Yavru bir kartalım ben…

Yavru bir kartalım ben…

657
8
PAYLAŞ

“Yavru bir kartalım ben.
Gökyüzündeyim.
Uçuyorum.
Çok hızlıyım.
Gözlerim çok iyi görüyor.
Bakışlarımın keskinliği tüm yaşayanları şaşırtacak düzeyde.
Çok uzakları, gökyüzünde uçarken denizin içinde yüzen balıkları bile görebiliyorum. Tıpkı annem gibi.
Süzülürken gökyüzünde aklıma bir kaç gün önce yaşadıklarım geliyor.

Annem tavşan tüyleriyle, yumuşacık yapraklarla kurmuştu doğduğum yuvayı. Çok yükseklerde kurulmuştu yuvam. Acıkınca annem getirirdi yemeklerimi. Ama son zamanlarda yemek getirmez olmuştu. Birde üstüne üstlük özenle kurduğu yuvayı da bozmakla meşguldü. Artık o kadar da rahat değildi yuvamız. Neden getirmiyor ki yemeğimi? Acıktığımı biliyor diye düşünürken; olanca sesim ile de bağırıyor beni duymasını istiyordum.

Sonunda benim yakarışlarımın arasında annemin güçlü sessinin bana doğru yaklaştığını duymuştum. Yanıma yaklaşırken görebiliyordum onu. Ama yine yemek yoktu yanında…

Gagasıyla tuttu beni ve uçmaya devam etti. Daha önce hiç görmediğim güzelliklerin üzerinden geçerken nereye gidiyoruz diye düşünüyordum. Sonra hiç tahmin etmediğim bir şey oldu…

Bırakıverdi beni gökyüzünden aşağıya doğru. Aşağıya inanılmaz bir hızla düşerken kalbimin hızla atan sesini neredeyse kulaklarımla duyuyor gibiydim. Az sonra yere çakılacaktım. Aşağıya doğru yaklaşırken yüreğime çarpan hayal kırıklığı ve korkunun acısı daha da artıyordu. İhanete uğradığımı hissederken bir yandan da ölüm korkusunu yaşıyordum. Bana yaşam verenin benim ölümümü ve yıkımımı izlemesi beni hayrete düşürüyordu.

Sonra bir şey oldu. Yanıma hızla yaklaşan bir şey olduğunu fark ettim. Sağ kanadının üstüne aldı beni. Şaşkınlık içindeydim yukarı çıkıyorduk annemle. Tam içim rahatlıyorken yine bıraktı beni. Sonra yine yakaladı ve kanatlarının üzerine alarak taşıdı beni yukarıya. Sonra tekrar aşağı bıraktı. Ta ki ben uçmayı öğrenene dek.”

Bunları yaşamak benim için ilk önce anlamlandıramadığım bir deneyim olsa da şimdi ne kadar minnettarım anneme. Eğer gelip rahat yuvamı rahatsız bir hale getirmeseydi, yemeğimi ağzıma bırakmaya devam edip, uçmayı öğrenmem için beni korku dolu bir yola sokmasaydı, güçlü, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen özgür bir kuşa dönüşemeyecektim hiç.

Yaşamımızda başımıza gelen her olay belli bir amaca hizmet ediyormuş meğer. Bize acı verenler bile. Bazen tam artık uçmayı öğrendim ben diye düşünürken bile öyle şeyler yaşıyoruz ki; rakım değişiyor, mevsimler değişiyor, gündüz geceye, gece gündüze dönüşüyor ve bizim tekrar ve tekrar, yeniden farklı koşullarda uçmayı öğrenmemiz gerekiyor.

Bazen yüreğimiz yaz mevsiminde kalıyor kışı yaşamaktayken yada gözümüzden süzülen gözyaşlarımız deniz ile aşk yaşayıp başka tanımadığımız dünyalara açılan kapılar haline dönüşüyor. Bizi uçmayı öğrenmemiz için aşağıya bırakan kişi, olay farklıdır hep. Kimimiz için annemiz, kimimiz için babamız, kimimiz için aşkımız, kimimiz için kayıplarımız, kimimiz için değiştirdiğimiz kariyerimiz, şehrimiz hatta inandığımız Yaradan bile olabilir. Yeter ki biz farkında olalım yaşadıklarımızın, yeter ki ihanete uğradığımızı düşünürken ihanet olduğunu düşündüğümüz olayın ardındaki iyiliğe sarılmak için istekli olalım. Yuvasında yavrusunu uçmaya kışkırtan anne kartala duymamız gereken minnettarlığa yüreğimiz hep sadık kalsın. Bizi pürüzsüzleştiren, arıtan ateşten geçerken sevgi ile sadakat buluşsun, doğruluk ile esenlik öpüşsün.

Esra Miller

8 YORUMLAR

    • Sevgili Işıl Çok teşekkür ederim. Zamanınızı ayırıp okuduğunuz için ve güzel yorumlarınız için minettarım?

  1. Ne güzel de anlatmışsın arkadaşım yüreğine,kalemine sağlık…Umarım dediğin gibi sevgi ile sadakati her zmn buluşturup,doğrulukla esenliği öpüştürürüz hayatımızda…:)

    • Güzel, yetenekli,yardımsever arkadaşım çok teşekkür ederim. Sizlerin yorumları benim için gerçekten çok değerli? Hayatımdaki varlığınız için minettarım

  2. Yüreğinize sağlık Esra Hanım , İyi ki Anneniz sizi gökyüzünden bırakıp uçmayı öğretmiş size İyi ki Varsınız

  3. Sevgili Mehmet çok teşekkür ederim.İyi ki gökyüzünde uçarken sizinle karşılaşmışım?

Comments are closed.