Sevgili

Sevgili

161
0
PAYLAŞ

Nasıl bir uyuşma bu, nasıl bir illüzyon..

Sanıyorsun ki karşına biri çıkacak ve sen onu her şeyden çok seveceksin.

Sanıyorsun ki, onun için her şeyi feda edeceksin; sanki onu sevince her şey bambaşka olacak.

Kaderin değişecek, çizgin, ritmin..

Vakit geçip gidiyor; kendini adadığın o kişi belki de çekip gidiyor, geriye anti-depresan ilaçlar ve edinmeye çalıştığın yeni hobiler, ait olmaya çalıştığın yeni kâfileler kalıyor.

Hatta çocuk da kalmış olabilir o resmin sağında solunda, kim bilir?

Ama o da gidiyor günün birinde; doğaldır, gidecek de.

Sonra yeni biri geliyor; nefesin kesiliyor, en umutsuz ânında ışık gibi doğuyor hayatına.

Unutuğun duygular tekrar karşına çıkıyor.

Elinde çiçeklerle gelen o adam, aklını başından alıyor; yeniden başlıyor her şey.

Onu da çok seviyorsun, yine yeni yeniden..

İyi de, öncekinden farkı neydi?

Kalp ritmin ve takâtin dışında hiçbir şeyin değişmediğini yıllar sonra görüyor, şaşırıyorsun.

O zaman, gerçekte olan neydi?

Sevmek için sebepler arıyorsun durmadan.

İnsanların içinde, onca seçeneğin içinde, kimi zaman başarının içinde, bazen kaçışların içinde, – işte anla artık – BÜYÜK RESMİN içinde bir yerlerde ONU arıyorsun.

Aradığın şeyin aslında aynaya her bakışında karşında duran ve senden kimi zaman ufacık bir tebessüm, kimi zaman da yanaktan bir kesme bekleyen o çaresiz ruh olduğunu unutarak.

Yastığa başını koyduğunda yalnızsın sanıyorsun.

Uyandığında yalnız, gülmek istediğinde yalnız, düşününce yapayalnız.

Bir daha baksan mı ne?

Bir dursan mı azıcık?

Çünkü içimden bir his diyor ki; sen kutlamaya hazırlanırken SEVGİLİyi, VARLIĞIN orada bir yerde bekliyor, kucağında çiçeklerle.

Çoğu zaman da boynu bükük, sıra yine kendisine gelmedi diye söylenerek geri dönüyor kapından.

Hiiiç öyle bakma bana.

Ya bu dediklerim doğruysa?

Ya GERÇEK SEVGİLİ O’ysa?

Cevabı bende de yok.

14 Şubat’ı bekliyorum saf gibi.

 

 

BİR CEVAP BIRAK