YENİ BİR OYUN

YENİ BİR OYUN

152
0
PAYLAŞ

Son zamanlarda bir soruyu sürekli düşünüyorum. Dünyayı nasıl daha iyi hale getirebiliriz diye. Gelişime, değişime açık, mutlu, barış, sevgi ve huzur içinde nasıl yaşabiliriz diye…

 Önceden eğitim derdim bu sorunun cevabına. Ama artık vazgeçtim, eğitim de yetmiyor bazen, onu da gördüm…

Terör, savaş, vahşet kol geziyor. Herkes birilerini suçluyor. Para, ırk, dil, din… Savaş sebebi olarak gösteriliyor. Çıkarlar ters düşünce, mazeret bulmak kolaylaşıyor…

Birileri  çıkıyor hepimiz kardeşiz diyor, hepimiz eşitiz diyor. Özgürlükten, sevgiden dem vuruyor… Tamam doğru.  Ama eksik bir şeyler var ki yetmiyor!

Varsayalım hepimiz kardeşiz  –  bence öyleyiz  de –  kardeş kardeşle anlaşmazlık yaşamıyor mu? Kardeşler , hep iyilik içinde mi yaşıyor acaba? Kardeş kardeşle ilişkilerini bitirmiyor mu, daha da kötüsü kardeş kardeşi öldürmüyor mu bazen?..

Sevelim deniyor. Tamam sevelim ama sevenler de en büyük kötülüğü bazen, en çok sevdiklerine yapmıyor mu?

O da olmadı galiba?

Ya eşitlik? Özgürlük?

Gerçekten eşit miyiz, özgür müyüz acaba?..

Galiba onları da yanlış anlıyoruz.

Eşitlik, özgürlük, hakları kullanmak için, adil paylaşım için, fikir ve düşüncelerini dile getirmek için, en önemlisi de yaşamak için evet… Ama hani, nerede?

Tüm bunların hiçbirisi yetmiyor… Galiba en önemli olanı hep atlıyoruz. SAYGI ! ÖNYARGI !

Saygıyı atladığımız sürece, önyargılarımızla baktığımız sürece; ne sevgi, ne kardeşlik, ne eşitlik, ne özgürlük …

Yetmiyor, aksıyor, tıkanıyor…

Öyle bir an geliyor ki, tüm  ipler kopuyor, tüm köprüler yıkılıyor!

Bir oyun başlatsam ne dersiniz? Yeni bir oyun.

Her gün, ya da bunaldığımız, olmuyor bu böyle dediğimiz noktada,  bir kişinin, ama hoşlanmadığımız sevmediğimiz bir kişinin, onu sevebileceğimiz  ya da en azından ondan hoşlanabileceğimiz bir özelliğini bulsak.

Acaba hangi yönünü, özelliğini, yeteneğini… beğenebilirim diye sorsak kendimize. Biraz empati yapsak yani. Acaba ne kadar zaman alır bulmak?

Dokuz yaşındaki yeğenimin 10-15 dakikasını almıştı. İlk onunla oynamıştık biz bu oyunu. Sevinçle gelmişti yanıma…

Çocuk olsak yani biraz. O içimizdeki çocuğa biraz daha yer versek. Onun sesini biraz daha dinlesek. Çocuklar muhteşemler!.. Bazen dünyayı onlar yönetse nasıl olurdu diye soruyorum kendime. Kim bilir ne yaratıcı çözümler bulurlardı?..

Oyunun tek kuralı var. Önyargılarımızı unutmak!  Önyargısız bakmak, dinlemek, konuşmak… O, sevmediğimiz ya da beğenmediğimiz kişiyle. Önyargıyı aradan kaldırınca , saygı arkasından geliverir.

Hadi biraz çocuk olalım. Çocuklar hemen kaynaşır , bir sevgi bağı kurar, hiç tanımadıklarıyla. Belki dünya biraz daha güzelleşir, keyifli, eğlenceli olur yaşam.

İşte o zaman, sevgi, kardeşlik, eşitlik, özgürlük kelimeleri biraz daha anlam kazanabilir.

Hadi biraz çocuk olalım mı? Siz ne dersiniz?..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cocuğunuzun Meslek Seçimi