Uzmanı olduğun ama seni her gün yavaş yavaş öldüren işinden ayrılıp seveceğin...

Uzmanı olduğun ama seni her gün yavaş yavaş öldüren işinden ayrılıp seveceğin yeni bir işe başlamak nasıl mümkün olabilir?

3028
1
PAYLAŞ

Kenara sıkışmışlık.
Sıkıntı, bitmeyen bir sıkıntı.
Sevmediğin ama iyi olduğun bir işi yapmak…

Maaşın iyi, iş arkadaşların iyi, ölmüyorsun ama solunum desteğine bağlı yaşıyorsun. Daha iyi olmaya çalışmıyorsun, feedbackler sana bir şey ifade etmiyor, bir an önce bitirip gitmek istiyorsun işini, ama iş bitmiyor.

Nasıl bitsin… İçindeki isyanla, karşı çıkmayla beynin seni kollarından tutuyor. Bu işi yapmanın sana iyi gelmediğini biliyor çünkü.

Sense iyi aile çocuğu, doğru davranmak istiyorsun. Orada çalıştıkça işini daha iyi yapman gerektiğini biliyorsun, sana para ödeyenlere haksızlık yapmak istemiyorsun. Ama bu işi de yapmak istemiyorsun. Keşke söyleyebilsen, keşke sana daha fazla iş vermeseler. Söyleyemedikçe kendini yalancı hissediyorsun. Sana güvenen insanlar var, sense içinden istifa etmişsin.

Dışından… edemiyorsun.

Ne yapacaksın ki? Senelerdir bunu yapmışsın. CV’ne bakınca bu isin uzmanısın. Neden seni başka bir işe kabul etsinler? Zaten bundan daha iyisini mi bulacaksın? Ya yine aynı şey olursa?

Şu an hiçbir şey yapmak istemiyorsun.
Bırakıp gitsen…
Ya da bir şey çıksa, piyango filan mesela… da çalışmak zorunda kalmasan.

Nasıl olacak bu işler?

Dertli dostum, seni anlıyorum çünkü ben de benzer yollardan geçtim. İlk işimde depresyona girdim. Fiziksel olarak da çöktüm. Doktora gidip anlattım, antidepresanla ayrıldım. Ama anladım ki bende bir sorun yok, sorun istemediğim bir şeyde kendimi çok zorlamamda ve başka çıkar yol görmememde.

Öyle mi gerçekten? Yok mu başka çıkış yolu?

Bazen kendimizi öyle bir cendereye sokuyoruz ki hiç bir şey göremez, duyamaz, hissedemez oluyoruz.

Küçük, karanlık bir odaya tıkılıp, oturduğumuz yerden, küçük bir kapı deliğinden görüyoruz her şeyi. Kapıyı açıp dışarı çıkmayı ya da ışığı açıp odaya bir bakmayı unutmuşuz çünkü karanlığa alışmışız.

Şimdi sana benim nasıl karanlıktan çıktığımı anlatacağım, belki sana da faydası olabilir dostum.

Seni yavaş yavaş öldüren bir işten sevdiğin işi yapmaya giden 10 adım

Fonksiyonel hale gel

Eğer uyuyamıyorsan, yiyemiyorsan, çok yiyorsan, çok içiyorsan, çok uyuyorsan, sürekli yorgunsan, çok mutsuzsan, çok ağlıyorsan, çok değiştiysen, düşünemiyorsan yardıma ihtiyacın olabilir. Psikolojik destek alman sıfırlanman için iyi bir fikir olabilir. Kendini fonksiyonel hale getirdiğinde değişebilirsin. Çünkü gücüne ve potansiyeline ihtiyacın var.

Gücünü ve enerjini tekrar kazan

Spor yap, koş, terle.
Sevdiğin şeyleri hayatına sok, fazlalaştır.
Birilerine yardım et, ailenle vakit geçir.
Hayvan sev, doğada vakit geçir, seyahat et,
Pazara git, insanları izle, yaz, çiz, dövüş, seviş.

Hayatındaki güzel şeylere odaklan

Çok kişisel gelişimci teyze gibi duyulacak olsa da ‘it works’. ‘Where focus goes, energy flows’. Neye odaklanırsan enerji oraya akar.
Neler var hayatında şükredeceğin? Sevdiğin insanlar, sevgiyi hissedebilmek, nefes almak, yemek ve yemekten zevk alabilmek….Kendini kötü, olumsuz, umutsuz, yalnız hissettiğinde aklından şükredeceğin şeyleri geçir. Elini korkak alıştırma, büyük, küçük her şeyi gözünün önüne getir. İstersen yaz, istersen söyle, istersen o kişilere arayıp söyle. (Ormanı sev, ayıyı öp.) Sevgi hayatında fazlalaşınca kendini daha iyi hissedeceksin.

Çevreni değiştir, çerçeven değişsin

Ne hissettiğini anlamayan insanlar mı var çevrende? Herkes senin verdiğin önemi vermiyor işe. Herkes senin gibi dürüstlük değerine sahip değil. Bir sürü insan salla başı, al maaşı, çek fişi bitir işi, bir alışveriş bir fiş çalışıyor, kafa yormuyor, fayda yaratmaya çalışmıyor. Sen bunu önemsiyorsun. Sen kendin ve dünya için bir değer yaratmak istiyorsun. Sen anlam arıyorsun. Onların seni anlamaması normal. Bazen sevdiğin insanlar da anlamayacak seni. Onlar senin ‘iyiliğini’ düşünecek çünkü. ‘Gül gibi işin maaşın var, bunlar kenara atılır mı?’ diyecekler.

‘Kendini nasıl belirsizliğe bırakırsın’ diyecekler. Seni korumak isteyecekler. (Sanki sen kendini koruyamazmışsın gibi) Kafanın bulanmasına izin verme.

Senin geniş alanlara ihtiyacın var kafanın berraklaşabileceği. Bu geniş alanlar anlayış, dinlenme, sorular üretme, cevaplar bulmaya çalışma, bazen bir akıntıyla sürüklenme, sonra kendi dalganı oluşturma ve bir yerlere gelme şeklinde olacak. İnan bana bir berraklaşınca gürül gürül akacaksın.

İşte o berraklaşma noktasında temiz kaplara, havuzlara ihtiyacın olacak dostum. Dilediğin gibi konuşmana, istediğin zaman susmana, bağırıp çağırmana, korkmana, düşüp kalkmana lzln veren yerlerin olsun. Var böyle yerler. Buna ihtiyaç duyan başka insanlar. Bu insanlar senin camin, kilisen dostum. Düzenli git. ‘Show up’

Ben destek grubumu Live Your Legend’da buldum. Sorular sordum, cevaplar buldum, yönümü buldum, yolumda giderken başka gruplarla tanıştım, yol arkadaşlarım çoğaldı. Sen de bulabilirsin. Bulamazsan kendin oluşturabilirsin.

Koçluk al

Koçluk bana çok faydalı oldu, oluyor.
Akıp gidiyor, bollaşıp daralıyor, akışını buluyorsun.

O karanlıkta oturduğun delikten baktığın oda var ya, ışıkları açıp içine bakıyorsun. Her şeye tek tek dokunup algılıyorsun. İhtiyacın olup olmadığını değerlendiriyorsun. Orda neden o sandalyede karanlıkta oturmayı seçtiğini görüyorsun. Seçimlerini görüyorsun. Yaptığın seçimlerin sonuçlarını yaşadığını görüyorsun. Yeni seçimler yapabildiğini görüyorsun.

O delikten dışarıyı nasıl gördüğünü, ne hissettiğini tanımlıyorsun. Aydaki yansımana bakıyorsun. Orada karanlıkta oturan sana dışarıdan bakıyorsun. Bakarken dışarıyı da görüyorsun. Dışarıdan içeriyi görüyorsun. Belki içeri girmek istemediğine karar veriyorsun, belki de dışarıdan bakınca içerinin aydınlıkta çok daha iyi göründüğünü anlayıp içeride yeni bir pozisyon almaya karar veriyorsun. Ama her şekilde hareket ediyorsun. Sorumluluk alıyorsun. Aksiyon alıyorsun. Hissediyorsun, değiştiriyorsun, canlı hissediyorsun.
Anlam geri geliyor, iyi hissediyorsun.

İşaretleri takip et ve hedefini bul

Şu anda başka ne is yapacağını bilmiyor olabilirsin. Hareket etmeye, yolda yürümeye başlayınca duyuların, yetilerin açılacak. Bazı işaretler alacaksın. O işaretleri takip et.
Nelerden bahsedince gözün ışıldıyor, kalbin çarpıyor, karnında kelebekler uçuşuyor?

Kim bir şeyi iyi yapamadığında sinirleniyor, ‘Böyle mi yapılır bu iş!’ diyorsun?
Nelerden bahsedildiğinde fikrin sorulmasa bile fikrini beyan etmeden duramıyorsun?
Kimin yaptığı işe için gidiyor?
Sevdiğin, yapmak istediğin iş işte oralarda… Gizli değil aslında apaçık ama işaret dili farklı. Senin dili çözmeni bekliyor.
İşaretleri takip et ve hedefini bul. Hedefini bulunca da keşfetmene, denemeler yapmana izin ver.

Kendine inan

Bu dünyada sana ait olan tek kaynak kendin, bedenin, ruhun, zihnin. Kendinden şüphe etmek kaynaklarını bloke etmek demek. Kendinden şüphe ettikçe şüpheni haklı çıkaracak kanıtlar arayacak ve bulacaksın.
Oysa sen sevdiğin işi, anlamlı işi yapmak istiyorsun. Bunun için kaynaklarını sonuna kadar kullanmaya ihtiyacın var.
Şunu anladıktan sonra kendimden hiç şüphe etmedim: Bugüne kadar yaptığım her şey kendim için en iyi seçimdi.
Neye karar verdiysen kendin için en doğru olduğunu düşündüğün, hissettiğin için karar verdin. Zararlı olduğunu düşündüğün şeyler bile sana fayda sağladı, yoksa yapamazdın. Bunu bil.
Şu anda da karar verdiğin şey senin için en doğru şey. Karar ver ve bitir. En doğruya karar verdiğine emin ol.

Kendini tanı ve anlat

Sevgili dostum, başarısızlıklarının çetelesini tutmaya yatkın olduğunu tahmin ediyorum. Bu alışkanlığı hadi tersine çevirelim. Bundan böyle başarılarının çetelesini tut. Güçlü yanların ve değerlerin başarılarının altında gizli. Bir sınavı kazanmak, terfi etmek gibi dış odaklı başarı tanımından bahsetmiyorum. Senin kendinle gurur duyduğun, başardığın için heyecan ve mutluluk duyduğun, senin başarı dediklerinden bahsediyorum.

Bir dönüp bak hayatına.
En büyük başarıların neler? Ne yaptın da bu sonuçlara ulaştın? Kim olduğun için bu sonuçlara ulaştın?
Hayatta neler senin için önemli?
Sen kimsin?
Bu soruları yanıtladıkça kim olduğunu daha da yakından görecek, kendini daha çok seveceksin.
Kim olduğunu, yaptıklarını, başarılarını görünür hale getir. Bu hem sana motivasyon verecek, iyi olduğun şeyleri daha çok yapmanı sağlayacak, hem de beraber çalışmak istediğin insanlara ilgi c-çekici geleceksin.

Talip ol ve iste

Hayatımda en büyük başarılarım dediğim şeyler hep başka insanların desteğiyle oldu. Ve o destek bana ben destek istediğim için geldi. Neye ihtiyacım olduğunu belirledim, çevreme söyledim ve bunu gerçekleştirebilecek insanlarla bu sayede bir araya gelebildim.

İstemekten çekinme. Eğer kolayca yapabileceğin bir şeyle birine fayda sağlayabiliyorsan seve seve yapmaz mısın? Bir çok insan yapıyor ve yaptığı için kendini iyi hissediyor.
Senin istediğin şey başkasının aradığı bir şey de olabilir. Sen bunu dile getirdiğin takdirde ancak bir araya gelebilirsiniz.
Sen bir işe talip olduğun ve bunu açıkladığın takdirde bu yolda sana yardımcı olacak insanlar çoğalacak çevrende ve istediğine ulaşacaksın.
Burada yapman gereken şey ne istediğin konusunda net olmak ve bu isteğini duyulur, bilinir hale getirmek, kendini göstermek.
Bir çok insan yardımcı olmaya hevesli ya da senin varlığına, yardımına ihtiyaçları var ve senin orada olduğunu bilmiyorlar.
İnsanlarla tanış, anlat, yaz, çiz, sosyal medyada söyle. Kendini göster. Seni temin ediyorum istediğini bulacaksın.

Sevdiğin şeyi ne pahasına olsa da yap

Eğer hayalindeki işi bulduysan bas gaza.
Kimseden izin almak zorunda değilsin.
Sadece yap.
Yazar mı olmak istiyorsun. Yaz. Blog aç, yaz. Dergilere yaz. Medium’da yaz. Quora’da sorulan sorulara cevap yaz. Okuyup beğendiğin yazarlara mektup yaz. Arkadaşının doğum günü için güzel bir kart yaz. Yaz.
Ve yazdıklarını paylaş.
Yaptıkça daha iyi olacak, paylaştıkça tanınacaksın. Eğitimin, bundan önceki iş deneyimin bambaşka olsa da yaptığın işler bunu yapabildiğinin göstergesi olacak.

Ne engel var önünde sevdiğin işi yapmaya başlamak için? Para mı?

Parayı başka bir yerden de kazanırsın. Kasiyerlik yaparsın, kafede çalışırsın, belki güçlü yanlarını kullanacağın ve sana kolay gelen başka bir iş bulursun, bir yolunu bulursun. Belki hayat standardın değişir, daha küçük bir eve taşınırsın, arabanı satarsın ama hayat enerjin artar. Sevme kapasiten artar. Kendine inancın artar. Yaratıcılığın artar.
Hayatının işiyle yaşamını kazanmak zorunda değilsin. Başka bir iş yapmaya devam edebilirsin ama kendini bu işle tanımlamak zorunda değilsin. Kendini istediğin gibi tanımlayabilirsin.

Sen nasıl yaşamak istiyorsun? Kim olmak istiyorsun? Ne üretmek istiyorsun? Nasıl bir yaşam senin üretmene izin verecek? Üretme kapasiteni, yaratıcılığını, potansiyelini korumak senin elinde.

Meşhur Eat Pray Love kitabının yazarı Elizabeth Gilbert 3. kitabı basılana kadar kafe ve restoranlarda garsonluk yapmaya devam etmiş. Tutkusu olan yazmaya para kazanma sorumluluğu eklemek istememiş çünkü.

Sen nasıl tutkunu koruyabilirsin? Hayatını o şekilde düzenlemek senin elinde.

İşte bu 10 adım beni dolu dolu bir hayatla tanıştırdı.

Ne yaparsan yap her zaman bir seçme şansının olduğunu hatırla. Şu anda bulunduğun yeri sen seçiyorsun. Adım atmayı ve yürümeyi de sen seçeceksin.

Adım atmaya hazır mısın?
Hangi adımdan başlayacaksın?

Işıl Uysal Calvelli

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK