SEN – BEN

SEN – BEN

74
0
PAYLAŞ

Yılda üç ay tatil yaptığımı söyleyip kıskanan SEN!

BEN’i gerçekten bunun için mi kıskanıyorsun?

YOKSA …

İki çocuklu iki aile bir araya geldiğinizde çocuklarınızı odaya tıkarak içi çift laf etmeyi öne çıkaran SEN;

En az 30 çocukla sohbet etmeyi, her birine ayrı ayrı cevap vermeyi zevk haline getiren BEN.

Düğün pistinde çocukların oynamasına izin vermeyen hatta davetiyeye ‘’çocuk getirilmemesi’’ uyarısını yapan SEN;

Senin istemediğin bu çocuklarla el ele tutuşup saklambaç, körebe oynayan BEN.

Bir çocuğun konuşmalarına, sorularına tahammül edemeyen; ‘Yaramazlık yaparsan polis amcaya veririm.’’ deyip travma yaratan, kestirip atan SEN;

Hepsinin sorularına tek tek cevap vermeyi, yorgunluktan ihmal etsem de ertesi gün telafi etmeyi düşünen, cesareti, niçin’i, nasıl’ı öğreten BEN.

Şu tatil bir bitse , okullar açılsa, yapma, etme demekten kurtulsam, bir düzene girsek diyen SEN;

Şu tatil bitse de öğrencilerime kavuşsam diyen BEN;

Parlak, ışıltılı gökdelenlerde çalışıp ‘’kimin sırtına bassam da üst katlara çıksam’’ diyen SEN;

Sizi gelecekte en güzel yerlerde, en güzel başarılarda, insanlara hizmet ederken görmek istiyoruz diyen BEN.

‘’ Senin yüzünden bu ayki bölge hedefimizi tutturamadık!’’ azarını telefonda duyup öfkelenen SEN;

‘’Öğretmenim, sizin sayenizde adam oldum, üniversite kazandım.’’ İltifatı ile sevinçten ağlayan BEN.

Masa başında oturup omurga problemi yaşayan sonra da spor salonlarında özel hocalar tutan SEN;

Beynini çalıştırırken, bedeni ile anlattıklarını pekiştiren; sıra aralarında gezinen, teneffüslerde koridorlarda öğrencilerini ayakta gözleyen BEN.

Müşteri kaybettiğinde yeni müşteri avına çıkan SEN;

Ne yapsam da bu çocuğumun gönlünü kazansam diyen BEN.

Patronuna daha büyük paralar kazandırdığı için en az maaşı kadar prim alan SEN;

Ek ders ücreti alırsam, akmasa da damlar, elektrik, su faturasını öderim diye hesabını yapan BEN;

Bayram tatilini fırsat bilip yurt dışına kaçan, canı isteyince hafta sonunu beş yıldızlı otellerde geçiren SEN;

Çok gördüğün üç aylık(!) tatilimde şoförlük yapan, baba toprağını eken, çapalayan, kış için köyünde, kasabasında tarhana, salça, makarna hazırlayan BEN.

Sadece kağıtlara, bilgisayar ve telefon tuşuna dokunan SEN;

Sık sık velilere yüz yüze, telefonla ya da mesajla cevap veren; asıl işi ÖĞRENCİLERE DOKUNMAK iken bilgisayarda raporlama yapmak zorunda olan, her yıl öğrencileriyle yeni projeler üreten,   resmi yazışmalar yapan üstelik asıl işi de ortalama en az altı saat derste konuşmak zorunda olan BEN.

‘’ Off, bu ülkeden adam olmaz!’’ diyen SEN;

Umutla, inatla çalışmayı, inanmayı, sevmeyi öğreten BEN.

SEN gerçekten benim üç aylık tatilimi mi kıskanıyorsun?

YOKSA…

(‘En sevdiğim dersin en sevdiğim hocası,
Ben topluluk önünde yapamam konuşmamı, bilirsiniz. Buradan yazmak, duygularımı anlatmak istedim size: Siz bir öğrencinin karşısına çıkabilecek en iyi öğretmensiniz. Sizin sayenizde öğrendim eğlenerek de başarıya ulaşılabileceğini, insanlara kim olursa olsun hep güler yüzle yaklaşmak gerektiğini, tecrübelerin nasıl aktarılacağını, bir sürü usta yazarı. Hocam, hayatımda yaşadığım en buruk veda, inanın ki. O kadar çok sevdik, o kadar çok alıştık ki size ne yaparız bilmiyorum. Güler yüzünüzü çok özleyeceğim. Hep gülün siz, gözlerinizdeki pırıltıyla umut veren güzel hocam…. Yanınızda olamasam da öğrettikleriniz hep yanımda olacak. Öğretmen olduğunuz her gün öğrenciler için kutludur. Öğretmenler gününüz kutlu olsun hocam.’)

Hiçbir beklentisi olmadan yazılmış bu duru, bu güzel ifadelerin muhatabı olamadığın için mi kıskanıyorsun BEN’İ!

HAVVA TOZAN