SÜREKLİ KONUŞUYORUZ….

SÜREKLİ KONUŞUYORUZ….

105
0
PAYLAŞ

Konuşmak, biz insanlar, diğer canlılardan farklı olarak, birbirimizle iletişim sağlamak için belirli bir dil aracılığıyla konuşuruz. Bir anlamda duygularımızı, hislerimizi,  düşüncelerimizi sözcükler aracılığıyla paylaşırız.

Günümüzde her şey sanallaştı, insanlar birbirinden uzaklaştı, sense neden sürekli konuştuğumuzu sorguluyorsun, nasıl bir paradoks diyebilirsiniz.  Evet, günümüzde ben de dahil olmak üzere insanlar akıllı telefonları ile bir bütün olarak yaşıyorlar, her geçen gün daha da sanallaşan bir dünya var, insanlar birbiriyle daha az etkileşim halindeler, birbirlerine bakmıyorlar, selam vermiyorlar, hatta bazen karşısındakinin kim olduğunun bile farkında değiller. Bu döneme soğuk iletişim de deniyor. Evet bu da bir gerçek ancak yaptığımız ya da tanık olduğumuz sürekli konuşma hallerimiz de bir gerçek.

Neler konuşuyoruz?  Görsel bir insan olarak işitsel tarafımı da geliştirmek istiyorum. Bu yüzden de egzersizler yapıyorum, bulduğum her fırsatta bu yetimi geliştirmeye çalışıyorum, nasıl mı? Yaşadığım andaki her şeyi duymaya çalışarak. O anda tüm varlığımla orada olarak ve tüm algılarımı açarak, en uzaktaki sesi duymaya çalışarak. Bulduğum her fırsatta kafede, metroda, dolmuşta, takside insanların telefonda ya da karşılıklı yaptığı konuşmalara kulaklarımla tanıklık ediyorum. Taksideki konuşmaya tabi ki bir fiil dahil olma durumum da kaçınılmaz son gibi gerçekleşiyor. Dinleyici olarak misafir olduğum konuşmalarda genel olarak, ülkemiz- dünyamızdaki siyasi durum, ekonominin nereye gittiği, hayat pahalılığının ne olacağı,  okullardaki eğitim sistemi, sevgilisiyle eşiyle çocuğuyla yöneticisi ile iş arkadaşı ile annesi babası ya da kardeşi ile yaşadığı sıkıntı, hayal kırıklığı gibi konular gündemde. Son üç yıldır televizyon seyretmeyen, gazete okumayan bir insan olarak bu egzersizim dünyadan yurttan haberler olarak geliyor bana. Tabii ki insanın içini rahatlatan gündemlere de kulaklarım şahit oluyor.  Bunlar neler mi derseniz, gidilen muhteşem seyahatler, davetler, okulda-işte başarı, yeni bir işe başlanılmasının heyecanı, tavsiye edilen filmler, müzikler, kitaplar, yeni açılan mekanlar, hayaller, hedefler ile birlikte birbirine duyulan sevginin dile gelmesi. Bir de kulaklarım başka bir şeye de tanıklık ediyor, sohbetlerin vazgeçilmesi gıybet, onsuz olmaz değil mi J 

Dinleyeni olmayan konuşmalara şahitlik… Konuşma konuları dışında dikkatimi çeken bir konuda her konuşmanın olmazsa olmazı diye düşündüğüm,  kişi  kendiyle  konuşmuyorsa eğer, farklı bir kişinin ya da kişilerin de dinleyen olması. Ancak, zaman zaman kendim dahil diğer insanlara baktığımda, sanki sadece bir konuşan var, dinleyici yok. Ya da hep bir ağızdan bir konuşma var, kimse birbirini dinlemiyor. Dinleyici fiziksel olarak orda ancak zihni bambaşka yerde ya da akıllı telefonuna kilitlenmiş durumda.  Ya da bazılarını konuşma olarak nitelendirmiyorum, çünkü konuşmada birisi bağırıyor, diğeri dinlemiyor ya da o da bağırıyor, dinleyeni olmayan bir konuşma nasıl olur?

Sohbetlerin vazgeçilmezi gıybet. Yapmayan bir insan var mı, belki de vardır. Gıybet niçin yaparız. Bence gıybet varsa, insanların ortak noktaları yani aralarında gerçekte bir paylaşım, samimiyet yoktur ya konuşulacak konuları kalmamıştır ya zaman bir türlü geçmiyordur ya da kendileri ile ilgili bir kaçış vardır. Neden mi kaçıyorlar dersen,  kendi mutsuzluklarından, o anki sorunlarından derim.

Konuşmalardaki amacımız ne ? Tabi ki konuşacağız, yoksa nasıl anlaşacağız diyorsunuz, evet doğru, hedef iletişimse, etkileşimse. Konuşmakta ki amacımız kendimizi karşımızdakine daha iyi anlatmak mı, karşımızdakini daha iyi tanımak mı, ilişki kurmak mı,  varlığımızı kanıtlamak mı, duygumuzu, düşüncemizi, isteklerimizi, rahatsızlıklarımızı paylaşmak mı bunun başka versiyonu düşüncemizi karşı tarafa empoze etmek mi, zamanı geçirmek mi, yalnızlığımızdan kaçmak mı,  konuşarak kontrolü ele almak mı?

Konuşmayı nereden yapıyoruz? Konuştuklarımız gerçek mi, bizi mi yansıtıyor, sevgiden mi konuşuyoruz, hoşgörü var mı,  tüm varlığımızla hem konuşan hem dinleyen olarak orada mıyız, yargılarımızdan uzak mıyız, birbirimize saygı duyuyor muyuz, aramızda konuşarak bağ kuruyor muyuz, birbirimizi anlıyor muyuz, birlikte büyüyor muyuz, birbirimizi daha iyi tanıyor muyuz?

Odağımızı, Zaman ve Enerjimizi nelere veriyoruz? Her daim isteklerimizi, hayallerimizi gerçekleştirmek için zamana ve enerjiye ihtiyaç duyarız. Genel olarak insanlarda ise her şeye koşturmaktan duyulan yorgunluk var, tükenmişlik var. Günümüz insanların söylemlerinde sürekli olarak bir şeylere yetişme ve zamanın yetmemesi var. Hayat seçimlerden ibaret. Farkındalıklı bir hayat için gün içinde neye enerjimizi, zamanımızı verdiğimiz, niçin yaptığımız, odağımızı nelere verdiğimiz önem kazanmakta. O zaman neden konuştuğumuzu bilmeli miyiz, diğer bir konu da neleri konuştuğumuz,  ne oluyor da gıybet yapıyoruz ne oluyor da sürekli olarak ülkeyi ya da dünyayı yönetme durumunda olmadığımıza göre bu kadar bu konu dilimizden düşmüyor ya da neden kötü geçen toplantı sürekli tekrarlanıyor ya da terk eden acı veren sevgili ? Hayatta iyi şeyler yanında kötü şeylerde oluyor derseniz evet oluyor, hayat bu yüzden renkli. Tabi ki acılarımızı da üzüntülerimizi de kızgınlıklarımızı da paylaşabiliriz, paylaşarak bir nebze olsun hafifleyebiliriz, güçlenebiliriz hatta çözüm bile bulabiliriz. Yeter ki bunu isteyelim, seçim yapalım, konuşarak ne istiyoruz, konuşmalarımız bize hizmet ediyor mu?

Konuşmak insanların birbiriyle duygularını ve düşüncelerini, yaşanmışlıklarını paylaşmasıdır. Konuşmak, yemek, içmek, uyumak gibi yaşamımızın olmazsa olmazıdır. Konuşmak PAYLAŞMADIR, ANLAŞMADIR, BAĞ KURMADIR. Hepimizin tüm benliğimizle sevgiyle, yargısızca orada olduğumuz, gerçeğimizi yansıttığımız, kalplerimizle buluştuğumuz, beslendiğimiz konuşmalarda, sohbetlerde buluşmamız dileğiyle…

Yolda ya da pazar yerinde

Bir dostunuza rastladığınız zaman,

Bırakın içinizdeki iyi şeylerin,

Güzel şeylerin ruhu

Dudaklarınıza yükselsin ve dilinizi yönetsin.

Bırakın, gönlünüzün derinlerindeki sessizlik,

Gönlünün kulağına seslensin, dostunuzun.

                                                                        Halil Cibran

Sevgiler,

Sakine KAŞ

Profesyonel Koç