Tanrı Ebeveyn

Tanrı Ebeveyn

8
0
PAYLAŞ

Bugün medeni bir ülkenin yetişkin vatandaşına iyi bir ebeveyn olmadığını söylerseniz, onu ağır bir dille eleştirmiş olursunuz. Hele muhatap aldığınız kişi bir anne, özellikle de toplumcu bir kültürde yetişmiş orta-üst sınıf bir anneyse, en üst kimliğine saldırdınız demektir. Karşılaşacağınız sert tepkinin sebebi, kendilerini, tarihin onlara atfettiği bu en kıymetli görev üzerinden tanımlamalarıdır. Aynı suçlamayı Taş Devrinde yaşayan bir anneye ya da babaya yapabilseydiniz, muhtemelen hiçbir tepki almazdınız. Çünkü bu dönemde anneliğe, babalığa ya da çocukluğa dair bir bilinç gelişmemiş, ebeveynlik olgusu henüz kıymetlenmemişti.

———————- o———- o————– o———– o ———-o —————-

Tarih, Yuval Noah Harrari’nin dediği gibi, çoğu zaman abartılmış umutlarla şekillenir. İnsanın zaman içinde bir uçtan diğerine savrulduğu bir hat gözlemleriz. Ebeveynleri uçurumun kenarına getiren, bilimsel öğelerden ziyade toplumsal baskılardır. Yeni mitoloji, ebeveyne doğru yolu sezgileriyle bulabileceğini söylemek, ebeveyn-çocuk bağının kendiliğinden kurulduğunu, doğada herhangi bir arıza olmadığını iddia etmek ister.

Eski toplumdan günümüze ebeveynliğin tarihini ele aldığı bu kitabında Gülüş Türkmen, titiz bir araştırmacı olarak annelik, babalık, çocukluk ve ebeveynlik kavramlarının kökenlerine inip, her birinin politik, ekonomik ve felsefi altyapılarını ortaya koyuyor. Türkmen, alanının fikir öncüsü olarak çarpıcı çıkarımlarını da bizlerle paylaşıyor.