“Yaratıcı Okullar ve Öğrenciler” sadece bir hayal mi?

“Yaratıcı Okullar ve Öğrenciler” sadece bir hayal mi?

895
0
PAYLAŞ

Efe- 13 yaşında seneye Teog sınavına girecek, bu sene tüm gün süren okul ve etüt sisteminin içinde, mekanik, mekatronik ve elektrik ile ilgili deneyler ve icatlar yapmaya bayılıyor, derslerde çok sıkılıyor, test çözerken verdiği 5 dk.lık aralarda ileride yapacağı icatlar ile ilgili düşünüyor,  en çok odaklandığı zamanların icat yapmak için düşündüğü ve uygulama yaptığı zamanlar olduğunu söylüyor ama buna da hiç vaktinin olmadığını… Ders başarısı yüksek bir çocuk olduğu halde sınavlarla ilgili çok ciddi endişe yaşıyor, testlere tam odaklanamadığından şikayet ederek kendini suçluyor.

Yiğit- 14 yaşında , birinci sınıftan itibaren hareketliliği ve enerjisi yüzünden sınıfta problem yaşadığını, dikkati çabuk dağıldığı için okul dönemlerinde ilaç kullandığını ifade ediyor. İstediği Tevitöl Lisesi Teog puanını şart koşunca hayallerinden vazgeçmiş. Üstün potansiyelli bir çocuk ve ders başarısı düşük, ders dinlerken soru sormak istiyor, dersin ne işe yarayacağını bilmek onun için önemli, ezber derslerden nefret ettiğini ifade ediyor. Hayattaki en büyük isteği insanlara ve hayvanlara dokunan bir meslek sahibi olmak, kendini Teog sınavında başarısız olarak nitelendirirken geleceğe yönelik de kendisinden umutsuz…

Ada-15 yaşında , Teog sınavında başarılı, burs kazanarak iyi bir liseye girmiş. Yüksek bir puan ve bursla kazandığı lisede bu seneki ders başarısı düşük olduğu için bursunu kaybetmekle ilgili ciddi endişe yaşıyor. En büyük hayali ressam olmak, resim çizerken tüm sıkıntılarını unuttuğunu söylüyor. Resim çizmeye istediği kadar vakit ayıramadığını, sınavların çok sıkıcı olduğunu ifade ediyor.

Öğrenci koçluğunda gençlerle konuşurken (isimler değiştirilmiştir), onları hem hayranlıkla hem de içim acıyarak dinliyorum. Öyle potansiyelli, öyle enerjikler ki ama bir o kadar da istediklerini yapabileceklerine dair inançları az…

Ne yazık ki eğitim sistemimiz çocukların yaratıcılıklarını ve hayallerini öldürüyor.  Bütün çocuklar doğuştan var olan yeteneklere sahip.  İlk yaşlardan itibaren çocukların ilgili oldukları konularda merak ederek,  gözlem yaparak, deneme ve yanılma yoluyla öğrendiklerini ve çözüm yollarında bizi şaşırtacak şekilde yaratıcı olduklarını gözlemliyoruz.  Fakat tüm bu yetenekler eğitim sistemi ile birlikte köreliyor.

Aslında insanlar doğaları gereği hem ilgi alanları hem de öğrenme şekilleri yönünden birbirinden farklıdır. Biz ne zaman herkesi aynı çerçeveye yerleştirmek istersek ve bu çerçevelerin bütününe de eğitim sistemi dersek işte o zaman yaratıcılığı tam olarak öldürmekten bahsedebiliriz. Eğer amacımız  buysa doğru yoldayız demektir, fakat bunun yanlış olduğunu düşünüyorsak iyi örneklere bakıp bu uygulamaların prensiplerini anlayarak kendi  eğitim sistemimizde de buna uygun değişikliklere gitmenin doğru olacağını düşünüyorum.

Ken Robinson’un “Yaratıcı Öğrenciler”  kitabında  çocukların yaratıcılığını ortaya çıkaran bir çok farklı projeden bahsediliyor.  Bunlardan biri  “Minddrive” projesi… Bu projeye alınan öğrenciler okulda başarısız olarak adlandırılan, sosyal ve duygusal sorunlar yaşayan çocuklardır, onların etkileyici başarı hikayesini onlara kendi isteği ile yaratıcılık ve girişimcilik dersi veren öğretmenleri  Steve’den dinleyelim:

“Kürdandan köprüler yaptık, bir kitabın nasıl yazılacağına dair düşündük ve yapabilecekleri diğer şeyler hakkında konuştuk. Bu yaptıklarımız öğrencilerin süreç üzerinde düşünmesini sağladı. Öğrencilerime  “Bir berber dükkânını işletmek nasıl olurdu? Eğer yılda 80.000 dolar kazanmak istiyorsanız bunu bir berber dükkânı işletirken nasıl yapardınız?” diye sordum.  Çocuklar birbirine The New York Times’ın işletme bölümlerini okumaya başladı.” Bu, güçlü bir öğrenci katılımıyla birlikte oldukça olumlu bir adımdı.

Sonrasında ise “kavramsal düzeyde araba tasarlamak” ile ilgili projeye başladık. Biz çalışan gerçek kısımları değil gövdeyi tasarlıyorduk. Öğrenciler kendi küçük modellerini yapıyordu ve içinden birini seçip strafordan gerçek boyuttaki modelini yaptık. Çocuklar ‘Neden gerçek bir araba yapmıyoruz?’ demeye başladılar. Artık saçma sorular sormaya korkmuyorlardı. Ben yüz defa yapamayacağımızı söyledim ama en sonunda ‘Öğrenciler kalıpların dışına çıkmaya başladı ve benim bunun için bir yol bulmam gerekiyor.’ diye düşündüm. Kaza yapmış Indy  yarış arabası buldum ve onu öğrencilerime verdim. Öğrenciler kürdan ve strafor gibi hayali şeylerden yola çıkarak araba tamir etmek gibi daha somut şeyler yapmaya başladılar. Daha önceden bir yarış arabası olarak kullanıldığından araba aşırı derecede hafifti. Öğrencilerime çevre sorumluluğunu ve yeni teknolojiyi öğretebildiğimi fark ettim ve yarış arabasını elektrikli bir araca dönüştürmeleri için onlara yardım ettim. Bu çalışma yeni bir projeye dönüştürüldü ve” Minddrive” olarak adlandırdı. Öğrenciler birden önemli bir şey yaptıklarını hissettiler ve kendilerini yetkili kişiler olarak gördüler. Süreç içerisinde makine ve teknoloji hakkında birçok şey öğrenmekle birlikte bir takım kurmanın ne demek olduğunu da anladılar.  Öğrenciler 4 araba daha yaptılar.

Okul grupları, ticaret okulları, yerel dernekler ve Sierra Club’da dahil olmak üzere birçok dinleyiciye sunum yaptılar. 2013 yılında, Karmann Ghia ile Akron’dan Washington D.C.’ye gittiler.Bu araç sosyal medyada bahsedilen “social fuel” donanımına sahipti. Sosyal medyada bu konuyla ilgili kampanya başlatıldı ve birçok farklı ülkede haber programlarında öğrencilerin bu başarısına yer verildi.”

Burada mesleğine tutku ile bağlı olan bir öğretmenin başarısız olarak adlandırılan bu öğrencilere  mentorluk yaptığını,  ilgilerini ve meraklarını beslediğini , teşvik ettiğini görüyoruz. Bu şekilde bu öğrenciler kendilerinin bile farkında olmadıkları potansiyellerini ortaya çıkararak önemli bir projeye imza atmışlardır.

Öğrenciler keyif aldıkları zaman öğrenirler. Bireysellik önemlidir. Eğitimin içeriğinde öğretmen tarafından verilen işlevsel bilgi önemlidir. Çocuklar bilgiyi gerçek hayata nasıl uyarlayacağını bilmek isterler. İlgi alanları çok önemlidir, öğrenciler  ilgili olduğu alanlarda desteklenirse mutlu ve üretken olurlar, çeşitli yeteneklerinin desteklendiği geniş bir müfredat ile gelişim gösterirler. Öğretmenler direk öğretici değil merak uyandıran, öğrenmeye olanak sağlayan olmalıdır. Bu şartları eğitim sisteminde sağlamak hayati derecede önemlidir.

Efe ilgi alanında icat yapacak proje tabanlı bir okulda test sistemi olmadan okuyabilseydi, endişeleri olmayacak, çok sevdiği hayalini belki de küçük yaşlarda büyük başarılara imza atarak gerçekleştirebilecekti. Yiğit sürekli oturup ders dinlemesi için zorlanan bir eğitim sisteminde olmasaydı belki de ilaç kullanmadan tüm enerjisini insanlara ve hayvanlara yardım etmeye adayacak, sosyal sorumluluk projelerinin lideri olacak ve kendini başarılı hissedecekti. Ada zamanının çoğunu resime vererek  hayatını mutlu yaşayacak ve ünlü bir ressam olabilecekti.

Bunlar hayal mi? Bence değil, olmamalı… Önce eğitimciler sonra da veliler olarak sorumluluğumuzun büyük olduğunu düşünüyorum.  Şikayet etmeyi bırakmalı,  eğitimde iyi örnekleri takip etmeliyiz. Uzmanlar olarak bu konuları konuşmalı, öğretmenler olarak bunları uygulayacak fırsatlar yaratmalı, veliler olarak da talep etmeliyiz.  Değişimler süreç içerisinde yavaş gerçekleşecek  olsa da ilk adımı atmak son derece önemlidir, bunu da başaracak olanlar ise sadece bizleriz…

Banu Evren  / Öğrenci ve Aile Koçu