Siz hiç potansiyelinizi zorladınız mı?

Siz hiç potansiyelinizi zorladınız mı?

169
0
PAYLAŞ

Yılın son günleriydi. Ankara’nın sevilen radyolarından Max fm’i dinliyorum. En sevilen radyo spikeri Özgür, her zamanki gibi hediye veriyor. Ankara’da sık sık yapılan bir etkinlik için ama benim hiç katılmadığım ve merak ettiğim “fuckup nights Ankara.” Reklam mahiyetinde programın bilgisini veriyor. On kişiye de davetiye verecek. Daha önce de benim de duyup merak ettiğim bir çalışma. Başarılı insanların başarıya giden yolda yaşadıkları başarısızlıklarını anlatıyorlar. Hemen aradım. Adına yarışma dediği birkaç basit sorudan sonra adımı ve telefonumu aldı. İki kişilik davetiyeyi kazanmıştım.

O gün içlerinde akademisyenler, iş adamları, girişimciler, tiyatro sanatçısı sevgili Hatice Aslan (aynı zamanda benim okul arkadaşım), daha önce hiç tanımadığım ama çocukların hayran olduğu Ezhel rap şarkıcısı vardı.

Genç olup  muhteşem bir fikirle yola çıkmış dünyada 100 ülkeden fazla telefon ağını mülteciler arasında kurarak onların sorunlarına ulaşmışlar. Herkes ”siz nasıl yapacaksınız, henüz 25 yaşındasınız” dediklerinde, durup “biz yanlış bir şey mi yapıyoruz?” diye düşünmüşler. Ama bu onları durdurmamış kendilerine olan inançları sayesinde bu işi başarmışlar ve on ülkeden fazla da ödül almışlar.

Herkesin hikayesi birbirinden çok farklı ve içlerindeki mesaj şu : “Zorluklar bizi geliştiriyor.”

Yaşadığınız olumsuzluklara bakın. Elbette yaşarken özellikle o kadar zorlanıyoruz ki, insanın pes edesi geliyor. Kimse yaptığı ‘o işe’ şu andaki geldiği noktadan başlamıyor. İşin zaten keyif verdiği noktası da bu… Düşünsenize mühendislik diplomasını elinize verseler? Hiçbir şey bilmiyorsunuz. O diploma ile ne yapacaksınız. Bir anlamı var mı? Ya da gel seni şarkıcı yapalım konser ver! Bu mümkün mü? Yaşadığımız zorluklar bizi geliştiriyor. Geliştikçe yaptığımız işten aldığımız haz artıyor. Henüz 20’li yaşlarımdaydım. Benim harika bir mesleğim vardı ama bazı arkadaşlarım o kadar şanslı değillerdi. Henüz yaptıkları meslekte başarıyı yakalayamamışlardı. Ya da bazıları meslek sahibi olmamıştı. O zamanlar şöyle düşünürdüm ve inanırdım: Herkesin yapabileceği, en iyi olabileceği bir yeteneği vardır. Tabii bunu denemeden bilemezsiniz.

Mihaly Csikszentmihalyi kitabında (AKIŞ: Mutluluk Bilimi) bu konuları oldukça detaylı anlatıyor. “İnsanın daha zorlu görevlerle karşılaşması ve daha üst seviyedeki becerilerini kullanması gerekir” derken, insanın karşılaştığı zorluklar potansiyelini ve sınırlarını nasıl  zorladığını anlatır. Potansiyelinizi zorlandığınızda ve başarı yakalandığında ya da anlamlı bir ilerleme hissettiğinizde motive olursunuz.  “Öz, akışın bir sonucu olarak daha fazla ayrışır çünkü zorlu bir görevi aşmak kaçınılmaz olarak insanı daha yetenekli ve becerikli yapar.” (Sayfa 73)

Başka güçlü bir örnek de,
” İşimizden ve arkadaşlıklardan hoşlanıyorsak ve her zorluğu yeni beceriler geliştirmek için fırsat olarak görüyorsak sıradan hayatın gerçeği dışında bir hayat yaşarız ve bunun ödüllerini alırız.” (Sayfa 307)

Özgür Bolat da Beni Ödülle Cezalandırma adlı kitabında bilgisayar oyunundan örneklendirmiş. Daha çocukluktan başlayan insanın doğasında zorluklarla baş etmenin insanı nasıl geliştirdiğini anlattığı, benim çok sevdiğim bir benzetmesi var. Çocuklar bilgisayar oyunu oynuyorlar. Her bir zorluk derecesini başardıklarında bir üst level’a geçebiliyorlar. Becerilerine göre zorluklar yavaş yavaş artıyor. Her bir zorluk bir sonraki başarıyı getiriyor. Level atlıyor. Geçtiği level yeni bir zorluk ve çocuk onu da geçmek için çaba gösteriyor. Geçtiği zaman haz duyuyor ve bu nedenle elindeki tableti veya bilgisayarı bırakmıyor. Bu benzetme aslında çok açık. Genelde eğitim psikologlarının benzer söyledikleri noktalara değiniyor. Zorluklar bizi geliştirir ve yaptığımız işten haz duymaya başlarız.

Diyoruz ki “ben çok çektim, çocuğum zorlanmasın.”
“O daha çok küçük yapamaz.”

Tanıdığım çok yaşlı bir ağabeyimiz saygı duyduğum büyüğümüz vardı. Ona yürürken destek olmak için koluna girmek istemiştim, kesinlikle kabul etmemişti. Tam o sırada anlamamıştım neden öyle yaptığını. Şimdi daha iyi anlıyorum. O zorluklarla kendi baş edebilmek içindi. Hayatını da yalnız yaşıyordu. Kızı vardı ama ondan yardım almıyordu. Alsaydı hızla çökebilirdi.

Aynı şekilde farkında olmadan çocuğunuzun yaptığı bir çok işi siz yapmaya başlıyorsunuz. Ya da kendimiz için de benzerlik söz konusu. Zorluk gördüğümüz yerde hemen oradan kaçıyoruz bıkkın bir şekilde. Kısacası kendi konfor alanımızdan çıkmak istemiyoruz.  Bakmışsınız ki yıllardır aynı noktadasınız. Zorluk olmadan ilerleme söz konusu değil.

İşte bu etkinlik zorlukların üstüne gidip başarıyı yakalayanların hikayelerini anlattıkları çok keyifli ve aynı zamanda insanın kendine dönüp bakmasını sağlayan ”benim hayatımda zorluklar neler” diye sorduğunuz, kendi yolculuğunuzu keşfedip düşündüren ve farkındalık yaratan güzel bir etkinlikti.

Peki siz hiç başarısız oldunuz mu?
Başarısızlıklarınız  hayatınıza neler kattı?

Zeynep ALNIAÇIK

BİR CEVAP BIRAK