Yalnızlık Kaderiniz mi?

Yalnızlık Kaderiniz mi?

21
0
PAYLAŞ

Kalabalıklar içinde kendinizi yalnız hissettiğiniz zamanlar mutlaka olmuştur. Özellikle de büyük bir şehirde yaşıyorsanız. Peki, zaman zaman ‘Keşke biraz yalnız kalabilsem!’ dediğiniz anlar? Paylaşılamayan yalnızlıklar? Yalnız kalmanın verdiği o özgürleştirici ve rahatlatıcı muhteşem his? Sosyalleşemeden duramadığımız, başkalarına ihtiyaç duyduğumuzda hissettiğimiz yalnızlık hissi ile yalnız kalma ihtiyacı arasındaki farklılık nereden geliyor hiç düşünmüş müydünüz? ‘Keşke yanımda biri olsaydı!’ cümlesinin ifade ettiği yalnızlık hissiyle ‘Keşke biraz yalnız kalabilsem!’ cümlesindeki yalnızlık ihtiyacını birbirinden ayırabilmek ve anlamlandırabilmek için önce yalnızlığın ne olduğunu anlamak gerekiyor. 

İnsanoğlunun sosyal canlılar olduğu ve ruh sağlığımızı koruyabilmek için çevremizdeki diğer insanlarla iletişimde olmamız gerektiği kaçınılmaz bir gerçek. Harvard Üniversitesi’nde yapılan ‘Mutluluk Araştırması’ kapsamında 75 yılda yüzlerce katılımcıdan toplanan verilerden elde edilen sonuçlara göre bizleri sağlıklı ve mutlu kılan tek şey, kurduğumuz anlamlı ve derin ilişkiler. Pandemi dönemi de bu araştırmanın sonuçlarını destekler şekilde hepimize sosyalleşmenin, bağ kurmanın ve diğer insanlarla iletişimde olmanın nasıl en temel insan ihtiyaçlarından biri olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Ancak diğer yandan kalabalıktan ve sosyalleşmekten yorulup kendimize dönmek ve yalnız kalabilmek, en az sosyalleşmek ve anlamlı ilişkiler kurmak kadar doğal ve önemli ihtiyaçlarımızdan. Kimi zaman sosyalleşebilmek için enerji depolamak, bazen de – her sosyalleştiğimizde pozitif enerjiyle yüklenmediğimizi varsayarsak – üstümüzde biriken negatif enerjiyi atmak için yalnız kalıp deşarj olma ihtiyacı hissediyoruz. Başkalarının yanında dinlemekten utandığımız müzikleri son ses açıp dans etmek, kendi kendimize bağırarak şarkı söylemek, meditasyon yapmak, kitap okumak ya da kişisel bakımımıza vakit ayırmak için yalnız kalabilmek istiyoruz.

Yalnızlık kelimesinin sözlük anlamı olan ‘tek başınalık, ıssızlık’ tanımı, aslında yalnızlığa negatif ya da pozitif bir kavram olarak atıfta bulunmayan, son derece nötr bir açıklama. Sosyal bir canlı olan insanoğlu için ‘yalnızlık’ çoğu zaman negatif bir kavram gibi algılansa da, yalnızlığa atfettiğiniz anlamın olumlu ya da olumsuz oluşu ‘neden’ yalnız olduğunuzla doğrudan bağlantılı. Yani, tercihli olarak yalnız kalmak istemeniz ya da yalnız bırakılmış hissetmeniz, yalnızlığın tanımını pozitif ya da negatif anlamda çerçevelendirmenize neden olabiliyor.

Tercihli ve istemli bir yalnızlık tamamen kendi tercihimizken ve fiziksel bir yalnızlığı ifade ederken; yalnızlık hissi çevremizde ne kadar insan bulunduğundan bağımsız deneyimlenen, duygusal ve kompleks bir sürecin ürünü. Bu ikisi arasındaki farkı iyi anlayabilmek içinse, önce her birinin ne anlama geldiğini, nasıl ortaya çıktığını ve deneyimlendiğini anlamak gerekiyor.