SEN DE SOYAĞACINA BAKTIN MI?

SEN DE SOYAĞACINA BAKTIN MI?

325
0
PAYLAŞ

Kolumda taşıdığım birkaç karpuzdan biri de Aile Dizimi Uygulayıcılığı. Bu sebeple son haftalarda sıklıkla karşılaştığım bir soru var. Soyağacını inceleyenlerden geliyor bu soru.
‘Ben soyağacıma baktım, bir sürü yerden göç var, bir sürü çok genç ölen insan var,  bir sürü boşanmış ya da dul kalmış kadın/erkek var. Aile Dizimi mi yaptırmam lazım?’
Sanırım boş gözlerle bakıyorum cevap olarak. Özellikle ‘lâzım’ kelimesi eklendiyse daha da boş bakıyor olabilirim.
‘Sence?’ diye cevap verdiğim çok oluyor.

Atalarının hayatları boyunca  belli bir kalıbı tekrarlamış olmaları konusunda Aile Dizimi açtırmak istemeleri bana pek de samimi gelmiyor.
Bu fikir karşısında şöyle düşünüyorum ‘Senin hayatın her konuda tıkırında ama 4 kuşak önceki ataların için benden dizim istiyorsun? Neden sence?’

Bana dizim açtırmak için gelip ‘Geçmiş kuşaklar arasında bir sürü dul kalmış büyükanne var. Bu konuya bakmak istiyorum’ diyene ‘Bu sana ne söylüyor?’ diye sorarım.
Kendi hayatına bir anlığına bile dönüp bakmadan, böyle bir yaklaşım içinde bulunmayı  şu şekilde algılıyorum  ‘Orda bir bozukluk var, lütfen onar’
Bu yaklaşım işe yarar mı sence? Böyle bir çaba çok yapay değil mi?

Onlar yaşadılar hayatlarını ve göçüp gittiler. Onların başından geçenler, kâğıt üzerindeki kayıtlara bakınca gözümüze kısa, çileli, cefa dolu gözükebilir.
Hiç bilmiyoruz doğumlarıyla ölümleri arasında tam olarak neler olduğunu.
Ama içinden bir ses oraya bakmanı söylüyorsa, yapmanın daha da uygun olacağı bir hareket, dönüp önce kendi hayatına bakmak olacaktır.
‘İlişkilerimde mutlu muyum?’
‘Hak ettiğim parayı kazanıyor muyum?’
‘Sürekli haksızlık vs şeklinde durumlarla mı baş etmek durumunda kalıyorum?’
‘Yürümeyen bir evliliği pranga gibi ayağımda sürüklemek için 3 maymunu mu oynuyorum?’

Bu soruları kendine sormak ve cevaplarını vermek çok da keyifli bir süreç olmayabilir.
Hatta hayatının altını üstüne bile getirebilir. Ama o çok klasik lafı söylemeden edemeyeceğim;
‘Hayatının altının üstünden daha iyi olmadığını nerden biliyorsun?’

Büyükanne ve büyükbabalarının hayatları, buradan baktığında gözüne zor görünebilir. Ama onların kıyametleri çoktan koptu, geçti, gitti.
Kendi hayatına bakmaya cesaret edemiyorsan, kıyamet sana her gün, küçük küçük kopuyor olabilir.

Patronunun seni canından bezdirdiği bir işte çalıştığını, sadece yalnız kalmamak için artık kalbinin atmadığı bir ilişkiyi sürdürdüğünü,
hele ki senin kalbin atmadığından ötürü başkalarının aşk konusundaki iyi talihine imrenerek baktığını, seni anlamayan, beslemeyen, hatta sevmeyen insanlarla çevrili
olduğunu kendine itiraf etmeye korkuyorsan sakın ha sen sen ol: ‘Ben soyağacıma baktım. Şu olmuş, bu olmuş’ deme. Adama ‘Sen önce dön de kendi hayatına bak’ derler.
Yine de içinden ince bir ses ‘Var ama soyağacımda saydıklarımın hepsi var. Neler olmuş bir görsen’ diye yükselmeye, kendini duyurmaya çalışıyorsa, biraz kendi kendine soru sormak,
belki biraz koçluk almak, onun da üzerine biraz Aile Dizimi harikalar yaratabilir. Bu sefer içindeki o ince ses çok da güzel şeyler söyler hâle gelebilir. Biraz altını üstüne getirmekle
hayatın gül bahçesi oluverir.

Kim bilir, o soyağaçlarının bu dönemde ortaya çıkmasının bir sebebi vardır belki de…

Anneannemle, babaanneme sevgilerimle…

Füsun GÜMELİ

Editörün Notu: Kalıtsal Aile Travmalarının kim olduğumuza etkileri ve sorunların üstesinden gelebilmenin yolları hakkında Mark Wolynn‘in Seninle Başlamadı adlı kitabını öneriyoruz.

BİR CEVAP BIRAK