YA TEK BİR DOĞRU YOKSA…?

YA TEK BİR DOĞRU YOKSA…?

81
0
PAYLAŞ

Üniversitedeyken hayalim akademisyen olmaktı ancak şartlar farklı gelişti ve bambaşka bir yolda ilerledim. O zaman bana neden akademisyen olmak istiyorsun diye sorsalardı, tam olarak nasıl bir cevap verirdim, emin değilim. Belki gelişime olan tutkum, belki çevremdekilerin yönlendirmeleri, belki sosyal ve insanı seven yapım, belki de akademik dünyanın sağlayacağını düşündüğüm avantajlar ve prestij…

O zamanlar şimdiki gibi kişisel farkındalık konuları gündemde değil tabii; hangi seçimi neden yaptığımız konusunun çok da net bir cevabı yok. Kendi hayatımda, hayat beni nereye sürüklese oraya gitmişim… Taa ki kendimi gerçekten tanıyıp, ne istediğimi ve neden istediğimi fark edene kadar… ICF’den (International Coaching Federation) aldığım son unvanım bana bunları hatırlattı. Koçluk yolculuğunda da kendi içinde unvanlar var. Siz geliştikçe, deneyim kazandıkça, ürettikçe, unvanlarınızı da geliştirmeniz söz konusu. Üniversitelerdeki Yardımcı Doçent, Doçent, Profesör gibi düşünebilirsiniz, bir bakıma. İşte bütün bunları düşündürdü bana PCC (Professional Certified Coach) unvanına sahip olmak; içinde bulunduğum ortama, iletişimde bulunduğum insanlara ve yaptıklarıma baktım.

Birden yıllar önceki akademisyen olma hayalimle çok örtüştürdüm; yine gençlerle birlikteydim, yine sosyalleşme imkanına sahiptim ve sürekli gelişim sürecinin içindeydim. Temelde akademisyen olmak istememin nedenlerini (şimdi bunu çok daha net bir şekilde anlayabiliyorum) farklı bir biçimde elde ettiğimi fark ettim. Temel ihtiyacım sosyalleşmek, insanlarla iletişimde olmak, katkı sağlamak ve kendimi geliştirmekse, bunu hayata geçirme fırsatını elde ettiğimi ve zaten uzun zamandır bu ideallerimi gerçekleştirmek üzere çalışmış olduğumu fark ettim.

Diğer yandan, karşıma çıkan çeşitli proje ve çalışmalarda, yıllar içinde biriktirdiğim farklı deneyimlerin ne kadar kritik rol oynadığını gözlemledim. Bu farkındalık sonsuz şükürü de beraberinde getirdi. Öğrencilerle bireysel kariyer yönetimi ile ilgili yaptığımız çalışmalarda sıklıkla gündeme gelen konulardan biri “ya yanlış seçim yaparsam” endişesidir. Burada doğru ya da yanlış yok; o an için en uygun olan seçimlerden bahsedebiliriz belki. Hayatta kim olmak istediğimizi ve varmak istediğimiz noktayı belirledikten sonra oraya bizi götürecek tek bir doğru olmayabilir, sayısız alternatif olabilir; tıpkı benim örneğimde olduğu gibi. Üstelik bu yolculukta, edindiğim deneyimlerin ve kazanımların değeri tarifsiz. Önemli olan girdiğimiz yolda ilerlerken edindiğimiz birikimler ve deneyimler, hedefimizi odak noktamız yapıp ona doğru sabırla, inançla, vazgeçmeden ilerlememiz. Bakış açımızı genişletmek, olası alternatifleri fark ederek bunları değerlendirmek ve hedefimize ilerlemek asıl önemli olan… O hedefi bize gerçekten hedef yapan unsurların tam olarak neler olduğu bilinciyle…

Şems-i Tebrizi’nin dediği gibi: “Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye, endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?” Hayat yolculuğumuzda hedefimizi netleştirip her ne olursa olsun bu farkındalıkla, azimle, inançla, gayretle ilerlersek,  hedefimize varma sürecinde bizi zenginleştirecek ve çok daha donanımlı hale gelerek sürünün arasından sıyrılmamıza yardımcı olacak unsurlara ulaşıp ulaşmayacağımızı kim bilebilir ki…?

Ayça Aytaç, PCC, SCPC

Profesyonel Koç

Licensed Master Practitioner of Neuro-Linguistic Programming®

İzotomi Analisti

Eğitim ve Kariyer Danışmanı

Eğitmen