Sizin Derdiniz Ne?

Sizin Derdiniz Ne?

110
0
PAYLAŞ

“Senin derdin ne?” dedi bana. O kadar soru içerisinden aradı taradı ve benim yanıtını bir türlü bulamadığım tek soruyu sordu.

Benim derdim neydi? İnkar edilemeyecek bir gerçek olan parayı tam olarak ne için elimin tersiyle itiyordum? Hayatın ısrarla bu soruyu bana çok değer verdiğim insanların sesinden sorması bir tesadüf müydü? Tesadüfe bu kadar anlam yüklemek adil miydi? Ne kadar büyük hayaller kurabilirdim ve bu hayaller için nelerden vazgeçebilirdim?

Düşündüm….

Önümdeki 70 sayfa kitabı da, bekleyen projeleri de, yazılması gereken formülü de, uykusu gelen çocuğumu da bıraktım; düşündüm…

Benim derdim neydi?…

Gerçekten de bana öğretilen tüm normlara harfi harfine uyan hayatımı değiştirmek istememin nedeni neydi?

Çok basitmiş!

Güneşi görmek…

Şairin de dediği gibi hava gibi su gibi bedava olan güneşi başkalarının izniyle değil, kendi isteğimle gördüğüm sabahlara uyanabilmek.

En büyük duamın oğlumun ben evden çıkmadan uyanmaması, en büyük mutluluğumun alarmı beş dakika daha ertelemek olmadığı sabahlara kalkabilmek.

Adımı, emek ve zaman harcadığım şeyin sonuna gururla yazabilmek…

Aslında zaten benim olan zamanı kendim için kullanabilmek…

Artık dünyanın dertlerine sadece uzaktan söylenmek istememek mesela, tam da o çok üzüldüğüm çocuklara gönüllü ablalık yapabilmek, yeni kıyafetlerle gözümü değil; çocuk sesleriyle, kitap kokularıyla, güneş ışığıyla, oğlumun kokusuyla ruhumu doyurmak.

Bir hayalim var, peşinden gitmek istiyorum. O dimdik duran, cesur, kararlı kadınların sadece birer kitap kahramanı olmadığı bir hayatın mümkünlüğünü deneyimlemek istiyorum.

Ben aslında sadece; bugün ölsem; yaşayarak ölmek istiyorum…

BİR CEVAP BIRAK