Üstün Zekalı Çocuklarda Duygusal ve Sosyal Gelişim

Üstün Zekalı Çocuklarda Duygusal ve Sosyal Gelişim

4460
0
PAYLAŞ

Üstün zekalı çocuklara ve ailelerine yaptığım çalışmalarda, ailelerden gelen sorular ve sorunların çoğu yerde benzerlik taşıdığını gözlemliyorum. Bu soruları kısaca maddeler halinde özetlemek gerekirse;

-Çocuğumun çok arkadaşı yok bu sebeple yalnız hissediyor.

-Çocuğum çok hareketli olduğu için öğretmeni tarafından etiketlendi, hırçınlaştı ve diğer arkadaşlarına da hırçın bir şekilde davranmaya başladı.

-Çok hassas, çok çabuk ağlıyor, yaşadığı olaylardan çok etkileniyor bu sebeple endişe ve korku başladı. (Bu konu ile ilgili linkteki yazımı okuyabilirsiniz.)

-Mükemmelliyetçi yapısı nedeniyle ciddi endişeler yaşıyor, hatalara tahammülü yok, artık yeni bir şey bile denememeye başladı. (Bu konu ile ilgili linkteki yazımı okuyabilirsiniz.)

Üstün zekalı olsun olmasın tüm insanların ihtiyacı anlaşılmak üzerinedir. Üstün zekalı çocuklar var olan özellikleri sebebiyle bazı yetenek alanlarında üstün beceri gösterebildikleri için onlardan duygusal anlamda da yaşıtlarından ileri olabilecek olgun davranışlar beklenebilir. Halbuki durum bunun tam tersidir. Üstün zeka; çocuğun gelişimsel olarak akranlarından daha farklı özellikler sergilemesine; bilişsel, dil, fiziksel ve sosyal-duygusal gelişim alanları arasında dengesizliklere yol açan asenkronik (uyumsuz) bir gelişimdir (Smutny,1998). Bilişsel olarak on yaşındaki bir çocuk gibi çıkarımlarda bulunan, sebep sonuç ilişkileri kuran, yetişkinlerle adeta bir yetişkinmiş gibi sohbet eden altı yaşındaki bir çocuğun, oyuncağıyla oynamak isteyen diğer bir çocuk karşısında bağırarak ağlamaya başlaması ve üç yaşında bir çocuk gibi davranması bu uyumsuzluğa işaret etmektedir (Gur,2010). Üstün yetenekli çocukların kendilerine özgü gelişimsel özellikleri, onların çeşitli sosyal ve duygusal problemlerle karşılaşmalarına neden olabilmektedir (Bainbridge,2011).

Üstün zekalı çocuklar dinlenilmediğinde veya duygusal tepkilerinin abartılı olduğu söylenildiğinde kendilerini yalnız ve çaresiz hissedebilirler. Burada aile olarak bizlere düşen görev çocuğumuzu aktif bir şekilde dinlemektir. Çocuğumuza zaman ayırarak onu gerçekten derin seviyede dinlemek (sadece söyledikleri değil söylediklerinin altında yatan duyguları fark etmek) ve ona konu ile ilgili açık uçlu sorular sormak, onun anlaşıldığını fark etmesini sağlayacak ve onu rahatlatacaktır. Örneğin arkadaşı ile kavga eden bir çocuğa “Sen hep bunu yapıyorsun zaten!” diye yargılayıcı bir ifade kullanmaktansa “Ne oldu da arkadaşınla kavga ettin?” veya “O anda neler hissettin?” , “Aynı ana dönseydin nasıl davranırdın?” gibi sorular sormak hem onun duygularını ifade etmesine olanak tanıyacak hem de çocuğun kendi duygularını anlamasına yardımcı olacaktır. (Çocuklara açık uçlu soru sorma tekniklerini geliştirmek için “Filozof Çocuk / Yazarı: Jana Mohr Lone” kitabını tavsiye ederim). Bunun dışında çocuğunuzun duygularını ona yansıtarak “Çok üzüldüğünü ve kırıldığını görüyorum.” gibi onun bulunduğu duygusal durumu fark ettiğinizi belirterek onu anladığınızı hissettirebilirsiniz.

Üstün zekalı çocukların arkadaş konusunda zorluklar yaşadığı bilinmektedir.  Üstün yetenekli çocukların oynamaktan hoşlandıkları oyunlar, ifade edici dil becerileri, yapmaktan zevk aldıkları etkinliklerin arkadaşlarından farklı olması, arkadaşlarıyla aralarında bir engel oluşturmakta, onları arkadaşlarından uzaklaştırmaktadır (Smutny,2001). Bu çocuklarda kendini diğerlerinden farklı hissetme, okuldaki gruba ait hissetmeme duygusu oldukça yaygındır (Webb,1994). Birçok üstün yetenekli çocuk arkadaş edinmekte sıkıntı çekmektedir (Webb,1994, Winner,1996).

Çocuğun zekasına vurgu yaparak onu övmek ya da başkalarından farklı olduğunu sürekli dile getirmek çocuk üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir. Bunun yanında ailenin çocuğun diğer arkadaşları ile ortak olduğu yönlerine vurgu yapması, diğer çocukların da kendisi gibi farklı yönlerinin bulunduğunu çocukla paylaşması çocuğun arkadaşlarından farklı hissederek uzaklaşma eğilimini azaltabilir. Bunun için yapılandırılmamış doğal ortamlarda arkadaşları ile oyun oynamak çocuk için çok değerlidir. Sokakta oynaması, bu mümkün değilse komşu arkadaşı ile evde görüşmesi, köy vb gibi aile büyüklerinin yaşadığı yerler varsa, orada çocuğun dışarıda oyun oynamasına izin verilmesi, arkadaşları ile bir yetişkin başlarında olmadan oyun kurmaları, kavga etmeleri, küsme ve barışmaları gibi durumlar çocukları sosyal ve duygusal açıdan geliştirecektir.

Bunun yanında üstün zekalı çocuk kendi ilgi ve yetenek alanlarında da arkadaşları ile sohbet etmek ya da faaliyette bulunmak isteyecektir. Bunun için kendi özelliğinde çocuklarla bir araya gelmesi önemlidir. Katıldığı etkinlikler yeteneği alanında onu desteklerken aynı zamanda arkadaşlık fırsatları oluşturulabilir. Üstün zekalı çocukların farklı arkadaş grupları içerisinde olması gelişimleri açısından önemlidir.

Üstün zekalı çocuk okul ortamında öğretmen tarafından etiketlendiyse ve öğretmen çocuğun hareketliliğinden dolayı sürekli şikayet halindeyse, öncelikle iyi bir durum analizi yapmanızı öneririm. Eğer öğretmen çocuğun kendi vaktini aldığından, çok soru sorduğundan, hızlı öğrendiğinden dolayı sınıfta sıkıldığı için hareketliliğinin artmasından, ilgisini uzun süre bir konu üzerinde tutamamasından  şikayet ediyorsa ve çocuğunuz için hiçbir destek vermiyorsa aynı sınıfta, okulda veya öğretmende devam edip etmeyeceğiniz konusunda karar vermenizin zamanı gelmiş demektir. Bir veli şunu söylemişti “ Artık hiçbir öğretmenden ek bir destek beklemiyorum, yeter ki çocuğum soru sorduğu için azar işitmesin.”. Öğretmen gelişime açık ve çocuğun özelliklerini destekleyecek istek, esneklik ve bilgiye sahip olmalıdır. Öğretmen davranışı çocuğun sınıf içindeki arkadaş ilişkilerinde oldukça önemli ve belirleyici bir rol oynamaktadır.

Üstün zekalı çocuklar gerek öğretmen tarafından gerekse arkadaş çevresi tarafından dışlanarak farklı olduklarını hissederlerse yaşları ilerledikçe yalnız kalmayı veya sosyal uyum adına kendini kapatarak ve yeteneklerini göstermeyerek bir sosyal gruba ait olmayı seçebilirler. Aslında birçok alanda potansiyelleri varken bu alanları görmezden gelebilirler. Bunun tam tersi olarak üstün zekalı çocuklara uygun şartlar sağlandığında birden fazla alanda potansiyel sahibi de olabilirler. Bu sebeple hem sosyal ve duygusal alanlarda hem de ilerdeki kariyer seçimlerinde profesyonel olarak desteklenmeleri önemlidir. (bkz. www.izotomi.com)

Çocuklarımızı uygun bir şekilde destekleyebilmek veya ihtiyaç hissettiğimiz konularda destek alabilmek için onların farklılıklarını önce biz kabullenmeliyiz. Onların duygu ve düşünce dünyasını (duygusal hassasiyetleri ve sosyal çevrede yaşadığı problemleri) saygıyla dinlemeli, onlara önyargısız ve şefkatle yaklaşmalıyız. Geçirdikleri zorlu süreçlerde onların yanlarında yürüyebilirsek ve çözümleri kendilerinin bulmasını sağlayabilirsek çocuklarımız için elimizden gelenin en iyisini yapmış oluruz.

Banu Evren / Öğrenci ve Aile Koçu / İzotomi Analisti