Unutma Eğrisi

Unutma Eğrisi

48
0
PAYLAŞ

Küçükken okuduğumuz kitaplar hep aklımızdayken, çok sevdiğimiz çizgi filmlerde neler olduğu sahne sahne aklımızdayken neden okuduklarımızı, izlediklerimizi unutur olduk? Bir kitabı neden aldığınızı ya da onu size kimin verdiğini, kitabı okuduğunuz yeri ve okuma deneyiminizi hatırlarken, kitabın konusunu ya da karakterlerini hatırlamıyorsanız üzülmeyin: Yalnız değilsiniz. Olsa olsa, hızlı tüketimin ve internet çağının mağduru çoğunluktan olduğunuz söylenebilir.

Bu unutma eğiliminin açıklaması kitapların, filmlerin daha kötü ya da kalitesiz olması değil kesinlikle. Öncelikle, insan hafızasının bir oyunu bu: Unutma Eğrisi, öğrendikten sonraki bir saat içinde öğrendiklerimizin yarısından fazlasını unuttuğumuzu gösteriyor. 1885 yılında Alman psikiyatr Hermann Ebbinghaus tarafından ortaya atılan unutma eğrisi, hatırladıklarımızın oranı ile onları hatırladığımız zaman eksenlerinde çizilen, azalarak sıfıra yaklaşan (ama sıfırlanmayan) bir grafik. Grafiğin ilk 24 saatteki şiddetli düşüşünden sonra zaman ilerledikçe daha yavaş azalması, öğrendiklerimizin bir kısmını hemen o gün, oracıkta unuttuktan sonraki gün ve haftalarda hafızamızda kalma ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Unutma eğrisi kabul edilebilir bir görüş olmakla beraber, edindiğimiz bilgileri unutma olasılığımızın anne-babalarımıza göre neden daha çok olduğunu tek başına açıklayamıyor. Melbourne Üniversitesi’nden Jared Horvath, bunun hafızamızda önceliklendiğimiz şeylerin değişmesine bağlı olduğunu iddia ediyor. Horvath’a göre hangi kitap, film, olay ya da kişiyi hatırlamaya değer bulduğumuz ile, değişen bilgi ve eğlence alışkanlıklarımız unutkanlığımız üstünde etkili oluyor.

Hafıza üzerinde “Google Etkisi”

Yapılan araştırmalar, istediğimiz bilginin parmak ucumuzda olduğunu bilmenin hafızamız üzerinde görünürde olumsuz etkisini gösteriyor. Görünürde olumsuz dememizin nedeni şu: Evet bilgiyi hatırlamıyoruz, dolayısıyla bu istenmeyen bir etki. Öte yandan, o bilgiyi hatırlamamıza gerçekten de gerek var mı? Bu konuda çok da stres altında hissetmemize gerek yok diyerek içinize biraz su serpebiliriz.

Beynimiz çocuklukta tüm bilgilerin kendisine fayda sağlayacağı düşüncesiyle daha konsantre ve daha ezberci bir öğrenme yolu izliyor. Ancak yetişkinlikte -kendimiz farkında olmasak da içten içe- biliyoruz ki o bilgi orada, o film ya da kitapta mevcut. Bunu ezberlememize ve hatırlamamıza gerek yok, istersek gidip bakabiliriz.

Uzmanlar, içinde bulunduğumuz çağı ve bu çağda gördüklerimizi, klasörlerin adını hatırladığımız ancak içeriğine her an hakim olmadığımız bir harici harddisk olarak düşünmenin mümkün olduğunu söylüyor.

Kaynak: Psych Classics