Shakespeare feat. Metin Erksan

Shakespeare feat. Metin Erksan

247
0
PAYLAŞ

“Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz” W.Shakespeare – Othello

“Belki resmimim arkasında ben yaşıyorumdur. Sen beni görmeye çalışmadın. Ama sen istesen de istemesen de ben varım” Metin Erksan – Sevmek Zamanı

İki farklı cümle, tek anlam!

Biri 1600’lü yılların İngiltere’sinde Shakespeare’in kaleminden, diğeri 1965 Türkiye’sinde Metin Erksan’ın kaleminden günümüze kadar gelmiş, yaşıyorlar. İlginç değil mi?

Farklı yüzyıl, farklı dil, farklı milliyet, farklı kültür olmasına rağmen insanın bakış açısını bambaşka ifadelerle dile getiren iki ustanın aynı noktada kesişiyor olması… Ancak üzerine biraz düşününce çok da ilginç olmadığını görüyorum. İnsanız sonuçta.

Ne kadar değişik olabilir ki?

Her gün nefes alan, uyuyan, uyanan, yemek yiyen, gülen, eğlenen, çalışan, tartışan, işe giden, mutsuz olan, ağlayan, düşünen… Aynı eylemleri monoton olarak yapan bir canlı. Canlılar arasında anlaşılması en güç olanı ancak bir o kadar da sade olanı. Öyle ya, çok karışık olsaydı 17.yüzyılda bir İngiliz tarafından yazılmış bir cümle ile 20.yüzyılda çekilmiş bir Türk filminde geçen bir cümle birbiri ile bu kadar benzerlik gösteremezdi!

Sonrasında şu soru belirdi; bütün devrimleri yapmış, icatlar çıkarmış, savaşlar yaratmış, teknolojiyi bulmuş; sürekli yenileyen ve yenilenen bir canlı nasıl olabilir de yüzyıllardır aynı düşünce yapısında kalabilmiş?

Cevaplarının çok konuşulabileceği bir soru olabilir. Ancak ben tek bir noktadan bakmayı tercih ediyorum bu yazıda; farkındalık.

Hepimiz, her zaman karşımızdakini anlamak yerine, ona kendimize göre anlamlar, karakterler, mimikler, düşünceler yüklüyor ve bu yüklediklerimizi yaşatmasını bekliyoruz. Ve gün geliyor bu kadar yüklemeye maruz kalan kişi, bilmeden de olsa sorumluluğu altında olduğu karaktere uygun olmayan bir davranış sergiliyor. İşte o an, her şeyin bitişi oluyor. Tartışmalar, üzüntüler, ağlamalar, bir daha görüşmemeler üst üste yaşanıyor.

Hiçbirimiz demiyoruz ki; karşımdaki de insan, acaba ne anlatıyor? Belki o ana gelene kadar birbirimizi olduğu haliyle anlamaya çalışmış olsak doğru iletişim dediğimiz noktaya gelecek ve gerçekten sevgi dolu bir ilişki içerisinde olacağız.

Kabul ediyorum insanın farkındalığının gelişmesi kolay bir durum ve süreç değil. Son 2 yıldır ben de birçok farkındalık yaşamaya başladım. Kendimi, yaşantımı, çevremi, işimi, yaşadığım yeri, kısacası her şeyi sorgulamaya ve fark etmeye başladım. Ve gördüm ki, bu yola girdikten sonra kilometreler iyice uzuyormuş. Yol zaman zaman daralıyor, zaman zaman genişliyormuş. Virajlar sert, asfaltlar karlı ve yağmurlu oluyormuş. Ancak bir kere tadını aldıktan sonra da o yoldan geri dönülmüyor, hep sonunu ve daha fazlasını merak ederek hızla ve daha ileri gidiliyormuş.

İşte tam bu yolda ilerlerken yanımda bir yol arkadaşına ihtiyaç duydum, sonra onun adının “Koç” olduğunu öğrendim. Tanışmak istedim kendisiyle; kimmiş? Ne yapıyormuş? Nasıl gelmiş benim yoluma? Sohbet ilerledikçe o kadar güzel dinlendiğini fark ettim ki içimden ona sonsuz güvenmek geldi. Güvendikçe kendimi korkusuzca ona açtığımı fark ettim, o kadar açtım ki benim o güne kadar düşünüp de bulamadığım şeyler olduğunu gördüm. Gerçekten farkındalığın artık her bir hücremde gezindiğini hissetmeye başladım. İçimde, çevremde, insanlara yaydığım enerjide…

Şimdi herkesin bu hissi yaşamasını istiyorum. Bunun için benim de başkalarına yol arkadaşı olmam lazım.

Artık “Neden bir Koç’a ihtiyaç duyulur?” sorusuna çok net cevap verebiliyorum.

Cevap veremediğim soruysa; eğer Shakespeare ve Metin Erksan’ın olduğu dönemde Koçluk mesleği olsaydı bu cümleler ortaya çıkar mıydı? Bunun cevabını asla bilemeyeceğiz fakat Sevmek Zamanı’nı her izlediğimde veya Othello’yu her okuduğumda iyi ki de yokmuş diyorum…

Ceyda ILGAZ

BİR CEVAP BIRAK