TAKIM İÇİNDEKİ LİDERLİK ve HIRVATİSTAN

TAKIM İÇİNDEKİ LİDERLİK ve HIRVATİSTAN

83
0
PAYLAŞ

1991 yılında bağımsızlık ilanı ve 5 yıl sonra milli takım düzeyinde büyük turnuvalara katılmaların başlaması ile geçen sürede futbolda 2 üst düzey “başarı”yı Hırvatistan acaba nasıl elde etti? Bu duruma biraz da tezat bir şekilde diğer Dünya Kupalarında ve büyük organizasyonlarda ise bu başarıların yanında çok da başarılı olmayan başka bir süreç var. Dikkatimi çeken ve üzerine düşünülmesi gereken nokta da burası oldu. Acaba ne oldu da, bu 2 kupada zirveye 1-2 adım kalana kadar yükselme varken diğer kupalarda ise çok daha aşağılarda elenme gerçekleşti?

2016 yılı verilerine göre 4.1 milyon civarında bir nüfusu olan Hırvatistan, tarım ve sanayiye dayalı ekonomisinden daha ünlü Game of Thrones’un set mekânı tarihi kent Dubrovnik ile olağanüstü güzel sahil şeridine sahip ve bu ülkenin UEFA uluslararası standartlarına uyan sadece 5 adet sahası var. Küçük bir ülke olmanın yanı sıra, futbolun büyük bir ekonomi yarattığı İspanya, İngiltere, Fransa, Almanya, Portekiz, İtalya’nın veya futbol ekolü olan Güney Amerika ülkelerinin yanında kendisini futbolda da adından hep söz ettirmek hiç te kolay değil aslında.

Ülkede futbol altyapısının gelişmemiş olmasından mıdır bilinmez, daha ziyade farklı ülke kulüplerinde oynayan ve farklı kültürlerde yetişen oyuncuların elde ettikleri Dünya Kupası 2.lik ve 3.lüklerini iyi incelemek gerekiyor diye düşünüyorum. En son 2018 Rusya Dünya Kupası’nda Fransa ile oynayacakları final maçından 1 gün önce basın toplantısı düzenleyen teknik direktör Zlatko Dalić şöyle bir açıklamada bulunuyor; “Birbirimize güveniyoruz, onlar benim otoriteme güvenirken, ben onların arkadaşı olmaya çalışıyorum. Aramızda gizli bir şey yok. Bu takım yakın bir aile gibi. Rakibi dert etmeden finalin tadını çıkarmak için buradayız.” Ve hemen ardından takım kaptanı Luka Modrić şu cümleleri tercih ediyor; “Oyuncular olarak onun samimiyetine, yaklaşımına güveniyoruz ve ona hem koç hem de kişi olarak sahip olduğumuz için şanslıyız”. 1998 yılında 3. oldukları Dünya Kupasında da benzer ifadeler var.

Dikkatimi çeken ve araştırdıkça bulduğum nokta tam da burası; takımın içindeki liderlik!

Takım içindeki liderlik artık yöneticilerin takım dışında kalmadan içeriden takım ile birlikte ve aile kavramı gözetilerek, takım üyelerinin değerlerine, inandıklarına önem vererek birlikte yönetilmesi gereken bir olgu olmaya çoktan başladı ve bu tarzı benimseyen, elindeki bu gücü farklı değerlendirmek isteyen yöneticiler fark yaratmaya başladılar bile.

Evrim Kuran da “Telgraftan Tablete” kitabında benzer şekillerde bahseder; artık günümüz yöneticileri eski alışkanlıklarını, güç kullanmalarını, karizmalarını bir kenara bırakıp, çalışanlarının ve hatta stajyerlerinin bile kişisel özelliklerine, inançlarına ve değerlerine göre yönetim anlayışlarını çoktan benimsemek zorundadırlar.

Aksi durumda şirketler de rekabetin en üst düzeyde olduğu kendi dünya kupalarında ya gruplarda ya da çeyrek finalde elenmek durumunda kalabilirler. Örnek alınması gereken Hırvatistan’ın başarısı saha dışında başlıyor çünkü…

Dilerseniz daha detaylıca #bunuyüzyüzekonuşalım…
Sevgiyle,

Serkut KIZANLIKLI
Eğitimci-Profesyonel Koç

https://www.facebook.com/serkutk
www.linkedin.com/in/serkutk
https://www.instagram.com/serkut_k/