Sezgi ve içgüdü: Biyoloji ve Algı arasında

Sezgi ve içgüdü: Biyoloji ve Algı arasında

162
0
PAYLAŞ

Sezgi ve içgüdü aynı şey değildir ama yine de terimleri sıklıkla birbirinin yerine kullanırız. Ayrıca, bunları duygularınız sizi bir yöne ya da diğerine yönlendirdiğinde çeşitli bağlamlarda kullanmak çok yaygındır. “İçgüdülerim bana … diyor” ve “Sezgilerim … diyor” gibi ifadeler bu küçük kavramsal hataların açık örnekleridir.

İçgüdü nedir?

Biyolojik açıdan bakıldığında içgüdü, doğuştan gelen bir davranıştır. Hayatta kalmanızı sağlayan tüm iç ihtiyaçlarınızı ve davranışlarınızı kapsar. Kendini koruma, kollama, sosyalleşme, yeniden üretim, işbirliği ve merak gibi içgüdüler, insanları ve diğer hayvanları da tanımlayan temel özelliklerdir.

İçgüdü kavramı yirminci yüzyılda garip bir şekilde istenmeyen bir şey haline geldi. Halbuki içgüdü bizleri kendimizin ilkel versiyonuna bağlıyordu. İnsanlar bu yönlerini diğer etiketlerle bastırmanın ya da gizlemenin daha iyi olduğunu düşündüler. Birçokları gibi Abraham Maslow da, içgüdü hakkında konuşmaktan kaçınmanın bir yolu olarak “arzu” ya da “motivasyon” gibi terimleri popüler hale getirmeye başladı.

İçgüdülerinizi kendi yararınıza kullanmayı öğrenirseniz, stres ya da korkuyla daha iyi bir şekilde başa çıkabilirsiniz. Dahası, şefkat, ilgi ve nezaket gibi içgüdüler geliştirmek çevrenizi zenginleştirmenize ve hayatı daha anlamlı hale getirmenize olanak tanır. Sonuçta, herkesin içinde şefkat ve nezaket vardır. Buna inanmak zor olsa da, Berkeley California Üniversitesinde Dacher Keltner tarafından yapılan bir çalışma bunu açıklıyor.

Sezgi nedir?

Bazı insanlar sezginin, bize bir şey hakkında ipuçları veren bir dizi duygu olduğunu düşünür. Elbette, sezgi sihirli bir süreç ya da duyusal algı değildir. Sezgi “bilişsel algı” olarak daha iyi tanımlanabilir. Carl Jung, sezgisel insanların, belirli olayları ya da durumları kendi bilinçdışı bilgilerini kullanarak tahmin edebileceklerini söyledi.

Jung, bu bilinçsiz bilginin, kişinin olduğu her şeyin sonucu olduğuna inandı. Yaşadığınız, gördüğünüz ve deneyimlediğiniz her şey. Bilinçaltı , varlığınızın özüdür; beynin, objektif analiz süzgecinden geçemeyen hızlı tepkilere sahip olması için gözden geçirip durduğu sıkıştırılmış bir bilgi dosyasıdır.

Kulağa inanılmaz gelse de, uzmanlar, insanların sezgilerini takip etmeleri gerektiğini söylüyor. Aslında, South Wales Üniversitesinden araştırmacılar, iç sesinizi dinlemenin karar vermenize yardımcı olabileceğini gösteren bir çalışma yaptı.

Psikolog Galang Lufityanto, Chris Donkin ve Joel Pearson, Psikolojik Bilimler dergisinde bulgularını yayınladı. Bilimsel ve psikolojik dünyaların zaten masaya koymuş olduğu benzer sonuca vardılar: bilinçaltı, bilgilerimizi kullanmak hızlı kararlar vermenizi sağlar. Ayrıca hayatı, ihtiyaçlarınız ve kişiliğiniz ile daha iyi uyum içinde yaşamanıza yardımcı olur.

Sezgi ve içgüdüler ortak bir amaca hizmet eder

Sonuç olarak sezgiler ve içgüdülerin aynı kaynaktan gelmediğini biliyoruz. İçgüdülerin biyolojik bir temeli var; bunun yanı sıra sezgiler, deneyim ve bilincimizin gelişimi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Yine de ikisi de reddedilemez genel bir amaca hizmet ediyor: gerçekliğe daha iyi uyum sağlamamız. Hayatta kalmamız, riskleri daha iyi algılamamız ve daha bağlantıda ve tatmin dolu bir hayat sürmemiz. Sezgilerinizi ve içgüdülerinizi dinleyin ve sizin yararınıza çalışmalarına izin verin!