Terapiye Ihtiyacınız Var Mı?

Terapiye Ihtiyacınız Var Mı?

151
0
PAYLAŞ

Fiziksel bir rahatsızlığınız olduğunda gereken hassasiyeti gösterip doktora gidiyorsunuz. Peki, aynı özeni ruh sağlığınız için de uyguluyor musunuz? Aşamadığınız zorluklar ya da farkında olmadan sergilediğiniz davranışlar, terapiye ihtiyacınız olduğuna işaret edebilir. Kendi başınıza halledebileceğinizi ya da çözebileceğinizi düşündüğünüz sorunlarla uğraşmak o kadar da kolay olmayabilir. Bu maddeleri dikkate alarak kendinizi testten geçirebilir, terapiye ihtiyacınız olup olmadığını açıkça görebilirsiniz.

TAKINTI VE KONTROL
“Her şeyin fazlası zarar” diye boşuna denmiyor. Yararlı olan şeylerin bile fazlası bir yerden sonra zarar verecek boyuta geliyor. Günlük hayatınızda planı ve düzeni benimsediğinizi gösteren kontrolcü tutumlar sergileyebilirsiniz. Ancak bu tutumlar aşırıya kaçtığı zaman tehlike çanları çalmaya başlıyor. Gereğinden fazla gösterilen düzen, titizlik ya da bir şeyleri kontrol etme isteği zarar veriyor. Takıntılı olmak, bu takıntıları alışkanlık haline getirmek, değişmesi imkansız şeyleri kontrol etmeye çalışmak durumunuzun çok da parlak olmadığını gösteriyor. Takıntılarınızdan kurtulmak, normal ve olması gereken seviyede kontrol mekanizmasına sahip olabilmek için bir uzmandan yardım almanız şart.

GERGİN VE PROBLEMLİ İLİŞKİLER 
İlişki denilince akla ilk olarak kadın-erkek, eş ve sevgili ilişkisi gelse de aslında aileniz, arkadaşlarınız ya da sokaktaki insanlara karşı davranışlarınız bile “ilişki” grubuna dahil oluyor. Söz konusu bu ilişkilerinizde iyi diyaloglar kurup pozitif enerjiler yayamıyor ya da problemli davranışlar sergiliyorsanız oturup bir düşünmeniz gerekiyor. Etrafınızla iyi ve yakın ilişkiler kuramamak, bastırdığınız korkularınızdan, endişelerinizden veya acı çekmemek için kendinizi koruma kaynaklı olabiliyor. Problemin kaynağı siz değilsiniz diyelim… Size bir şey katmayan, ileriye götürmek yerine aşağı çeken, stres yaptıran sıkıntılı bireylerin yarattığı ilişkilerden de uzak durmanız gerekiyor. Sağlam, pozitif ve uzun süreli ilişkiler kurmak adına hatayı kendinizde aramaya başlayarak soluğu terapistte almanızda yarar var. Sorun sizde olmasa bile, terapistinizin vereceği önemli ipuçlarıyla karşı tarafta karşılaştığınız durumların üstesinden farklı tekniklerle gelebilirsiniz.

 ENDİŞE VE KORKU

Hayat size her zaman tatlı pembe şekerler ya da rengarenk, mis kokulu çiçekler sunmaz. Güzellikler kadar kötülüklerin de olduğu dünyada her an her şey çok iyi gitmeyebiliyor. Bu kaçınılmaz gerçeği benimsemeniz, endişe ve korkularınızı yenip daha cesaretli olmanızı sağlayacak bir durum. Temposu ve sorumluluğu bol şehir hayatının getirdikleri her bireyi farklı şekilde etkiliyor. Dünya üzerindeki birçok insan geleceğinden şüpheli, endişeli… “Ya başıma kötü bir şey gelirse ben ne yaparım?” gibi korkulara sahip. Bu tarz can sıkıcı, sizi geriye çekecek, cesaretinizi azaltacak noktalar ruh halinizi olumsuz yönde etkiliyor. Andan uzaklaşmanıza, insanlardan kaçmanıza, amaçlarınızı yitirmenize ve depresyona girmenize neden oluyor. Bu durumda da ihtiyacınız olan tek şey psikolojik destek…

GEÇMİŞİN İZLERİ 
Çok sevdiğiniz birini kaybetmek, trajik bir trafik kazası ya da hatırlamak istemeyeceğiniz, kabul olarak tanımlayacağınız herhangi kötü bir deneyim… Uzmanlar yaşanmış kötü olayların üstesinden gelmenin iki yıl civarında seyrettiğini belirtiyor. Ancak siz de böyle bir deneyim yaşamış, üzerinden iki yıl geçmesine rağmen atlatamamışsanız, dışarıdan destek almanız mantıklı bir çözüm olabilir. Çünkü yaşanan psikolojik travmalar, üstesinden gelinmediği takdirde günlük yaşantınızı derinden etkileyerek kabuslar görmenize, ani duygu değişimlerine bağlı olarak ağlamalara, kontrolsüz öfkeye, asosyalliğe neden oluyor.

SÜREKLİ ÜZGÜNSENİZ…
Acıyı hepimiz bir şekilde tatmışızdır. Başımızdan birtakım kötü ve hatırlamak istemeyeceğimiz olaylar geçmiştir elbette… Bu olayların sonucunda da acı çekmemiz oldukça normal. Ancak ne zaman ki üzüntünüz ve acınız günlük yaşantınızı etkiliyorsa bu depresyonda olduğunuza en büyük işaretlerden biridir. Uzmanlar bu sıkıntı ve acının iki haftadan daha fazla sürmesi durumunda mutlaka bir psikoloğa danışılması gerektiğini savunuyor.

BİR CEVAP BIRAK