Yeni Bir Yola Çıkarken…

Yeni Bir Yola Çıkarken…

283
0
PAYLAŞ

Yıllardır gün yeni ağarırken evden çıkıp yaklaşık 12 saat sonra eve dönmeye alışmıştık. Konsantre bir rutine dönüşmüş olan kurumsal günlerimizin ayın kaçına denk geldiğini takip edemeyecek kadar kaybolmuştu zaman kavramı. Şanslıysak ancak yılın kaçıncı haftasında olduğumuzu takip edebiliyorduk. Pazartesi sendromunu hakkıyla yaşayamadan geçiyordu hafta, bir çırpıda cuma oluyordu. Daire çizen raylarda dönen bir oyuncak tren gibi aynı noktalardan tekrar tekrar geçiyor, bu telaşın içinde kendimizle başbaşa kaldığımız kısacık anlarda “ne yapıyorum” demeye fırsat bulsak da cevabı düşünemeden tekrar rutinimize dönüyorduk.

Derken beklenmedik bir şey oldu. Yıllardır hayatımızın tam ortasında olan, onun tam merkezini kaplayan rutinimiz gözle görülemeyecek kadar küçük bir virüs yüzünden kırılıverdi. Kendimizle başbaşa kaldığımız o kaçamak anlar çoğaldı, çoğaldı ve “ne yapıyorum” sorusu ile başlayan diyaloglar sayfalarca sürmeye başladı. Kelimeler kalabalıklaşıp cümleler uzadıkça bir şeyler anlamaya, o hep üstünü örtmeye çalıştığımız sorulardan kaçamamaya başladık. Mutlu muyduk, ne yapmak istiyorduk? Maddi kaygımız olmasa mesela hangi işi yapardık? Üniversite tercihlerimizi bugün yapsak o listeye neleri yazardık?

Çalıştığı şirkette yaptığı işi beğenmediğini ve başka bir role geçmek istediğini anlayanlardan, yıllardır yaptığı şeyi tamamen terk edip yepyeni bir kariyer yolculuğuna çıkmaya karar verenlere kadar çok geniş bir yelpazede birikmeye başladık. “Ne yapmak istediğimi bilmiyorum ama şu an yaptığım şeyi yapmak istemediğimi biliyorum” diyenler de var, kariyerinin yeni yolunu netleştirenler de.

Bize kendimizi dinleme, anlama ve memnun etme yolunda çabalama kararı verdiren bu süreç belki de önemli değişimlerin başlangıcı. Fakat unutmamalıyız ki değişimler her zaman olumlu sonuçlanmaz. Bu nedenle yıllardır yürüdüğü yolu değiştirmeyi düşünenlerin yeni yürüyecekleri yolu seçerken dikkat etmeleri gereken üç kritik konu var.

Bunlardan ilki değerler. Yapmayı seçeceğimiz şey değerlerimizle ne kadar uyumluysa onu yapmaktan o kadar mutlu ve tatmin oluruz. Bu yüzden kişinin içine dönüp hangi değerlerin kendisi için ön planda olduğunu, görev tanımı ya da unvanını boş bir palto gibi çıkarıp yere bıraktığında yaptığı şeyin kendisine hangi duyguyu yaşatmasını istediğini fark etmesi gerekiyor. Aile ile vakit geçirme değeriniz kuvvetliyse, sizden gecelerinizi ve hafta sonunuzu talep edecek yoğunlukta işlere bulaşmamalısınız mesela. Ya da insana dokunma sizin için bir değerse bütün gün tezgahların arasında çalışacağınız bir iş size uygun olmayacaktır. Girişimcilik sizin için bir değerse görev tanımı prosedürlerle belirlenmiş, bir rutin halinde tekrar eden işlerle mutlu olamazsınız. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama değerlerinizle uyuşmayan bir yolda aradığınız mutluluğu bulmanız mümkün değil. Bu yüzden burada çok kafa yormalı, değerlerimizi her şeyden çok ciddiye almalıyız.

İkinci kritik konu ise hayalini kurduğunuz yere varmak için detaylı bir yol haritası çıkarmaktır. Yapmak istediğiniz şeyin değerlerinizle uyuştuğuna emin olup oraya yürümeye karar verdikten sonra yeni bir süreci başlatmış olursunuz. Timothy Gallwey “iş hayatında zihin oyunları” kitabında şöyle der; “bir insanın kendi aklının içindeki rakibi, filenin diğer tarafındakinden daha zorludur.” Çünkü kafanızın içindeki o ses, sık sık size gideceğiniz yoldaki olası tuzaklardan bahseder, geriye dönmeniz ve “konfor” alanınızda yaşamaya devam etmeniz için size türlü türlü gerekçeler sunar. O sesle baş edebilmenizin yolu ancak detaylı bir yol haritası çıkarmakla mümkündür. Haritanız size gitmek istediğiniz yere varabilmek için neler yapmanız gerektiğini, hangi zorluğu hangi yolla aşabileceğinizi söylüyorsa o durumda kafanızdaki sese verecek cevapları bulursunuz. Bu da sizin hedefinize doğru yürümeye devam etmenizi sağlar.

Yola çıkarken son kritik nokta muktedirliğinizin farkında olmaktır. Bazen yapmaya muktedir olduğumuz şeyleri “yapamam” diyerek kestirip atma eğilimindeyizdir. Ya da  uğraşsak başarabileceğimiz şeylere “olmaz” inancımızla yaklaşır ve farklı seçenekleri hiç göremeyiz. Bazense kendimizi dev aynasında görüp kaldıramayacağımız yükleri omuzlamaya kalkışabilir, “hallederim” dediğimiz şeylerin zorluğunu küçümseyebiliriz. Neye muktedir olduğunun farkında olmama sonucunda karşılaşabileceğiniz bu iki uç durum, bir hayale doğru çıktığınız yolda başarısız olmanıza neden olabilir. Bu nedenle yol haritamızda belirlediğimiz yapılacaklar listesindeki maddeleri dürüst ve gerçekçi bir şekilde gözden geçirmeli, neye muktedir olduğumuzu net bir şekilde belirlemeliyiz.

Evlerine kapanıp bir şeylere yetişmek için uğraşmadığı günlerde  yaşamı üzerinde düşünmeye yönelen grubun azımsanmayacak kadar kalabalık olduğunu gördüğüm için bu yazıyı yazdım. Lao Tzu’nun dediği gibi “en uzun yolculuklar bile, tek bir adımla başlar”. Yukarıda bahsettiğim konuların üzerinde çalışmak, yolculuğunuzdaki ilk adımınızı sağlam atmanıza yardımcı olacaktır. İyi yolculuklar.

Emrah SOĞANCI