Vücut, Zihin ve Meditasyon

Vücut, Zihin ve Meditasyon

71
0
PAYLAŞ

Meditasyon bir zamanlar Doğu’dan gelen bir yenilik olarak algılanmış olsa da şimdilerde birçok Batılının ortak bir alışkanlığı haline gelmiş durumda. Bazılarının bilmiyor olabileceği bir şey şudur ki; vücut, zihin ve meditasyon arasında derin bir ilişki vardır.

Meditasyon bir açıdan beyni şekillendirir, bunun sonucu olarak da duygularımızı ve vücudumuzu etkiler. Vücut, zihin ve meditasyonun birbirleri ile nasıl etkileşime girdiğini anlamak için değinmemiz gereken bazı teknik konular var. Hadi bu konuların neler olduğuna bir göz atalım.

İşte beynin meditasyon yapılırken çalışan kısımları ve çalışma şekilleri:

Lateral prefrontal korteks bir şeylere daha rasyonel bir perspektiften bakabilmemizi sağlayan beyin yapısıdır. Lateral prefrontal korteks duygusal deneyimlerin düzenlenmesinde rol alır ve bir şeyleri kişisel olarak alma eğilimimizi kısıtlar. Bu bölge genelde değerlendirme merkezi olarak bilinir.

Mediyal prefrontal korteks beyninizin sizinle sürekli olarak kendinizle ilgili konuşan kısmıdır; deneyimleriniz, fikirleriniz ve hedeflerinizden bahseder. Sizin kendinize ve etrafınızdaki herkesle ilişkilerinize dair olan tüm bilgileri işler. Bu bölgeyi öz-referans merkezi olarak biliriz. İki bölümden oluşur. Bölümlerden biri aynı konuda uzun uzadıya düşünüp durmanızda (ruminasyon) ve endişelerinizin artmasında rol oynar. Diğer bölüm ise empatide büyük bir rol oynar.

İnsula beynin bedensel duyumları kontrol eden ve bağırsak seviyesinde duyguları deneyimlemekten sorumlu kısmıdır. İnsula, vücudunuzdaki hislere bağlı olarak tepki seviyenizi kontrol etmeye yarayan bir sistemin bir parçasıdır.

Amigdala insanların organik alarm sistemidir ve aynı zamanda korku merkezi olarak da bilinir. Tehlikeli olarak algıladığımız durumlarda ortaya çıkan ‘savaş veya kaç’ tepkisi ile de doğrudan bağlantılıdır.

Meditasyon Yapmayan Bir Beyin Nasıl Çalışır

Meditasyon yapmayan bir beyin, öz-referans merkezine yüksek derecede bağımlı olduğu için ‘kendi içine sıkışmış’ hissedebilir. Dahası, bu merkez korkuyu hisseden bedensel merkezlere de bağlanır ve bu durum bu iki merkezin arasında güçlü sinirsel bağlantılara neden olur. Bu durumda, ulaşılan bilgilerin çoğunu işleyen yer öz-referans merkezidir.

Bu bağımlılık bazı insanların neden negatif düşüncelere bağımlı hale geldiğini açıklar. Bunun nedeni, öz-referans merkezi ile değerlendirme merkezi arasındaki ilişkinin zayıf olmasıdır.

Değerlendirme merkezinin çalışma kapasitesini arttırdığımızda, yukarıda da bahsetmiş olduğumuz üzere bir şeyleri kişisel alma eğilimine sahip olan öz-referans merkezinin aktivite miktarında hatırı sayılır miktarda bir azalma görülür. Bu, diğer insanların duygularını anlamamızı sağlayan kısmımızın aktivite miktarını da arttırır. Bu temelde, alınan tüm bilgileri özümsemenin bir yoludur; hatalı veriler atılır ve aşırı düşünme ile endişe azaltılır.

Meditasyondaki Beyin

Düzenli olarak meditasyon yapan bir beyinde birkaç şey gerçekleşir. Örneğin, öz-referans merkezi ile bedensel korku merkezi arasındaki bağlantılar kırılmaya başlar. Bu, bireyin korkuya tepkilerinin gücünü azaltır. Aslında, düzenli bir şekilde meditasyon yaptığımızda anksiyetemizin azalmasını da bu şekilde açıklayabiliriz.

Bunun aksine, değerlendirme merkezi ve korku merkezi arasında daha güçlü bir sinirsel bağlantı kurulur. Bu da, tehlikeli olma potansiyeli olan bir şey ile ilgili bedensel korku hissi beyne ulaştığında, beynin otomatik olarak korku tepkisi vermek yerine bu durumu daha rasyonel bir şekilde değerlendirebilmesini sağlar. Ek olarak, bu bireyin hayatlarında gerçekleşen şeyler ile ilgili hipotezler yaratmayı bırakmasına da yardımcı olur (ruminasyon).

Empati: Ek Bir Avantaj

Düzenli olarak meditasyon yapan bir beyinde öz-referans merkezi ile empati ile ilgilenen bedensel hislerin merkezi arasındaki bağlantıda büyük bir artış vardır. Meditasyon sayesinde beynimizin empatiyi deneyimlememizi sağlayan kısmını aktifleştiririz: insula. Bu şekilde diğer insanların zihinsel durumlarını, arzularını, hayallerini ve motivasyonlarını anlayabilecek hale geliriz.

Vücut, Zihin ve Meditasyon

Negatif duygulardaki düşüş bağışıklık sistemini direkt olarak etkiler gibi görünmektedir. Buna ek olarak, düzenli olarak meditasyon yapmak kalbinizi yavaşlatır ve kan damarlarınızı genişletir.

Bazı çalışmalar transandantal meditasyon ile kan basıncının düşmesi arasında bir bağlantı bulmuşlardır. Bunun üstüne, bu pratik endokrin sistemine de fayda sağlar. Meditasyon yaptığınızda mutluluk hormonu olarak adlandırılan endorfin salgılarsınız. Bu şekilde stres hormonu seviyelerinizi yeterli miktarda tutmayı başarırsınız. Vücut, zihin ve meditasyon el ele gider.

“Zihninizi sessizleştirin, o zaman ruhunuz konuşacaktır.” – Tracy Kennedy