Şiddet Engellenebilir mi?

Şiddet Engellenebilir mi?

65
0
PAYLAŞ

Günümüzde en çok eleştirdiğimiz konu çocuğa şiddet, kadına şiddettir. Peki, şiddet ne demek, bunu düşünüyor muyuz? Şiddet denildiği zaman insanın ilk aklına gelen fiziksel şiddet, cinayet, taciz, tecavüz oluyor. Bundan çok daha fazlası var, çok daha derini var. Belki de birçoğumuzun görmek istemediği ama kimsenin de inkâr edemeyeceği “çocuk büyütmek” konusu nasıl olmalıdır, bunun biraz incelenmesi gerekir.

Suç işlemiş insanları büyük bir nefretle eleştiriyoruz. Katil, sosyopat, psikopat olmuş içinde şiddet varsa, her türlü eleştiri yapılır. Sonra derin bir sessizlik ve her şey unutulur.

Sorunun anne – çocuk ilişkisinden doğduğuna inanıyorum. Annesinden hiç sevgi görmemiş, babasından sürekli dayak yemiş, kendi öz benliği sürekli tehdit altında olmuş, aşağılanmış, hor görülmüş birçok çocuk var. Bu çocuklar büyüyor, yetişkin oluyor. Kendi ailelerinde gördüklerini dışarıdaki insanlara uyguluyorlar. Hal böyle iken şiddeti nasıl durdurabiliriz?

Annesinin gözünden sevgi ışığını görmemiş, tek varlığı olan ailesi onu hiç kabul etmemiş çocuklardan nasıl bir gelecek bekliyoruz? Şimdiki anneler bilinçleniyor, bunları görüyoruz. Sosyal medyada, televizyonda birçok uzman çıkıp konuşuyor. Bu yeterli olur mu, bilemiyorum. Aile içi iletişim, çocukla kurulan iletişim çok önemlidir ve zordur. Çocukların hayatı algılamasıyla bir yetişkinin hayatı algılaması aynı değildir. Çocuğa yaptığı bir davranıştan dolayı “kötü çocuk!” dediğimiz zaman çocuk davranışın yanlış olduğunu anlamaz, kötü bir çocuk olduğuna odaklanır. Şiddeti engellemeye, yanlış iletişimi durdurarak başlamalıyız.

Yanlış iletişim; çocuğun benliğine yapılan saldırılardır. Cezalar, suçlamalar, çocuğun varlığına yönelik bütün saldırılar yanlış iletişim ve psikolojik şiddettir. Çocuklar bu saldırılara karşı kendilerini koruyamazlar, bir müddet sonra kendilerini suçlamaya başlarlar. Kendilerini, yetersiz, önemsiz, gereksiz olarak görürler. Çünkü ailesinden bu şekilde muamele görmüşlerdir. Onlar masum ve savunmasız canlılardır. Onları korumak bizim en büyük görevimizdir.

Çocuklar kendilerine has varlıklardır. Hepsinin ayrı karakteri, ayrı istekleri, ayrı beklentileri vardır. Ebeveynler, çocukların üstünde otorite kurmaya ve onları kendi istedikleri şekilde büyütmeye çalışırlar. Çocuklara belirli bir yaşa gelene kadar özgür irade tanınmaz. Anne ve babalarına itaat etmeleri istenir. En basit örnek; acıkmayan çocuğa, ağzı burnu kapatılarak zorla yemek yedirilmesidir. Çoğu ebeveyn bunu gülerek etrafına anlatır. Çünkü anne bu davranışı ile çocuğun karnını doyurmayı hedefler ve iyi bir annedir. Ama bu davranışı ile aslında çocukta çok ciddi psikolojik sorunlar yaratmaktadır. İşte biz burada yanlış yapıyoruz. Bu da bir şiddettir. Çocuklara saygı duymuyoruz. Hiçbir çocuk durup dururken kendini aç bırakarak grev yapmaz, bunun ne olduğunu bile bilmez!

Çocuklara yaşattığımız psikolojik şiddet onlarda hiç geçmeyecek yaralara sebep olur. Büyüdükleri zaman da kendilerini sık sık suçlar ve yetersiz olduklarını düşünürler. En çok üzüldüğüm şey; bir çocuğa söylediğiniz her kötü laf, çocuk tarafından kabul edilir. Siz o anlık bir sinirle söylediğinizi düşünüyorsunuz ama çocuk koşulsuz olarak o sıfatları kabul ediyor ve öz benliği sarsılıyor.

Ebeveyn – çocuk iletişiminin yanında aile iletişimi de çok önemlidir. Ailede şiddetin olmaması, sağlıklı bir anne baba figürü rol model olarak ikinci büyük adımdır. Birbirini aşağılamayan, saygı duyan bir ailede büyüyen çocuk, ileride insanlara da saygı duyacaktır.

Çocukları olduğu gibi kabul etmeyi öğrenmeliyiz, onlara sevgiyi, doğruyu, saygıyı öğretmemiz gerekiyor. Bu öğretme de gösterme ile olmaktadır. Biz çocuklara saygı duymayı, tahammül etmeyi öğretmeliyiz. Onlar, kendi istekleriyle değil, ebeveynleri istediği için dünyaya geldiler. Çocuklar masumdur, onlara zarar vermemeliyiz. Ve inanıyorum ki; hiçbir ebeveyn bilerek çocuğuna zarar vermez.

Son olarak; ebeveynlerin, özellikle de annenin kendi çocukluğunu iyileştirmesi çok önemlidir. Her insan çocukluğunda travma yaşamıştır. Çocukluğunda yarası olan anne, aynı sorunları büyük olasılıkla çocuğuna da yaşatacaktır. Önce biz iyi olacağız, sonra çocuklarımıza iyi bakacağız.

Zeynep TÜRKOĞLU
ICF Profesyonel Koç
Yönetici ve Takım Koçu