başladı. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Onun bir erkek olduğunu fark ettim. Yanından geçip gitmeye çalışırken beni engelledi. Beni karanlık çalılıklara doğru çekmeye çalışıyordu. Onu engellemeye çalıştığımda bana rahatlamamı söyledi. Korkumun yanı sıra, kendimi bu kadar savunmasız bir durumda bıraktığım için utanıyordum da.

Birkaç dakika sonra sokakta yürüyen bir çift, istemsizce beni kurtarmaya geldi. Çiftin sohbetleri ve gülüşmeleri bu adamı rahatsız etmek için yeterliydi. Elinden kurtuldum ve ilerledim. Neyse ki beni tekrar takip etmeye kalkmadı. Bu sefer şanslıydım. Beni bir kadın olarak gördüğü trans kimliğimin, onun için önemli olmadığı belliydi.

Bu deneyim beni sarstı. Genç bir kadın olarak, bu kestirme yolları gece geç saatlerde kullanarak risk almamam gerektiğini anladım. Bu, bir kadın olarak sokakta nasıl tek başıma olacağımı öğrendiğim sürecin başlangıcıydı. Bunu öğrendiğimde on beş yaşında değil, otuz üç yaşındaydım.

Otuz üç yaşındaydım. Toplum içinde, varlığımı bir erkek olarak sürdürüyordum. Başka erkeklerden böyle bir ilgi görmemiştim. Kendimi nasıl hissedersem hissedeyim, her zaman erkek olarak görülmüştüm; bu benim toplumdaki yerimdi. Büyürken yaşadığım tecrübeler, kadın arkadaşlarımdan farklıydı ve bunu kabul etmenin önemli olduğunu düşünüyorum.

Bu gezegendeki kadınlar olarak, yaşadığımız deneyimlerde hem farklılıklar hem de benzerlikler var. Benim bir trans kadın olmam, bu durumu değiştirmiyor. Erkek bakış açımdan çıkan eski fikirlere bağlı kalmak, artık olduğum kişiye hizmet etmiyor.

Artık hayatın farklı olduğunu ve ben değiştiğim için dünyanın da değiştiğini kabul ettim.

Ne de olsa ben yeni kızım!

Rhyanon Styles

Rhyanon Styles’ın Yeni Kız adında bir kitabı Türkiye’de Sola Unitas Yayınları tarafından çıarılmıştır.

BİR CEVAP BIRAK