Seni seviyorum…

Seni seviyorum…

406
0
PAYLAŞ

Umut yorgunu…

Hayal kırıklığı zengini…

Sabır ve şükür yılgını olsan da bu aralar, hayat hikâyeni değiştirebilirsin. Seçim senin!

Haklı olmak mı?

Mutlu olmak mı istiyorsun?

Sen! Evet seninle konuşuyorum. Hadi şimdi kalk oturduğun yerden ve geç aynanın karşısına. Beni çok iyi tanıyorsun aslında. Hayatın boyunca konuşup durdum seninle. Üstelik çoğu zaman hep negatif konuştum seninle.

Yapamazsın! Dedim…

Güçsüzsün! Dedim…

Çirkinsin! Dedim…

Başaramazsın, olmaz sana göre değil! Dedim…

Benim yüzümden, hep eksik kaldı belki de bir şeyler, fırsatları kaçırdın, zaman geçti sen geç kaldın. Ben rahatımdan vazgeçmediğim için, sen hep aynı şeyleri yaşamak zorunda kaldın. Hayatın boyunca edindiğin tüm öğretilerden, kalın kalın sarsılmaz inançlar yaptım sana, böylece daha bir bağladım kendime seni. Ama artık yüzleşme vakti… Artık bir seçim yapmalısın, ya benim tüm negatif konuşmalarımı susturup bakış açımı değiştireceksin, ya da hayatını belki de hiç gerçek anlamda duyumsamadan, hissetmeden, anlam katmadan, anlam vermeden, doğanın sana sunduğu tüm güzellikler görmeden yaşayıp gideceksin.

Geçtin mi aynanın karşısına? Görüyor musun oradaki muhteşem varlığı. Milyonlarca aynının içinde ve aynılıkta, ama bir benzeri olmayacak kadar tek. Bence sırf bu yüzden bile iltifat ederek başlamalısın söze… Çok değerli ve eşsizsin! Senden ve hayatından bir tane daha yok ve olmayacak. Sahip çıkma zamanın gelmedi mi?

Kendine yolculuk için hazırsan başlayalım…

Kimsin sen? Hiç sordun mu bunu kendine. Kimliklerini sormuyorum sana, daha öte, daha içerde kim var? Ne yaparken kalbin deli gibi çarpıyor? Senin için iyi ve kötü diye tanımladıkların neler? Ne seni gerçekten mutlu ediyor? Ne dibe vurmanı sağlıyor? Nesin sen? Âşık mı? Gezgin mi? Hancı mı? Nasıl tanımlardın kendini? Bu sorulara verdiğin cevaplardır hayat hikâyenin yol haritası! Hayattaki değerlerini bilirsen onları besleyip büyütmen kolaylaşır, ya da canın çok yandığında niye bu kadar üzüldüğünü bilirsin. Kafanda dönüp duran Niye? Neden? Sorularını susturup, doğanın basitliğine bırakırsın kendini.

Hâlâ aynanın karşısındasın değil mi? Bak gözlerine, taa içine, gidebildiğin kadar git derinlere. O yorgun ve ürkek çocuğu gördün mü? İşte onu o hale sen ve seçimlerin getirdi. Sakın bahaneler üretip, kurban rolüne girme. Seçimlerinin sorumluluklarını alarak başlayacaksın yola. Bugüne kadar, toplumun sana dayattığı her ne varsa sorgusuz sualsiz kabul ettin. Sana biçilmiş rolleri, ne kadar bana ve değerlerime uygun demeden yerine getirdin. Elalem ne der! Baskısı, özünde sana ait olan pek çok özelliğini gizleyip saklamana neden oldu. Sırtındaki ağırlık öyle arttı ki omuzlarının çökmesi bundan. İşte şimdi sevgi ile saklandıkları yerden çıkmalarına izin ver. Aslında nasıl sana hizmet ettiklerini fark et! Çok mükemmeliyetçiyim, ya da çok temkinliyim diye kendini dövmek için başladığın cümlelerin var ya, onları değiştir, bak nasıl da faklı bir anlama bürünecekler.

Örneğin;

‘’Çok mükemmeliyetçiyim bu yüzden hep beklemede kalıyorum, hep bir şey eksik hissine kapılıp hareket edemiyorum.’’ cümlesi yerine ‘’ Yaptığım işin mükemmel olması için çabalarken, öğreniyor, tecrübe kazanıyorum. Bu da benim yeni şeyler öğrenme değerimi besliyor. Zaman kaybetmiyor, doğru zamanda doğru işler yapmanın keyfini yaşıyorum’’ cümlesi gibi, sana hizmet eden yönünü bulup onunla kurmalısın cümlelerini. Dışarıdaki el âlemin gürültüsünü değil, kalbinden gelen fısıltıları duyarsın böylece.

Başkaları için yaşamaktan vazgeç! Belki de bugüne kadar doğru bildiğin en önemli yanlış bu. Sen mutlu değilsen, ne kadar çabalarsan çabala sevdiklerin hiçbir zaman gerçek anlamda mutlu olmayacak. Uçaklarda tehlike anında takılan oksijen maskeleri gelsin aklına.’’ Önce kendine sonra çocuklarına tak maskeyi’’ İçinden hayır demek mi geliyor hayır de! Sonraki güçlü Evet’ tin faydalarından sevdiklerini mahrum etme!

Paulo Coelho’nun çok sevdiğim sözündeki gibi;

‘’ Başkalarına ‘’evet’’ derken, kendinize ‘’hayır’’ demediğinizden emin olmalısınız.’’

Çocukluğundaki saf merak ve vazgeçmeyen cesarete geri dön. Düşünsene hangi çocuk yürüme denemeleri yaparken, düşmeleri ve can yanlamaları yüzünden vazgeçseydi, şimdi yürüyebilirdi. Ya da çok merak ettiği ve eline almak istediği eşyayı kendinden çok uzakta da olsa almak için yaratıcılığını geliştirmeseydi şimdi düşünen, hayal kuran, çabalayan yetişkin olabilir miydi? Yokluk inovasyon getirir unutma! Bunun için kuyunun dibinde de olsan ben buradan nasıl çıkarım haline, sadece bu iki ruh hali ile gelebilirsin.

Hayal kur! Tutku ile istediklerine odaklan. Öyle çok iste ki, zihnin sana nasıl ulaşabileceğine dair planlar yapsın. Unutma, plansız hayal sadece bir fantezidir. Öyle çok iste ki, tam yapamıyorum diyerek vazgeçeceğin noktada sana güç versin. Vazgeçersen kaybedersin!

Hadi şimdi sarıl kendine, fısıldayarak değil bağıra bağıra ‘’ SENİ SEVİYORUM’’ de…

‘’Yaşamak bir şölenԁir. Bu şölene çağrılan kimseler pek çoksa ԁa, masaya oturmayı başaranlar pek azԁır. (Darwin)’’

Sevgi, umut ve barış ile…

Buket Özbek
Yaşam & Öğrenci Koçu
NLP Master

BİR CEVAP BIRAK