Yaşamak

Yaşamak

226
0
PAYLAŞ

Çok eski zamanlardan beri insanlık, kendi türünün devamı ve birlikte çoğalarak büyümenin devamlılığını korumak için ortak inanç sistemleri kurmuş ve bunu sürekli değişen koşullara uygun mitlerle beslemişlerdir. Bu düzenin devamlılığı öyle önemlidir ki kadın ve erkeğe verilen roller tam ve kurallara uygun oynanmalıdır. Olası bir farklı davranış ya da düşünme biçimi, hemen sistem dışına itilmiştir. İnsanlık tarihine baktığınızda bunu destekleyen pek çok örneğe rastlarsınız.

Sistem, üremek, hayatta kalmak ve birlikte büyük topluluklar oluşturup diğer daha az olan topluluklara hükmedebilmek ve gücü elinde bulundurmak üzerine kuruluyken, insanların birey olarak farkındalıklarını arttırması, duygularını tanımlayıp ona göre yaşamasını neredeyse imkânsız kılmıştır. Oysa bu kısır döngüyü kıracak olan da yine insandan başkası değildir.

Artık büyük büyük şehirlerimizde, inanılmaz kalabalıklar içinde yaşıyoruz. Çok meşgulüz, yapacak çok şey ama bir o kadar az zamanımız var. Bu yüzden de aynı orantıda, büyük mutsuzluklar ve yalnızlıklarımız var. Hani demiş ya şair; durup ince şeyler düşünmeye vaktimiz kalmamış artık. Daha büyük bir ev, daha pahalı bir araba, daha lüks eşyaların bizi bu derin mutsuzluktan çıkaracağına inandırılmışız. O yüzden daha çok hep daha çok koşmamız gerekli.

Yapılan bir araştırmada, ölmek üzere olan yaşlı insanların son sözlerini sorduklarında büyük bir çoğunluğunun, bir şansları daha olsa idi, daha yavaş, doğanın güzelliklerini daha çok duyumsadıkları bir hayat, çocukları ile daha çok oynadıkları ve daha çok güldükleri anılar, hayallerinden vazgeçmediği ve onları gerçekleştirmek için vazgeçmedikleri bir geçmişleri olsun istemişler. Ve en büyük pişmanlıklarının yaptıklarından değil yapmadıklarından kaynaklandığını söylemişler.

Ne garip ve ne kadar tezat değil mi?

Daha fazla geç olmadan fark etmeli belki de. Yavaşlatmalı hayatı, basitleştirip sadeleştirmeli… Ne varsa fazla, gereksiz kurtulmalı en acilinden. Daha çok hayal kurup, daha çok gerçek kılmak için çalışmalı, bahane üretip, vazgeçmeden. Çocuklar ile oyun oynamalı, oynarken de onların bize hayatın masum yanlarını hep yeniden hatırlatmalarına izin vermeli. Doğadan kopmadan doğa ile birlikte yaşamanın bir yolunu bulmalı. Ve belki de en çok sevmeli, çok sevmeli her şeyi…

Eric From çok sevdiğim bir sözünde şöyle der;
“Yaşamak başlı başına bir sanattır; gerçekten insanın uğraşması gereken en önemli, aynı zamanda en güç ve en karmaşık sanattır. Yaşama sanatında, insan hem sanatçıdır, hem de sanatın objesidir. Hem heykel tıraş hem de mermerdir, hem doktordur hem de hastadır.”

Yaşamak, yaptığınız en güzel uğraşınız olsun…
Sevgi, umut ve barış ile…

Buket Özbek
Yaşam ve Öğrenci Koçu
NLP Master

BİR CEVAP BIRAK