Şiddetsiz İletişim

Şiddetsiz İletişim

206
0
PAYLAŞ

İnsanlarla olan iletişimimizde, karşımızdaki kişinin düşünce ve davranışlarını doğru/yanlış şeklinde etiketlemek, kendimizi haklı çıkartmak için fikirlerimizde ısrarcı davranmak, başkalarının düşünce ve davranışlarını yargılamak veya dinlememek, kendimizi iyi hissetmek için, duygusal sorumlulukları almaktan kaçınmak,  birbirimizle olan iletişimi aksattığı gibi, yanlış anlaşılmalara ve hayal kırıklıklarına da yol açmakta. İlişkilerimizde ki iletişim sorunlarını çözmek, öfke ve şiddete neden olan düşünce kalıplarımızı anlamak ve  anlaşmazlıkları barışçıl görüşmelere çevirmek, kendimizi tam ifade edebilmek için öncelikle kendimizle sonra başkalarıyla empati kurmak, ilişkilerimize farkındalık ve derinlik kazandırmaktadır.

M. B. Rosenberg, Şiddetsiz İletişim kitabında, kendimizi ifade etme ve başkalarını dinleme biçimimizi bir çerçeveye oturtarak, ilişkilerimizin derinlerindeki ihtiyaçları duyabilmemize rehberlik etmekte. Rosenberg’in iletişim için önerilerini kısaca değinmek gerekirse;

Kendimizi iyi hissetmediğimiz durumlar veya olaylarla karşılaştığımızda,

·         Beni etkileyen, gözlemlediğim asıl olay veya durum nedir? 

·         Bende bu durum nasıl hisler yaratıyor?

·         Duygularımın altında yatan asıl ihtiyaçlarım, değerlerim, arzularım nelerdir?

·         Yaşamımı iyileştirmek için, aslında olmasını istediğim somut davranışlar nelerdir?

·         Eğer birilerinin bir şeyler yapmasını istiyorsam, onlardan beklentilerim nelerdir?

·         Hangi nedenlerden dolayı, benim beklentilerimi yerine getirmelerini istiyorum?

·         Bunun bana yada ilişkilerime nasıl bir faydası olacak? 

Bu sorular vasıtasıyla kendinizi sorgulamayı alışkanlık haline getirdiğiniz de, sözleriniz, alışkanlık haline gelmiş otomatik tepkiler olmaktan çıkıp, daha bilinçli cevaplara dönüşmeye başlayacaktır. Aynı süreci karşınızda ki kişileri dinlerken de yaptığınızda, iletişimin bağlarını kuvvetlendirebilirsiniz. Faydası sadece bununla sınırlı değil, aynı zamanda; bugüne kadar öğretilen kültürel değerler ve koşulların neler olduğunun farkına varmanızı, kendi duygu ve ihtiyaçlarınızı duyabilmenizi, başkalarının aslında tam olarak ihtiyaçlarını anlamanızı ve desteklemenizi, ters giden şeye odaklanmak yerine, olmasını istediğiniz şeye yoğunlaşmanızı sağlar.

Epictetus dediği gibi, “İnsanları asıl rahatsız eden olaylar değil, onlara bakış açılarıdır” 

Bakış açınızı önce kendi duygularınıza ve ihtiyaçlarınıza çevirip sonra karşınızdaki kişilere anlamaya çalışmak için yönlendirmek iletişimde size kolaylık sunacaktır.

Sevda KAYA