Yaşam… Amaç… Anlam…

Yaşam… Amaç… Anlam…

83
0
PAYLAŞ

“Hayattaki amacım ne olmalı?”

“Bu hayatta anlamlı bir şey yapmak istiyorum.”

“Yaptıklarıma anlam katmak istiyorum.”

Bu ifadeleri oldukça sık duymuşuzdur. Hatta bu ve benzeri cümleleri kendi iç sesimizden de işitmişizdir. Dernekler, sivil toplum örgütleri, yardım kuruluşları gibi oluşumlara üye olup bu “amacı” ve “anlamı” aramış; onları yaşamımıza dâhil etmeye çalışmışızdır. Bazılarımız da tinsel âlemde gezintiye çıkarak bu hayattaki amacımızın arayışı içinde olmuşuzdur.

İnanılmaz bir hızla değişen toplumsal çevrede, ileri teknolojinin de etkisiyle gittikçe yalnızlaştığımızı hissediyoruz. Böyle bir ortamda birey olma yolunda gösterdiğimiz gayretin bizleri kendimizden uzaklaştırmakta olduğunun farkına bile varamıyoruz. Oysa aramakta olduğumuz “anlam” da “amaç” da yine kendi içimizde!

Bireyler olarak “kendimizi kanıtlamaya” çalışırken “kendimizi gerçekleştirme” noktasından uzaklaşmakta olduğumuzu anlayamıyoruz. Maslow, İhtiyaçlar Hiyerarşisi’nde varılacak en üst noktayı “kendini gerçekleştirmek” olarak tanımlar. Bu noktaya erişebilen insan, kendisinin ve çevresinin gerçekliğini olduğu gibi kabul etme aşamasına ulaşmıştır. Gerçekliğin kabulü ile birlikte kişinin farkındalık düzeyi de yükselir ve “kendisini yeniden inşa etme süreci” başlar. Çoğumuz bu aşamayı “kendimizi keşfetmek” şeklinde değerlendirme yanılgısına düşeriz. Türk Dil Kurumu, keşfetmek sözcüğünün anlamını “var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak” olarak veriyor. Bu durumda akla ilk şu soru geliyor: Bizler, var olduğumuzun bilincinde değil miyiz ki kendimizi keşfediyoruz ya da yeniden keşfettiğimizi düşünüyoruz?

Farkındalık, bireyin yalnızca çevresindeki olayları ve eylemleri ayırt edebilmesi değil; bunların kendi iç dünyasında yarattığı duygular ile bu duygular karşısında yine kendisinin verdiği içsel tepkileri de gözlemleyebilmesidir. Kendi içimizdeki farkındalık seviyesi yükseldikçe hem çevremizde olup bitenleri hem de bunların duygularımızdaki yansımalarını daha sağlıklı gözlemleyebilme olanağına sahip oluruz. Duygularımızın farkında olmak beraberinde düşüncelerimizin ve eylemlerimizin de farkında olmayı ve bunların sorumluluğunu üstleniyor olmamızı getirir.

Bir sonraki aşama, elde ettiğimiz farkındalık ve benimsediğimiz sorumluluk ile ne yapmak istediğimiz sorusuna cevap vermek ve böylelikle kendimizi gerçekleştirmek yolculuğundaki amacımızı belirlemek olacaktır.

Bireyin deneyimlediği tüm bu süreç aslında kendi içerisinde bütünsel bir farkındalık, amacını belirleme ve nihayetinde kendini gerçekleştirme yolculuğunu barındırıyor. Peki, tüm bunlardan bahsederken hayatımıza katmayı istediğimiz “anlam” nerede duruyor?

Aramakta olduğumuz “anlam” aslında bu yolculuğun ta kendisi! “Yolda olmak, amacımızı belirlemek, kendimizi inşa etmek, kendimizi gerçekleştirmek” yaşamımıza katabileceğimiz en büyük anlam değil mi? Bu yolda deneyimlenen ve erişilen bütünlüğün kendisi bizim için hayatın anlamını ifade etmiyor mu?

Ünal Elbeyli