Söylesene!

Söylesene!

181
0
PAYLAŞ

Söylesene……….

Bana değil, “kendine” söyle..

İstersen sadece fısılda “kendi” kalbine…… “kendi kendine” söyle.

Kim o yanındaki?

 

Seninle aynı ritimde yürüyo mu?

Arada, “birlikte yürüyo musunuz” diye kontrol ediyo mu?

Takıldıysan bi’ yerinde hayatın eğer; hiç sıkılmadan-tereddüt etmeden yanına geliyo mu?

 

Saçını okşuyo mu hiç?

Sırtında mı eli?

Zorladığında hayat, sakince sıvazlıyo mu?

 

Öylesine değil.. yarım yamalak değil.. “sıkı sıkı” tutuyo mu elini?

Yanaklarına yumuşacık bi’ öpücük kondurup, seni sevdiğini söylüyo mu?

Bunu derken, “gözleri de aynı şeyi söylüyo” mu?

 

Yanında başı dik, gülümseyerek mi yürüyo?

Gözlerinin içine, taa göz bebeklerine bakıyo mu?

“Görüyo” mu seni?

 

Yakalıyo mu her seferinde kalbini?

Yakalıyo mu seni, daha düşmeden?

Düştüğünde kaldırıyo mu?

 

Gururu musun, “kalbinin atışı” mısın onun?

Aşk mısın, aşkı mısın?

Nasıl bahsediyo senden?

Neler söylüyo, nasıl anlatıyo?

Ne istiyo, ne veriyo………… verdiğini geri isterken kırıyo mu, incitiyo mu?

Yok mu ediyo yoksa…….. yakıp viran mı ediyo?

Anlıyo mu seni?

Dinliyo mu……. sakinleştiriyo mu………

 

Öpüşüyo musunuz doya doya?

Yoksa adımlarınız “hızlı”, “amaca odaklı” mı?

“Bi’ an önce olsun bitsin” mi ya da?

“Hasta olduğun günlere şükrettiğin” oluyo mu senin de?

 

Nasıl kokuyo, nasıl dokunuyo?

Dokunduğunda titriyo musun?

Tüylerin diken diken oluyo mu o an sana baktığında?

Utanıyo musun?

Çekiniyo musun?

Derken.. sen de ona uzuun uzun bakıp, büyük büyük sarılıp, sonra da………………

 

Söyle hadi..

Kim yanındaki?

“İyileştiren” mi?

“Cesaretlendiren” mi?

“Güçlendiren” mi?

“Gülümseten” mi?

“Deriiiin derin, huzurlu nefes çektiren” mi?

 

Kim o yanındaki?

Yanındaki kim?

 

Nereye gidiyorsunuz, nereye gidiyo bu yol?

Ufkunda ne var, ne görüyosun uzağınızda?

 

Duraklarınıza, yolcularınıza, manzaranıza baksana bi’..

Yaşadığın şey, istediğin şey mi?

 

Hayat hızla akıyor.. durduğu yerde durmuyor hiçbi’ şey…………… sen de, o da……

 

Gözüne soka soka, geçip gidiyo ömür..

 

Gözüne soka soka acıları, unutulmuşlukları, ihmalkarlıkları, cahil cesaretini, öfkeyi, ihaneti, yalnızlığı, tenine kazınmış isimleri……… ciğerini söke söke geçip gidiyo.

Zar zor yerine diktiklerini söke söke geçip gidiyo.

 

Ya sen, sen nereye gidiyosun?

Kimin yanında yürüyosun?

 

Kimsin sen?

Yani…….. tam da şu anda…… şimdi kimsin sen?

“Hikayen”in neresindesin?

 

……………….

 

Neyse…. bugün de böyle.

Didem Arslantürk ( Dip ve İllüzyon Kitaplarının Yazarı)

 

BİR CEVAP BIRAK