UZATALIM ELLERİMİZİ

UZATALIM ELLERİMİZİ

121
0
PAYLAŞ

Hayat, inişli – çıkışlı, bazen karmaşık?

Yolunda gibi görünürken

Bir gün gelir, bir de bakmışız  sanki simsiyah bir kuyunun içindeyiz. Her yer karanlık, bir ışık ararız, çıkmak için o kuyudan. Sesleniriz avazımız yettiğince… Düşerken de bağırmışızdır, ama kimse duymamıştır sesimizi. Belki de hiç çıkmamıştır sesimiz ya da onların kulakları kapalıdır sesimize?

Tek başına kalmışızdır. Yorgun, tükenmiş, tüm umutlar bitmiş…  Bir süre kalırız o halde

Tüm bu hisler bir yanılsamadır. Bu yanılsama,  sadece bizim içimizdedir. Sadece biz görür ve yaşarız. Dışarıdan bakan göremez.

Biraz da biz yaratıyoruzdur o durumu. İçimize kapandıkça!

Hem içimize kapanır,  her şeyi  – tüm düğmelerimizi- kapatırız,  hem de görülsün isteriz. Ne büyük bir çelişki!

Sen kapatmıştın tüm düğmeleri, ışık nasıl yansın? Sen kapattın, sadece sen açabilirsin oysa…

Boğuşur dururuz, karanlığın içinde. Düşmüşüzdür, ayağa kalkmak isteriz istemesine de hep bir engel vardır nedense

Sanki bir el,  bizi orada tutmaya çalışıyordur. O el, o engel  Bizim içimizdedir. Bunu fark ettiğimiz anda!.. Döneriz içimize, bakarız…

Ne kalmış bizden geriye?

Düğmelerden birine basmışızdır. Bir ışık belirir, biraz aydınlanmıştır. Önce nerede olduğumuzu , oraya nasıl geldiğimizi anlamaya başlarız. Bir düğmeye daha basmışızdır. Biraz daha aydınlanır kuyu?..

Bir çok neden olabilir öyle hissetmemiz için. Ama en derindekilerden bir  tanesi, beklentilerdir!

En çok, beklentilerimizdir bizi oraya getiren.

Beklentiler?  En çok,  vererek oluşur.

Ne kadar çok verirsek beklentilerimiz de o kadar çoğalır.

En çok, en sevdiğimize veririz!

Çocuğumuza, eşimize,  ailemize,  arkadaşlarımıza, işimize…

Ne kadar çok seversek, o kadar çok veririz!

Sanki ona olan sevgimiz ya da verdiğimiz değer, verdiklerimize bağlı gibi ya da ne kadar çok verirsek o kadar çok alacağız gibi?

Böylece beklentilerimiz de çoğalır, çoğalır…

Ya onun verebilecekleri o kadar çok değilse?  Ya O, bu verdiklerimizin altında eziliyorsa?  Belki de gerçekte istemiyordur verdiklerimizi? Belki de O, vermek istiyordur?  Birazcık da almayı öğrenebilsek!

Verdiklerimizi nasıl verdiğimiz ise en önemli nokta.

Sorun vermekte değil, veriş şeklimizde! Verdiğimiz kişinin bunu taşıyabilmesinde. Verirken, kendi değerimizi de koruyabilmekte!

Bir ışık daha yandı… Artık görülebilir ve duyulabiliriz.

O, uzanmasını istediğimiz el,  uzanabilir bize. Ya da biz uzatabiliriz elimizi.

Ne zaman,  o kuyudan çıkmayı gerçekten istersek uzatabiliriz elimizi.

Mutlaka bir el tutacaktır  elimizi. O kadar da yalnız değiliz. Yalnızlık, içimizde!

Yakından olmasa da uzaktan bir el, mutlaka uzanacaktır bize.

Uzatalım ellerimizi, dokunalım uzanan ellere sevgiyle.

Cocuğunuzun Meslek Seçimi