Sendromların en ilginci “Dunnig-Kruger Sendromu”

Sendromların en ilginci “Dunnig-Kruger Sendromu”

240
0
PAYLAŞ

Televizyonda, sosyal medyada veya çalıştığımız yerlerde denk gelip “Bu insan nasıl rektör yardımcısı olmuş, bu işlerin altında nasıl imzası var, bu mevkiye nasıl gelmiş?” diye düşündüğümüz çok olmuştur.

Türkçe’de “cahil cesareti” olarak karşılık bulduğunu söyleyebileceğimiz Dunning-Kruger Sendromu, Cornell Üniversitesi’nden iki bilim insanının tanımladığı algılamada yanlılık eğilimidir.

1999’da ortaya attıkları “Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır” teorisiyle yola çıkan Justin Kruger ve David Dunning, 2000’de bu konuda yaptıkları çalışmalarla Ig Nobel (1) Psikoloji Ödülünü aldılar.

Kruger ve Dunning, fizyolojik ve zihinsel alanda yaptıkları çeşitli uygulamaların sonucunda şu varsayımlara ulaştılar:

  • Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
  • Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedirler.
  • Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.
  • Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Dunning ve Kruger’ın Araştırmasına ilham Veren Olay:

1995’te 44 yaşındaki McArthur Wheeler isimli şahıs, limon suyunun “tuhaf” olarak tanımladığı kimyası ile ilgili çok derin bilgilere sahip olduğu iddiasıyla, yüzünü limon suyuna buladı ve 2 bankayı üst üste soymaya kalktı. İddiasına göre, limon suyunun görünmez yazılar yazmakta kullanılabilmesini sağlayan “gizemli” kimyası sayesinde kendisini de “görünmez” kılacak ve bankadaki kameralar onu kaydedemeyecekti. Bankaları soymayı başardı, ancak tabii ki kameralar sorunsuz bir şekilde kaydı yaptı ve aynı gün içerisinde polis, Wheeler’ı kolayca yakaladı.

Bu olay üzerine araştırma yapmaya başlayan Kruger ve Dunning, Cornell Üniversitesi’nden başarı grafikleri farklı 45 öğrenciye bir test yapıp onlara çeşitli sorular sordular. Ardından, öğrencilere sonuçların nasıl olduğuna dair tahminlerini sordular. Testin sonucunda, başarı seviyesi en düşük olan öğrenciler, (yani sadece %10 ve daha az doğru yanıt verenler) testin %60′ına doğru yanıt verdiklerini, ayrıca iyi günlerinde olsalar %70′e ulaşabileceklerine inandıklarını söylediler. En başarılılarınsa (yani en az %90 doğru sonuç alanların) en alçakgönüllü denekler olduğu, soruların yüzde 70′ine doğru yanıt verdiklerini düşündükleri görüldü. Konuyla ilgili yazdıkları makalede Kruger ve Dunning şunları ifade ettiler:

“Cahillerin/beceriksizlerin/yeteneksizlerin ölçüsüzlükleri kendileriyle ilgili algılarındaki hatalardan; yüksek bilgi düzeyine sahip, becerikli, yeteneklilerin ölçüsüzlüğü ise diğer insanlarla ilgili algılarındaki hatalardan kaynaklanmaktadır.”

Bu araştırmadan sonra 2003, 2006 ve 2008’de diğer uzmanlarca yapılan araştırmalar bu etkiyi doğruladı ve hatta cahil cesaretiyle ilgili daha derin detaylar ortaya çıkarıldı. 2008’de Joyce Ehrlinger, bu etkiyi farklı sebeplere bağlamaya çalışan bir araştırma yaptı. Yani etkiyi doğrudan hedef alarak çürütmeye çalıştı ancak araştırmasının sonucu, Dunning ile Kruger’ın vardığı sonuçla birebir örtüşüyordu.

Darwin’in 19. yüzyılda söylediği şu söz, bu çalışmayı yüz yıllar öncesinden destekler nitelikte: “Cahillik, daha sıklıkla bilgiyi değil, güveni doğurur; ısrarla şu veya bu problemin bilimle çözülemeyeceğini iddia edenler, çok bilenler değil, az bilenlerdir.”

BİR CEVAP BIRAK