Seksin Matematiği – Maskülist

Seksin Matematiği – Maskülist

4721
0
PAYLAŞ

Sevişme süresi konusundaki dünya erkeklerinin ortalaması 11 dakika iken Türk ortalamasının 182 dakika olduğunu biliyor muydunuz? Ne kadar gurur duysak az.
Ancak nicelik analizini bir kenara bırakıp nitelik tarafına bakarsak utançtan insan içine çıkamayız. Çünkü bu sürenin 180 dakikasını yalvarmak için 2 dakikasını da eylem için harcıyormuşuz.
Yukarıdaki matematiği erkekleri Ti`ye alan bir kadın dergisinde okumuştum. Kabul ediyorum, çok zekice. Ortada böyle bir zekâ parıltısı varken, efendi gibi kabul edip oturmak lazım. Ancak, Maskulist’i susturmak mümkün değil ki…
Paydaş bir eylemin taraflarından birisinin erken boşalma vakası olduğunu bu kadar zekice vurgulayan kadına, diğer tarafın 180 dakika naz yapmasının saçmalığını anlatmak gerekmez mi?
Marjinal maliyet / marjinal fayda analizi yapalım. Erkek sevişme esnasında ortalama 500 kalori harcıyor, kadın ise 250. Kadın orgazmının erkek orgazmından 6 kat daha fazla olduğu bildiriliyor. Yani iki kat fazla maliyete katlanıp altıda bir oranında fayda üretebiliyoruz. Matematik buysa, kadının erkeğe 180 dakika yalvarması gerekirdi.
İktisadi terminolojiye uzak olanlar için olayı basitleştiriyorum. Abi, ortada haz diye bir ürün var. Biz 2 Lira verip bir kilogram haz alabiliyoruz. Kadın ise 1 Lira verip 6 kilo haz alabiliyor. Yani yatırım miktarı aynı olsa, bana düşen bir kilograma karşı, ona 12 kilogram düşüyor. Sonra da bunun adı ortaklık oluyor. Böyle bir mantık var mı?
Çok aleni bir şekilde ortada olan bariz adaletsizliğe çözüm üretebilmek için desen ki: “Hocam, madem ortağız, her sevişmeden sen dâhil 12 kadın istiyorum, ya da en azından sevişme öncesinde striptiz yap.” Hadi birincisi tartışılmaz bile ama ikincisini de kabul ettiremezsin. Buyurun, bu kadar adil bir öneriyi ortaya koyduk ama muhtemelen sapık olmakla itham edileceğiz. Oysa sadece adalet istiyoruz.
Bugünün dünyasında hepimiz obezite baskısı altında olduğumuz için bu rakamların bir değeri olmayabilir. Oysa çok değil, daha 100 yıl önce kalori yetmezliğinden sapır sapır dökülüyorduk. Cumhuriyetin ilk yıllarında nüfusumuz 13 milyondu ve erkeklerin ömür ortalaması 50’nin altındaydı. Fabrikalarda, tarlalarda çalışacak enerjiyi bulamadığımız için kendi kaslarımızı sindiriyor ve erkenden gidiyorduk. Bu yüzden memleketin her köşesine şeker fabrikaları kurulmuştur. O koşullarda bile yüksek kalori talebi gerektiren cinsel eylemden uzak durmayıp, âdeta bir nüfus patlamasını başarmışız.
Aklıma cinsel eylem esnasında dişisi tarafından yenilen örümcek geliyor. Bu eylem onu ölüme götürecek ama nasıl bir şehvet veya üreme içgüdüsüyse ölümüne sevişiyor. Genç Cumhuriyetimizin öncel temsilcileri de aynı tutkuyla bakmışlar hayata. Dedelerimizin fedakârlığı göz yaşartıcı hakikaten.
Birazcık Kegel çalışmadığı için toplam hazzı artırmayan tembel kadınlardan şikâyet etmiştik ya… Birazcık Tao çalışmadığı için kadına ihtiyaç duyduğu süreyi kazandıramayan kazma erkekleri de eleştirmezsek, adalet terazisini kaçırmış oluruz. Kardeş, karşında son derece karmaşık bir mekanizma var. Sen olaya girdiğin anda menzili görüyorsun ama kadın henüz ısınma turlarına başlıyor. Biraz ağırdan almak da hiç o kadar zor değil. Sen üstüne düşeni yapmazsan hepimiz 182 dakika geyiklerinin muhatabı oluruz böyle.
Matematik tarafında söylenecek çok şey var. Mesela kadınların %37’si hayatları boyunca hiç orgazm olamamışlar. Kalanların çoğu da arada bir olabiliyorlar ama neredeyse hepsi her defasında olmuş gibi rol yapabiliyor. Orgazm taklidini başka bir başlıkta inceleyeceğiz ama bazal yakınlaşma konusundaki rakamları yorumlamak kaçınılmaz.
Mutlu kadınlar neredeyse bir azınlık teşkil ediyor ve bütün suç partnerlerinde. Al sana bir kazma erkek sorunsalı daha. Şu en temel üreme işlevini bile nitelikli yapamadığımız için her üç kadından birisi en doğal haz kazanımından ödün vermek durumunda kalıyor. İçimdeki isyancı çocuğu susturmakta zorlanıyorum artık, nedir bu kadınların çektiği…
Öte yandan, “Ben yüksek atlamada hiç dünya şampiyonu olamadım ve tüm suç kadınlarda.” gibi bir cümle kursam, balataları sıyırdığımı düşünürüz. Ne yani ben şampiyon olamadım suç kadınlarda değil, kadın orgazm olamadı suç erkeklerde… Yukarıdaki yargı konusunda hemfikir olunabilir ama benim şampiyon olamayışımın tek sebebi benim, öyle mi?
Bir kere, benim atlet olduğum dönemlerde kızlar yeni yeni mayo giymeye başlamıştı ve onları seyredip sonra da soyunma odasına koşmaktan antrenman tempom düşüyordu. Benim gerekçem daha akla yakın yani.
Olamamak bir etkenlik sorunudur, edilgenlik sorunu değil. Olmasına katkı üretmek için nitelikli iş birliği yapmak konusunda bir itirazım yok. Ancak, hiç iş birliği yapmayan, ışıkları kapatan ve ayazda kalmış kedi yavrusu gibi sesler çıkaran kadınlar bile bizim olmamıza engel değilse, biraz da hatayı kendinizde aramanız gerekir. “Acaba nasıl görünüyorum, şimdi şurayı tutsam beni kaşar zanneder mi, Zara’da indirim başlamış mıdır, Desperate Houswifes’ın yeni sezonu çok heyecanlı.” gibi şeyler düşüneceğine olaya odaklanmayı denesene. Ben olamadım, sen suçlusun…
Erkek dediğin cins, çekirdek çitlerken orgazm olabilir, denemedim ama tahmin yürütüyorum sadece.

*Tuncer Aktaş’a ait Maskülist kitabından alınmıştır.

PAYLAŞ
Önceki makaleTestler
Sonraki makaleDepresyona Bağlı Şiddet

BİR CEVAP BIRAK