Varoluşsal Boşluk

Varoluşsal Boşluk

267
0
PAYLAŞ

Varoluşsal boşluk bir anlam krizidir. Hayatı anlamsız kılan içten içe bir his, dış dünyadan kopuk ve yalnızca acı çekilen bir yer.

Hayat anlamsızdır. Yaşama karşı kayıtsızca hisseden insanlar arasındaki temel inanç budur. Bu, adaletsizliğin ağırlığını ve etraflarındaki her şeyle bir çeşit kopukluk hisseden insanların inancıdır. Başka bir deyişle, bu kişilerin hissettiği şey varoluşsal boşluk.

Bu kişiler, genellikle, ölüm ya da özgürlükten yoksun olmak gibi derin konular hakkında düşünmekten hoşlanan insanlardır ve onları içten içe tüketen varoluşsal bir boşluktan kurtulamazlar. Bu, toplumun neyin değerli olup olmadığına ve anında memnun olmaya dair sürekli mesajlar vererek katkıda bulunduğu bir boşluktur.

Ama aynı zamanda çektikleri ıstıraptan kurtulmak amacıyla sürekli olarak haz peşinde koşarlar. Mesele, dikkatlerini hissettikleri boşluğa yöneltmiyor olmalarıdır.

Bazı insanlar için, “Hayat neyi yaşamaya değer?” sorusuna iyi bir cevap yoktur. Hiçbir şey onların içindeki boşluğu doldurmaz, hiçbir şey onları tatmin etmez ve bu da, onları tam olarak acı çektikleri psikolojik bir duruma sürükleyen şeydir. Çoğu kez, bu durum derin bir depresyona veya kendine zarar verici bir davranışa dönüşür.

Varoluşsal boşluk, bir anlam krizidir ve kendini, düşünce tutarsızlığından dolayı dünyayı farklı bir bakış açısı ile gören biri olarak ya da acı çekmekten kaçınmak için sürekli olarak haz peşinde koşan biri olarak tanımlamanın bir sonucudur. Bu, günümüz dünyasında yaygın bir fenomendir, o yüzden daha ayrıntılı bir şekilde inceleyelim.

Varoluşsal boşluk: uçurumun derinliklerinde hissetme

Zihninizde gelişmekte olan hayatın anlamı, amaçladığınız şeyler gerçekleşmediğinde parçalanıp kaybolabilir. Gerçekte olan ile beklentileriniz arasında büyük farklılıklar ortaya çıktığında, hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. 

Ayrıca, ciddi durumlar belirlilik ve güvenlik duygularınızı tehdit ettiğinde ve bunlarla yüzleşecek enerjiyi kendinizde bulamadığınızda da, hüsrana uğrayabilirsiniz.

Bütün bunlar, varoluşsal engellenmenin yoğun bir halini yaşamanıza  ve bazen acı dolu bir boşluk hissetmenize neden olur. Bu, sanki içinizde anlamsız şeylerin varlığı tanımladığı ve diğer kişilerle iletişim kurma yeteneğinin kaybolduğu bir boşluk taşımışsınız gibi hissettirir.

Psikolog Benjamin Wolman, bu durumu “varoluşsal sinir bozukluğu” olarak kavramsallaştırmış ve şu şekilde tanımlamıştır:

“…hayatın anlamını yakalamada başarısız olmak. Yaşamak, mücadele etmek, umut beslemek için bir neden bulamadığınız hissiyatıdır. …Hayatta bir güdüm, bir amaç bulmaya yeterli olmama hissidir. İnsanlar, yaptıkları işlerde çaba sarf etseler bile tutkularının olmadığına inanırsınız.”

Bu durumun sosyal yönü

Psikoterapist Tony Anatrella gibi bazı yazarlar, anlam kaybının, özsel-aşkınlığa ulaşmayı engelleyen bencil davranışlardan oluşan kişinin kendi egosunu tatmin etme çabasından kaynaklandığına işaret ederler.

Ve diğer yazarlar, bu durum söz konusu olduğunda, hayatı anlamsız bulmanın izole olmakla ilişkili olduğunu, bireysel değerleri üstün tutmanın ve yanlış bir şekilde hazzın peşinden koşmanın mutluluğun anahtarı olarak görmek olduğunu savunuyorlar.

Yani, kendi bireysel arzularınıza odaklanıyor olabilirsiniz. Bu da, bir arada yaşama, dayanışma ve ya saygı gibi sosyal yönlere ilişkin hissin azalmasına neden olur.

Gerçekliği algılayamadığınız zaman ve asıl amacınızın mutlu olma hedefine dönüştüğünde, varoluşsal boşluk yaşama olasılığınız çok yüksektir. Sevinç gibi keyifli ve kısa süreli duygular, haz hissetmenize neden olur ama kendinizi gerçekleştirmenizi sağlamaz. Herhangi bir haz duygusunda olduğu gibi, alışkanlık yapabilir veya sizi esiri altına alabilir.

Öyle ya da böyle, hayatınızda sadece iyi değil, aynı zamanda sizin tarafınızdan gerçekleştirilen bir şey yapmanız gerekir. Bu nedenle, hayatın anlamı arzu ettiğiniz ve ihtiyacını duyduğunuz kaderinizle bağlantılıdır. Çünkü, bu arzu sayesinde kendinizi özgür bir şekilde geliştirebilirsiniz.

Kendinizi bir kere mutlu hissettiğinizde, özgürlüğünüz içkin sınırları aşar ve hayatın anlamının maddi ya da ölçülebilir değil, bundan çok daha fazlası olduğunu anlarsınız.