Yaşamın içinde yalnızca geçip giden seyyahlar olduğumuza inanmak

Yaşamın içinde yalnızca geçip giden seyyahlar olduğumuza inanmak

206
0
PAYLAŞ

Materyalizmin hüküm sürdüğü modern yaşamda, ruhumuzun tam manasıyla özgür kalabilmesi imkansız. Çünkü para, statü, gayrimenkul ve eşya gibi pek çok şeye bağlı geçirdiğimiz yıllarda, bu bağlarımızdan kurtularak ruhlarımızı özgürleştirebilmek pek de mümkün olamıyor.

Çocukluk, ergenlik ve gençlik yıllarını kapsayan okul başarısı kaygısı, hemen ardından gelen para kazanma ve kariyer yapma kaygısı derken “sanki hiç ölmeyecekmiş gibi” yaşamaya başlıyoruz ve zamanın aslında avuçlarımızdan kayıp giden kum taneleri olduğu gerçeğini gözden kaçırıyoruz.

Zamanın birinde topraklarının yarısından fazlası çöl olan bir ülke varmış. Ve bu ülkeyi yöneten kral, dev bir arazide kurulu muhteşem bir sarayda yaşarmış. Sarayın bahçesi o kadar güzel ve o kadar yeşilmiş ki herkes burayı görmek istermiş.

Günlerden bir gün, çölde ilerleyen yabancı bir kervan sarayın önünde durur ve develeriyle birlikte sarayın bahçesinde gezinmeye başlar. Bunu yapan kervanın lideri, ülkedeki insanların durumlarını ve ülkenin sert şekilde yönetildiğinden haberdardır.

Develerin bahçesinde gezdiğini gören kral deliye döner ve öfkesiyle yeri göğü inletir ve kervanın liderine dönerek: “Buranın saray olduğunu görmüyor musun? Gidin develerinizi, kervanların dinlenme alanlarında gezdirin!”

Bunun üzerine kervan lideri krala dönerek şu cevabı verir: “Öyle mi? Ben burayı seyyahlar için yapılmış gelip geçici bir dinlenme tesisi zannetmiştim!”

Kervan liderinin bilgece yanıtını duyan kral iyice hiddetlenir ve daha yüksek bir sesle “Hayır değil!” diye bağırır.

Kralın öfkesini hiç umursamayan kervan lideri “Hayır” yanıtına: “Hayır efendim. Bildiğim kadarıyla babanız, dedeniz ve hatta atalarınız da bu sarayda yaşadılar; bu bahçede dolaştılar. Ancak gördüğüm kadarıyla şu an hiçbiri burada değil ve evrendeki sonsuz yolculuklarına devam ediyorlar. Tıpkı bir gün sizin de yapacağınız gibi”

Kervan liderinin ders niteliğindeki yanıtını duyan kral, öfkesinden utanır ve bundan sonra gelip geçici topraklarının değil; o topraklar üzerinde yaşayan insanların kalplerinin kralı olmak için çabalayacağına dair kendine söz verir.