Troyka!

Troyka!

60
0
PAYLAŞ

Kurumsal şirketlerde mevcut insan kaynağı içerisinden veya kuruluş dışından yönetim kadrolarına getirilecek adayları belirlemek kolay değil. Seçme ve değerlendirme süreçleri işletilirken adayların bilgi seviyeleri, geçmiş başarıları, sektör deneyimleri veya kuruluş içerisindeki çalışma süreleri göz önünde bulundurulur. Bunlara ek olarak adaylara mantıksal zekâ (IQ) seviyelerini belirlemeye yönelik testler uygulanır.

Oysa adaylarda bunlardan daha önemli nitelikler bulunması gerektiği çoğunlukla düşünülmez. Bunlar duygusal zekâ seviyesi, etkin iletişim ve liderlik becerileridir. Bilgi ve deneyim, kişinin işini ve çalıştığı sektörü değiştirse bile zaman içerisinde yeniden öğrenebileceği ve edinebileceği ögelerdir. Duygusal zekâ, etkin iletişim ve liderlik ise bireyin ancak kendi üzerinde çalışarak ulaşabileceği özelliklerdir.

Prof. Dr. Acar Baltaş’ın Bir Yolculuk Olarak Liderlik adlı kitabında yer verdiği, yurt dışında gerçekleştirilmiş akademik bir çalışmada dikkate değer bulgulara ulaşılmaktadır. Sonuçlar deneyim, duygusal zekâ ve IQ değişkenlerinin üst düzey yönetim kadrolarına yerleştirilmiş 250 kişinin başarı düzeylerine olan etkilerini göstermektedir. Bu araştırmaya göre deneyim ve IQ değişkenleri bir yöneticinin başarılı veya başarısız olması adına tek başlarına belirleyici olamamaktadır.

Her iki değişken de başarısız oldukları gözlemlenen yöneticilerin yarısından fazlasında mevcuttur. Hatta başarılı yöneticilerin sayısına kıyasla daha fazla başarısız yöneticide bu iki değişkenin belirgin olduğu ortadadır. Başarısız olan yöneticilerin hiçbirinde duygusal zekâ gözlenmemiştir. İş sonuçları bakımından başarılı olarak değerlendirilen yöneticilerde ise deneyimden sonra ikinci sırayı duygusal zekâ almaktadır.

Aynı araştırmada bu üç değişkenin bileşimlerinin başarı ve başarısızlık üzerindeki etkileri ise şu şekilde gözlenmiştir.

Yukarıdaki verilerden görüleceği üzere, araştırmaya konu olan ve iş sonuçları açısından başarısız olarak değerlendirilen yöneticilerin %57’sinde duygusal zekâ bir nitelik olarak yer almamaktadır. Duygusal zekânın bir unsur olarak yer aldığı durumlarda ise başarısızlık söz konusu olmamaktadır. Öte yandan, başarılı yöneticilerin toplam %59’unda duygusal zekânın, deneyim ve IQ ile birlikte belirgin rol oynadığı anlaşılmaktadır. Duygusal zekâ sergilemeyen yöneticilerin ise sadece %24’ü yalnızca deneyim ve IQ ile başarılı olabilmektedir.

Duygusal zekâ, bireyin çevresiyle olan iletişiminin etkinliğini ve sürekliliğini sağlayan ögelerin başında geliyor. Ne söylendiği kadar nasıl söylendiği; ilişkilerin etkileşim içerisinde bulunulan insanların kişilik özellikleri, değerleri, beklentileri, inançları, ihtiyaçları dikkate alınarak kalıcı olarak inşa edilmesi; “ağ kurulmasıyla” (networking) yetinilmeyip “bağ kurulması”na özen gösterilmesi duygusal zekâsıyla hareket eden kişilerin iletişim becerilerine olumlu yönde katkı sağlıyor.

Liderlik olgusunu bir troyka gibi düşünürsek duygusal zekâyı, deneyimi ve mantıksal zekâyı bu arabayı yorulmadan çeken güçlü atlara benzetmek çok da yanlış olmayacaktır.

Ünal Elbeyli, ACC