Üstün Zekalı Çocuklarda Mükemmelliyetçilik

Üstün Zekalı Çocuklarda Mükemmelliyetçilik

2149
0
PAYLAŞ

Karşımda duran kişi oldukça üzgün ve çaresiz gözüküyordu. Koçluk alma sebebi bir işe başlayamama veya başladığı bir işi bitirememesi ile ilgiliydi. Konu derinleştikçe ağzından şu sözler dökülüverdi.

“Garip bir duyguya kapılıyorum, bu benim genel olarak tavrımda var. İnsanlar benim yaptıklarımı ne kadar beğenip takdir etseler de ben hedefimi hep daha yukarıya koyduğum için kendime yeterli gelmiyorum. İnsanların beğenileri kendimden beklentimi yükseltiyor ve bende kaygıya sebep oluyor. Yüksek lisans tezime aylarca hazırlanmıştım, mükemmel bir tez ortaya koymak istiyordum, sunum yapacağım sabah o kadar endişeliydim ki okula gidemedim. Sonrasında hocam tezimi ve sunumumu incelediğinde çok beğendiğini söylemişti ama ben yüksek lisanstan artık vazgeçmiştim. Bu çok acı veren bir durum…”

Koçluk yaptığım kişi 2 tane üstün yetenekli çocuk sahibi olan bir yetişkindi, büyük ihtimalle kendisi de üstün yetenekli olan biriydi.

Literatürde, üstün yetenekli yetişkinler ve çocuklarda “mükemmeliyetçilik” eğilimi olduğu belirtilmektedir. Araştırmalarda üstün yetenekli kişilerin sosyal ve duygusal uyum açısından çeşitli zorluklar yaşadıkları, ilgi alanları ve duygusal konularda “mükemmeliyetçilik” arayışı içinde oldukları gözlemlenmiştir. Mükemmelliyetçi bireylerin kendilerine koydukları yüksek standartlar ve esnek olmayan kişilik yapıları dolayısıyla kendilerinden büyük bir beklenti içine girdikleri görülür. Bu onlara taşıyamayacakları bir sorumluluk yükler ve bu sebeple başarısızlığa tahammül gösteremeyebilirler.

Özellikle üstün yetenekli çocuklar bazı alanlarda yüksek performans gösterme becerisine sahip olduklarından farkında olmadan aile, öğretmen ve çevre tarafından bir mükemmellik beklentisi ile karşılaşabilirler. Bu beklenti çocukla doğrudan konuşulmasa da çocuk bunu hissederek her işi mükemmel yapma zorunluluğunu hayatının merkezine koyabilir. Ayrıca ailede mükemmelliyetçi bir yetişkin olması da çocuğun bu durumunu tetikleyebilir. Bu tetikleyici durumlar olmasa bile çocuk yapısal farklılığı sebebi ile mükemmelliyetçi bir davranışa eğilim gösterebilir. Tetikleyici etkenler ise bu konunun daha da derinleşerek davranışa dönüşmesini sağlar. Bu durumda olan çocuklar kendilerinin ve çevrelerinin beklentilerini karşılamak amacıyla performanslarına aşırı önem verebilirler. Kendilerini asla yeterli görmedikleri için çabalarından zevk almaz, başardıklarından da memnuniyet duymazlar. Üzüntü, endişe ve duygusal tükenmişlik hissederler . Hata yapma kaygıları yüksektir ve başarısızlık korkuları vardır.

Kendisine öğrenci koçluğu yaptığım üstün yetenekli bir danışanım ertesi sene gireceği üniversite sınavı için kendisine çok yüksek bir hedef koymuştu. Bunun için planlı ve yoğun bir şekilde çalışıyordu. Fakat ders çalışma saatleri ona asla yeterli gelmiyor, ders dışında yaptıklarını ise zaman kaybı olarak görüyordu. Hatalarına tahammülü yoktu, hata yaptıkça kaygı düzeyi artıyordu. Kendinden beklentisi tüm soruları mükemmel bir şekilde yanlışsız olarak cevaplamaktı.

Başka bir danışanımın üstün yetenekli oğlu ise çok küçük yaşlardan beri yüzme öğrenmek isterken kursa gittiği ilk gün oradakilerin çok iyi yüzdüklerini görünce kendini yetersiz görerek bu isteğinden vazgeçmişti. Kızım da aynı şekilde bisiklete binmeyi bir kere deneyerek bırakmış ve uzun süreler bisiklete binmeyi reddetmişti. Bunun için uzun süre onunla konuşmuş, hata yapıp deneyerek başardıklarımdan bahsetmiştim. Uzun vadede bu konuşmaların onun üzerinde etkili olduğunu gözlemledim.

Mükemmelliyetçilik duygusu eğer iyi yönetilebilirse olumlu bir duruma da çevrilebilir.  “Eğer mükemmeliyetçilik tekrar tekrar denemek anlamında ele alınırsa, başarıya götürebilir. Ama eğer bu eğilim paralize olma, kaçınma davranışları veya endişe duyguları ile sonuçlanırsa, başarısızlıktan kaçınmak imkansızlaşır.” Prof. Dr. Ümit Davaslıgil .

Çocuk kendine yüksek hedefler koysa bile yaptığı işte mevcut hatalarını kabul edip esneklik göstererek kendini geliştirebilir. Daha iyisini oluşturmak için farklı yollar deneyerek çaba gösterirse ulaştığı başarıdan da doyum sağlayabilir. Olumlu mükemmeliyetçilik çocukların motivasyonlarını yükseltir, onlara serbest keşif imkanı sağlar ve sonucunda da büyük başarılar getirebilir.

“Üstün yetenekli bireylere olumlu koşullar sağlanırsa, toplumsal ve bireysel katma değer yaratabilirken, bu koşullar sağlanmadığında da , özgüven, saygınlık, benlik algısı, çalışma disiplini ve başarı ile ilgili sorunlar üretebilmektedir.” Aydın O. & Konyalıoğlu (2011) / Türk Üstün Zeka ve Eğitim Dergisi

Çocuklara olumlu koşullar sağlanması ve mükemmelliyetçilik duygusunun iyi yönetilebilmesi ve için aileler tarafında yapılması gerekenler nelerdir?

Aileler üstün yetenekli çocukları tanı aldıktan sonra onların her konuda yetenekli olmadıklarını, yetenekli olduğu konularda da uzun süren çalışmalar, hatalar ve başarısızlıklar sonucunda kendilerini geliştirebileceğini kabul etmelidirler. Çocuğunuza “dahi” diyen bazı kurumlardan ve çocuğunuzu gereksiz yere öven kişilerden uzak durmanızı öneririm. Bu çocuklar bazı gelişim alanlarında üstün bazılarında ise normal performans gösterebilirler. Bir kısmı ise iki kere farklı olabilir( disleksi, özel öğrenme güçlüğü gibi) Siz çocuğunuzla ilgili mükemmellik beklentisine girmezseniz bu durum mutlaka onun davranışlarına da yansıyacaktır.

Aile bunu kabul ettikten sonra tanı ile ilgili olan bu durumu çocuğa anlatırken oldukça hassas davranılmalıdır. Çocuğun yetenekli olduğu konular açıklanırken başka arkadaşlarının da farklı yetenekleri olduğu ( örneğin bir arkadaşının spor konusunda ondan daha yetenekli olabileceği ) belirtilmelidir. Bu şekilde açıklama yapılan çocuk herkesin farklı olduğunu anlayarak hem kendisine hem de çevresine bakış açısını genişletecektir.

Çocuğun ilgi alanlarında ve yetenekli olduğu konularda yüksek hedefler koyması onu geliştiren bir faktördür. Fakat bunu gerçekleştirirken hata yapabileceğini de kabul etmesi gerekmektedir. Hatalarından öğrenerek atacağı adımlar onu daha üst bir seviyeye taşıyacaktır. Bununla ilgili küçük yaşlardan itibaren konuşmak, deneyimleri paylaşmak, bu konularla ilgili hikaye kitapları okumak hatta hikaye kahramanlarından yola çıkarak küçük kukla gösterileri vb gibi oyunlar oynamak çocuğun bakış açısı üzerinde oldukça etkili olacaktır. Ayrıca bizlerin de hatalarından ders alan insanlar olarak mükemmelliyetçilik arayışına girmememiz, yaşamımıza bunu yansıtmamız onların bizi örnek alması yönünden oldukça önemlidir.

Çocuğun olumlu mükemmelliyetçiliği yaşayabilmesi anlamında ona uygun koşullar da sağlanmalıdır. Yetenekli olduğu alanlarda desteklenmesi, merakla sorduğu soruların cevaplanması, benzer ilgi ve yeteneklere sahip kişilerle aynı ortamda olması, kendini geliştiren koşullarda uygun seviyede zorlanması önemlidir . Aileler ve eğitimciler süreç odaklı olmalı, başarıları için onları alkışlarken başarısızlıkları olduğunda da onlara daha iyisini yapabileceklerine dair cesaret vermelidirler.

Ailenin çocuğa onu başarıları için değil “kendi olduğu için önemli ve değerli” gördüğü mesajı vermesi ve bunu hissettirmesi çok önemlidir. Onların benlik saygılarını “ben her koşulda sevilmeye değerim” şeklinde yapılandırabilir ve onlar için hata yapabilecekleri bir konfor alanı yaratabiliriz. Çocuklarımıza sık sık şu sözü hatırlatmalıyız:

“Hatalar başarısızlık değildir, yeri geldiğinde yapabileceğiniz en iyi şey olabilir. Asıl hata denemekten vazgeçmektir.” Frederic Skinner

Banu Evren / Öğrenci ve Aile Koçu

banuoevren@gmail.com