Sevgili Türk Eğitim Sistemine Mensup Genç, Bu Yazı SANA!

Sevgili Türk Eğitim Sistemine Mensup Genç, Bu Yazı SANA!

93
0
PAYLAŞ

Bir Türk genci olarak eğitim, hayatın sınav duraklarıyla dolu uzun bir yol. Anaokulunun, oyun parklarının renkli dünyasından çoktan seçmeli bilgi dünyasına hızlı bir yolculuk yaptın ve belki de sen bile ne olduğunu anlamadan hayatını idame ettirecek mesleğin temellerini atma tercihini yapman gereken o kritik dönemece geldin.

Bu süreçte, bedeninin ve ruhunun hızlı değişimini anlamlandırmaya, çözmeye, alışmaya çalışırken en yoğun iş hayatına sahip bir yetişkinden daha fazla performans göstermek için mücadele ettin. Tatiller bile senin için daha fazla soru çözümü demekti. Emektar ve fedakar aileciğin de seninle mücadele etti elbette ki. Seninle koşturdular, belki seni özel derslere, deneme sınavlarına yetiştirmek için çırpındılar. Bu süreçte kavgalar ettiniz, gerildiniz, üzüldünüz, korktunuz. TYT bitti AYT yetişecek mi endişesi, acaba seneye mi bıraksam sorgulaması, ince puan hesapları, hiç uğramadığın ( belki de en çok uğradığın, ben gözlemlediğim genel kitleyi baz alıyorum alınma lütfen) rehber öğretmenin kapısının aşınması, aileden herkesin- dost, abi/abla, kuzen, komşu yakın vs.- bir fikir beyan etmesi, sürekli değişen bölüm seçme fikirleri, üniversite mi seçelim şehir mi seçelim ikilemi, daha çok test, kan ve gözyaşı derken Büyük YKS Muharebesi geldi çattı. Ama eminim sağlam bir Türk ailesi olarak senin kapasiten, gücün, azmin; onların fedakarlıkları elverdiğince elinizden gelenin en iyisini yaptınız.

Ve işte şimdi gerek bireysel gerek ailecek ortaya koyduğunuz performansın sonucu ile bir tercih yapma zamanı. Tercih zamanı tabii sınav öncesi kurulan hayaller ve yapılan planlar değişkenlik gösterebilecek. Belki çocukluğundan beri istediğin mesleğe mensup olmak için yanıp tutuşuyorsun. Belki de üniversite senin için sadece daha fazla özgürlük. Belki de tüm isteğin bir diploma alıp para kazanmaya başlamak…

Fark etmez.

Emin ol bir üniversiteye gireceksin, çünkü üniversite sayıları artıyor, uzaktan ve açık öğretim olanakları ve bunları destekleyici sertifika programları çoğalıyor. İşte tam da burada anlaman gereken çok basit ama bir o kadar da derin bir durum ortaya çıkıyor. Günümüz dünyasında-ülkemiz demiyorum çünkü bu durum evrensel- üniversite diploması sadece bir anahtar! Eğer doktorluk gibi, öğretmenlik gibi ne bileyim genetik mühendisliği gibi spesifik bir meslek yoksa aklında, diploma sadece pek çok kapıyı açan işlevsel bir anahtar. Seçimini; gerçekten ilgin, merakın, yeteneğin, becerin olan alanlardan yana yapman sonrasında da çok okuman, araştırman, ciddi anlamda hatta çok ciddi anlamda kendini geliştirmen gerektiğini bilmen lazım.

Bir şekilde üniversiteye adım attın. Bastırmak zorunda kaldığın ergenlik sendromlarını coşkulu bir şekilde yaşama zamanı. Ailecek verdiğiniz ciddi savaşın ardından hepinizde bir rahatlık olacak. Ailen seni biraz daha rahat bırakacak, tabii annen uzaktan hep izleyecek seni, bunu unutma.

Dersleri biraz serip, yeni girdiğin ortamların tadına varmaya, ilk büyük başarın ile süper kahraman olarak hissettiğin zamanlarına hoş geldin.

Keşfet, arkadaş edin, aşık ol, hata yap, üzül, güzelleş, çirkinleş, sahip olduğun teknolojik kaynaklarla dünyaya açıl. Üniversite anıları hayatın boyunca aklından çıkmayacak ve seni şekillendirecek zenginliklerin olacak. Sadece şuna dikkat et: Ailen seni ne olursa olsun sever ve korur; ancak sana verdikleri/vermeye çalıştıkları değerleri hiçe sayarak yapacağın hatalar, onlarda da sende de derin yaralar açar. Hissettiğin “Bana bir şey olmaz!” dürtüsü geçici buna emin olabilirsin. Sana bir şey olur, dikkat et! Ruhuna, bedenine ve sahip olduğun aileye zarar vermeden hatalar yap.

Üniversite yılları… Yaldızlı, büyülü, süslü, özgür bir ortam. Ailen maddi destek olabiliyorsa ne ala, olamıyorsa devletin ve çeşitli kurumların verdiği burslar, üniversite gençlerinin harçlığını çıkarabileceği pek çok iş ortamı var. Çoğu okulun ders programı yarı zamanlı çalışmaya uygun, devam zorunluluğu olmayan o kadar bölüm var ve her şey o kadar keyifli ki. Her mevsimin bir “fest”i var mesela: winterfest, springfest, summerfest… Hem yetişkinsin hem öğrenci. İşte tüm bu ışıltılı dünya, sınav zamanı fotokopici ağabeylerden toplanan ders notlarıyla geçilebilen dersler, çan eğrisi vb. seni gerçek yaşamdan dört yıllığına soyutlayabilir.

Aklına ve sağduyuna kulak ver!

Yine gez, yine eğlen, harçlığını çıkar ama “fest”lerden daha çok seminerlere, sempozyumlara, kariyer günlerine koş!

Üniversitenin yurtdışı olanaklarını araştır, bir sürü insan biriktir, dil öğren, kültür tanı!

Staj olanaklarını araştır, iş insanları/bilim insanları/akademisyenler/sanatçılar arasından rol model seç, hayatlarını oku, feyz al, öykün, onlara ulaşmaya çalış, iletişimin altın çağındayız unutma!

İş hayatının, üniversitede asla ve asla öğrenilmediğini çok net bir şekilde söyleyebilirim. Üniversite sana şunu der: ” Al sana dört koca yıl. Neyi nerede bulacağının yöntemi, araştırma, öğrenme, sunum yapma, kendini ve öğrendiklerini sözlü/yazılı ifade edebilme becerisini kazandırma, sınırsız yazılı kaynak, maddi ve sosyal olanaklar sunma benden, bunlardan faydalanıp kendini geliştirme senden.”

Farkında ol!

Üniversite sonrası hayatını tasarla, çünkü o diplomayı eline aldığında devlet baba kenara çekilecek, ailen “Ee, hani iş, biz seni niye okutup bugünlere getirdik?” diyecek. Sakın “İş yok ki!” hayıflanmasına girip kendini kandırma! Senin bir değil beş altın bileziğin olursa kolunda, asla işsiz kalmaz, kendini görmek istediğin yere ulaştırmak için en azından bir adım atacak özgüvene sahip olursun. Ve sonrasında fırsat kapıları teker teker açılmaya, eğitim yolculuğun keyifli bir kariyer hayatı cennetine dönüşür.

Niye cennet biliyor musun? Çünkü gerçekten sevdiğin, seni yansıtan, keyif aldığın, sahip olduğun ve geliştirdiğin becerilerine hitap eden işi yaptığında asla “iş”e gidiyor gibi hissetmezsin de ondan!

Son söz… Evet, yolun uzun. Bu uzun yolda hem kendini tanıyacak hem de beceri ve yeteneklerini geliştireceksin. Türk eğitim sistemine mensup bir genç olarak bol bol sınava hazırlanmaya devam edecek, kendi ayakların üstünde durabilmek, dirsek çürüttüğün okul sıralarından daha çok zaman harcayacağın, emek vereceğin, seni sen yapan bir meslek için, sonrasında ise mesleğinde gelişmek, bir yerlere gelebilmek için seçimler yapacak, kararlar alacaksın.

Çoğu zaman çok yorulacak pes etmek isteyeceksin. Bu zamanlarda seni yeniden yola devam etmeye teşvik edecek şey, öğrendiklerinden ve öğreneceklerinden alacağını bildiğin güç olsun.

Çünkü unutma; “Bilgi güçtür!”

Eğitim hayatın boyunca gayretle edindiğin bilgi seni daha ileriye taşıyacak ve yeni kapılar açacaktır. Bu düşünceyle çalıştığın müddetçe inanıyorum ki kendin için başardığını gördükten sonra yakın çevren, yaşadığın toplum ve hatta insanlık için de başarmak isteyeceksin. İçindeki başarma, üretme, topluma faydalı olma isteğinin artarak var olması dileğiyle, yolun açık kendine olan inancın hep tam olsun.

Gizem Ekici
Profesyonel Koç & Eğitmen