Üç “S” Kuralı: Surrender (Vazgeç), Smile (Gülümse), Savor (Tadını Çıkar)

Üç “S” Kuralı: Surrender (Vazgeç), Smile (Gülümse), Savor (Tadını Çıkar)

83
0
PAYLAŞ

Üç “s” kuralı bize basit ama değerli bir ders veriyor. Bu fikre göre hayatta vazgeçmeyi öğrenmelisiniz çünkü bir şeyden vazgeçtiğinizde kendi potansiyelinizin ortaya çıkması için şans yaratırsınız. Gülümsemelisiniz çünkü iyimserlik ve kendine güven için içsel benliğinizle iletişim kurmanıza izin verir. Bir de anın tadını çıkarmalı ve önünüzde sizi bekleyen her şeye karşı açık olmalısınız.

Jose Luis Sampedro’ya göre özgürlüğümüzü kazanmak hepimizin görevi. Ancak sizin de iyi bildiğiniz gibi, bazen özgürlüğümüzü kazanmak için cesur olmamız gerekir ve biz buna her zaman hazırlıklı olmayız. Çocukken bize karşıdan karşıya geçmek için yeşil ışığı beklememiz gerektiği, sayıların ortak çarpanları, ökaryot ve prokaryot hücrelerin arasındaki farkı ayırt etmek ve bunun gibi daha bir çok şey öğretildi. Bunların hiçbiri uzun vadede, söz konusu mutluluk ve kişisel gelişim olduğunda pek de bir işimize yaramadı.

Sabır ve Değişim

Psikolog James O. Prochaska’ya göre, öğretmenlerimiz bizi iki önemli kavramla erken yaşta tanıştırmalı. Bu kavramlar aslında anlamanın iki temel direği: sabır ve sağlıklı bir değişim süreci.

Sabır kendimizi belirli bir hedefe adayabilme becerisidir. Elimizde bulunan kaynakların ve motivasyonun bir kombinasyonudur. Bir hedefe ya da hayale yönelik adadığımız zaman ve enerjinin temelidir. Bazen bu direnme gücü, karşılığında herhangi bir faydasını görmediğimiz zaman anlamını yitirir. Yani kendinizi gerçeklikten çok bir ilüzyonla besliyorsunuzdur. İşte o zaman bu üç “s” kuralını uygulamalısınız.

Kişisel gelişim için üç “s” kuralı

Daha önce de belirttiğimiz gibi eğitim sistemimizde ya da evdeki yetiştirilme şeklimizde kimse bizi değişime hazırlamaz. Kimse bize öfke, hayal kırıklığı ya da hüsran gibi duygularla ne yapmamız gerektiğini öğretmez. Hayatımızın ortasına atılan bu karmakarışık ve çözmesi imkansız duygusal puzzle ile baş başa bırakıldık.

19. yüzyılda, bir Hawai şehrinde farklı bir durum vardı. Zihin, beden ve ruhun bir bütün olduğunu anlamışlardı. Negatif duyguları kim biriktirdiyse ve içsel savaşlarıyla tek başına savaştıysa en sonunda hasta olurdu. Bu yüzden Hawaililer, fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara sebep olan stresten kaçınmak için anımsatıcı ve harika bir uygulama geliştirdi. Bu yerel kültürün büyük bir kısmını dünyayla paylaşan rahip David Kaonohiokala Bray sayesinde biz de öğrenmiş olduk.

Siyah çantalar ve vazgeçme ihtiyacı

Topluluğun üyelerinden biri kötü bir dönem geçiriyorsa grup bir araya gelir ve siyah çanta töreni dedikleri bir gösteri sergilerdi. Bu kişi onun canını sıkan veya onu endişelendiren her şeyi yüksek sesle dile getirirdi. Her düşünce de çantaya koyulan bir taşla sembolize edilirdi.

Törenden sonra da biri çantayı gizli bir noktaya gömerdi. Sıkıntılı üye ancak üç “s” kuralını uyguladıktan sonra çanta yok edilir ve bu da özgürleşmesini simgelerdi. Onlar için ilk adım vazgeçmeyi öğrenmekti.

Kişisel gelişime katkısı olan bu uygulama adeta duygusal bir temizliktir. Hawaili halkın açıkladığı üzere, çamaşırlarınızı yıkadığınız, evi ve bulaşıkları temizlediğiniz gibi sizi mahkum eden duyguları da temizlemelisiniz. Bunlar sizi içeriden “kirletir.”

İçten gülümseyin

Üç “s” kuralının ikinci adımında ise gülümsemek var. Bazı şeylerden vazgeçmeyi başaramadığımızda gülümsemek kolay bir şey olmasa da en azından denemek gerekir. Bunun sebebi ise gayet açık: kendinizi negatif duygulardan kurtarma cesaretini gösterirseniz ve artık işinize yaramayan şeylerle bağınızı koparırsanız bir boşluk hissedersiniz.

Sanki havada asılı kalmış gibisinizdir. Ardımızda ağır bir yük ve yolumuzda taşlar bıraktığımızın farkında oluruz. Artık şimdi önümüzde temiz bir sayfa açılmıştır. Bu temiz sayfanın ya da boşluğun sizi korkutmaması için gülümsemeye cesaretiniz olmalı. Sizi bekleyen her ne ise iyimser bir tavırla karşılamalısınız.

Özgürlüğün verdiği zevki hissedin

Üç “s” kuralının son adımı en umut verici ve güçlü olanı: özgür hissetmek. Haydi bunun üzerine biraz düşünelim. En son ne zaman gerçekten özgür hissettiniz? Bu kuvvetli his ancak içinizde sizi geri çeken bir duygusal yük kalmadığında gelir. Aklınızı ve düşüncelerinizi zehirleyen ve bedeninizi ele geçiren siyah çantalar artık olmadığında sağlığınıza kavuşmuşsunuzdur. Bunun tadını çıkarın. Hissetmek anı yaşamaktır. Kendinize güvenmek ve kendinizi dinlemek, etrafınızdakilerle uyum içinde olmaktır. Hissetmek korkusuzca yaşamaktır. Çünkü dertli kişi ancak duygusal olarak özgür hissetmenin son adımına geldiği zaman grup bir araya gelip siyah çantayı yok edebilir. Bu sembolik eylem kederleri, korkuları, öfkeyi ve kişinin duygusal tıkanıklıklarını yok etmiş olur.