Yanlış anlaşılmaların temel nedeni

Yanlış anlaşılmaların temel nedeni

63
0
PAYLAŞ

Hiç bir arkadaşınıza sorununuzu anlattığınızda, konunun sizin için ne kadar önemli olduğunu kavrayamadığını fark ettiniz mi? Ya da bir konu hakkında tartışırken, karşı tarafın sizi onu dinlememekle suçladığı oldu mu? Karşınızdakiyle yüz yüze, aynı dili konuştuğunuz durumlarda dahi, arada bir şeylerin eksik olduğunu, nedense birbirinizi anlamadığınızı hissettiğiniz anlar elbette olmuştur. Bunun nedeni iletişimsizlik olarak adlandırdığımız sorun.

İletişimsizlik
Bir şekilde hepimiz iletişimsizliği yaşamışızdır. İletişimsizlik; kafa karışıklığına, düşmanlıklara ve anlaşmazlıklara yol açabilir. Bundan çok daha kötü sorunlara da neden olabilir. Dolayısıyla iletişimsizliği mümkün olan en az seviyeye indirmek, kendi adımıza ve ilişkilerimiz için yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri. Ve şanslıyız ki, iletişimi anlayarak bu sorunu çözebiliriz.
İnsan iletişimi karmaşıktır. İnsanlar onlarca yıl boyunca iletişim kurduğumuzda neler olduğunu sordular ve buna yanıt aradılar. Buna verilen en genel yanıt ise, iletişimin bir kişiden diğerine direkt olarak iletilen bir mesaj olduğu yönündeydi. Tıpkı bir topun iki taraf arasında birbirine atılarak oynandığı bir oyun gibi. Ancak gerçekte; bu basit model iletişimin karmaşıklığını açıklayamadı.

Daha sonra geliştirilen modellerde iletişim top alışverişinden ziyade bir top yakalamaca oyununa benzetildi. Bu model, iletişimin pek çok ek zorluğunu kabul etti. Buna göre; mesajımızı ilettiğimizde, karşı taraftan da geri bildirim alıyoruz ve karşılıklı etkileşim sayesinde anlamı birlikte yaratıyoruz.

Öznellik faktörü
Ne var ki; bu anlam değiş tokuşunda başka sorunlar ortaya çıkıyor. Düşüncelerimizi ve hislerimizi tümüyle paylaşmamız mümkün değil. İnsanlar olarak; mesajları kendi öznel bakış açımızdan gönderiyoruz ve bu şekilde alıyoruz. Dolayısıyla mesajları kendimize göre yorumlayarak ifade ediyor ve duyuyoruz. Kendimize ait filtrelerimiz devamlı olarak anlamları ve yorumları değiştiriyor. Ve bu filtreleri etkileyen çok fazla faktör var: geçmiş deneyimler, yaş, ırk, cinsiyet, etnik köken, din, aile geçmişi ve daha bunlar gibi bir sürü şey…

Başka uyaranlar
Öznellik faktörünün yanı sıra iletişim esnasında bireylerin farklı uyaranlarla dikkatlerinin dağılması da olası. Dışarıdan gelen bir gürültü, açlık hissi ya da duygular bile anlama yetimizi etkileyebilir. Üstelik iletişime daha fazla insan eklendikçe, her biri kendi öznellikleriyle gelmiş olur ve iletişimin karmaşıklığı da artar. Bu da iletişimsizliği arttırabilir.

İletişimsizliği azaltmak için yapabileceklerimiz
Peki bu konuda neler yapabiliriz? İletişim konusunda uzman, kitap yazarı Katherine Hampsten’in bize 3 önemli uyarısı var:

Hampsten’a göre; öncelikle pasif duyma ve etkin dinleme aynı şeyler değil. İletişim kurduğumuz kişilerin sözlü ve sözsüz geri bildirimleriyle yakından ilgilenmeli, mesajlarımızı anlaşılmalarını kolaylaştıracak şekilde ayarlayarak aktarmalıyız.

Daha sonra sadece kulaklarımızla değil, aynı zamanda gözlerimizle de dinlemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü Hampsten’a göre, iletişim sözcüklerden çok daha fazlası.

Ve son olarak da; anlaşılmaya çalışırken anlamak için de zaman ayırmaya dikkat etmeliyiz. Çünkü kendimizi ifade etme telaşında iletişimin iki yönlü bir kanal olduğunu unutmamız hayli olası.

BİR CEVAP BIRAK