Seninle başlamadı…

Seninle başlamadı…

1319
2
PAYLAŞ

Çok uzun zaman önceydi, neredeyse 35 sene kadar önce… Her zamanki gibi evde bağırışlar yükselmişti, bu o kadar şiddetliydi ki tek isteğim bir odaya girip kapıyı kapatarak annemi ve babamı duymamaktı ve evdeki herkesi… Sanki o kapıyı kapattığımda her şey son buluyordu. Dışarıdaki sesleri duymuyor, kendime ait bir dünya yaratıyordum. O gün de elime aldığım bir kitabı okumaya başladığımı hatırlıyorum. Evet burası benim dünyamdı, güvenli ve sessiz… Kimse içeriye giremezdi, ben kitabı okudukça sesler gittikçe uzaklaştı ve giderek yok oldu. Ben kendi dünyamda kendi yalnızlığımla o kadar mutluydum ki… Seneler boyunca sürecek ve belki de tüm hayatımı etkileyecek temelleri attığımın farkında değildim.

Bazen o kadar küçük yaşta olursunuz ki kendiniz bile fark etmeden sistemden en az zarar alacak şekilde bir savunma mekanizması geliştirirsiniz. Benimki öfkeden ve kavgadan kaçmak ve herkesin gözünde uyumlu olmak adına sevgi ihtiyacını karşılamaktı. Çünkü hep ben bunu bildim, bunu gördüm, bunu öğrendim. Çevremdekilerle uyumlandıkça kabul gördüm ve neredeyse herkes tarafından en sevilen kişi oldum. Peki bu kişi ben miydim? Çevreye bu kadar uyumlanırken, herkesin sınırlarını görüp kabul ederken kendi sınırlarımı çizebiliyor muydum?

Ben kimdim ? İstediğim neydi? Herkesi gerçekten kabullenmiş miydim? Annem o kadar sabırlı ve vericiydi ki onun için çok üzülüyor, tek bir derdimi bile anlatmıyordum. Babam o kadar öfkeli ve bencildi ki uzak duruyordum ama değişmeyeceğini bildiğim için var olan haliyle kabul ettiğimi düşünüyordum. Babama uzaklığımı anlıyor ama anneme olan içsel uzaklığıma anlam veremiyordum. Anneme güveniyordum ama ona sarıldığımda gerçekten ne hissettiğimi bilmiyordum. Ben kime sarılıyordum? Bu kadar sevgi dolu, bu kadar mücadeleci ve çocukları üzerine titreyen bir anneye nasıl çok yakın hissetmezdim?

Bazen mantığımız ve düşüncelerimiz bizi yanıltabilir. Aslında var olan bütün sırlar duygularımıza kodlanmıştır. Seneler içerisinde mantığımla kabullendiğimi sandığım bu düşünceleri aslında 35 sene önce o odada tek başına mutlu olmaya çalışan küçük kızın duygu olarak kabullenemediğini şimdi görebiliyorum.

Peki annelerimiz ve babalarımız… Bugün bizim dünyada var olmamızı sağlayan kişiler… Onların çocuklukları nasıldı? Onlar da çocuk kalpleriyle en saf duygularını bizlerle paylaşsalardı ne söylerlerdi? Anne ve babalarından nasıl bahsederlerdi? Beklentileri var mıydı, acıları, sevgi ve şefkat ihtiyaçları… Hepimiz gibi, herkes gibi… Hayat dediğimiz çoğu zaman sanal gelen bu gerçeklikte tek bildiğim herkesin kendine ait hikayelerinin, acılarının ve travmalarının olduğu…

Travmalarımız… Bizim yaşadığımız veya bize miras kalanlar… Bunları fark edip üzerinde çalışarak çözme şansına sahip olabiliriz. Mark Wolynn “Seninle Başlamadı” kitabındaki çalışmaları yaparak bunu başarabileceğimizi bununla birlikte harika bir özgürlük duygusu ve kendimizle çok daha huzur içerisinde olma becerisi gösterebileceğimizi söylüyor. Katıldığım Kalıtsal Aile Travmaları eğitiminde ise bununla ilgili pek çok örnekte kişilerin travmalarını gördüklerinde ne kadar dönüştüklerine şahit oldum ve aslında hepimizin ne kadar da yaralı olduğuna…

Evet hepimiz yaralıyız. Bunu görmek içimizde sınırsız bir şefkat duygusu hissetmemizi sağlıyor. Şefkat ise aslında tüm yaralarımızı sarıp sarmalıyor.

Ben bugün annemi ve babamı kendi hikayeleri, acıları, travmaları ile görebiliyorum. Onlara ve kendime şefkat duyabiliyorum. Geçmişimi bilerek neyi neden yaptığımı fark edebiliyorum. Kendi sınırlarımı çizerek ve kendim olarak özgürce bu hayatta var olabilmek adına her gün gelişmeye, büyümeye çalışıyorum. Travmalarımın üzerinde çalışmanın hayatta bana neler katabileceğini fark edebiliyorum. Ben bugün minnet doluyum. Öncelikle bu hayatta benim var olmamı sağlayan anne ve babama… Sonra onların da var olmasını sağlayan geçmişteki büyük aileye… Ben şuan bunları düşünüp, bunları yazabiliyorsam, onların bana genlerinden verdiği hediyeler sayesinde…

Son sözüm ise bugün hayatta olmasalar da anne ve babama: “Sizi kalbimle hissediyor ve görüyorum, sizi çok seviyorum, iyi ki varsınız, iyi ki benim annem babamsınız, size minnettarım ve her şey için çok teşekkür ederim.”

Banu Evren / Öğrenci ve Aile Koçu / İzotomi Analisti

2 YORUMLAR

  1. Nihal hanım okuduğunuz ve duygularınızı paylaştığınız için ben çok teşekkür ederim, sevgilerimle…

Comments are closed.