SEÇİCİLİK

SEÇİCİLİK

183
0
PAYLAŞ

Bilinenin aksine iş dünyasında iyi yönetici sayısı göreli olarak çok azdır. Bir yönetici günde ortalama 25 karar verir ve bunlardan 20 tanesi isabetli ise dünya çapında iyi CEO kabul edilir. Karar alma süreci bir çelişki yönetimidir, her karar özünde yanlışlıklar barındırır ve en az yanlış olan kararı almak özel bir meziyettir.

Bunların konumuzla da uzaktan yakından hiç ilgisi yoktur.

Amacımız bir yönetici asistanının seçilme sürecini anlatmak.

Dahi mertebesine taşınmış bir CEO için, asistan alınacaktır ve öncesinde İnsan Kaynakları departmanı hummalı bir çalışma yürütür. Yüzlerce başvurunun tamamı değerlendirilir, ince elenir, sık dokunur, referanslar incelenir, mülakatlar yapılır, psikolojik abuk sabuk testler uygulanır, aile durumlarından sosyal medya geçmişlerine kadar her detay didik didik edilir ve sonuçta asistan seçimine ilişkin temel kategoriler  oluşturulur. Sonraki aşamada her kategorinin en iyisi olan üç aday belirlenir ve adaylar nihai görüşme ve karar için CEO`nun değerlendirmesine yönlendirilir.

Birinci aday yüksek inisiyatif sahibi asistanlık yöntemini benimsemiştir. CEO`nun yapması gereken tek şey gün içerisinde sadece o 25 kararı almaktır. Randevularından görüşeceği insanlara, toplantı planlarından giyeceği kıyafete kadar her şeyi asistan belirlemekte ve CEO, işi dışında hiç bir şeye konsantre olmak durumunda kalmamaktadır.

İkinci aday ise, bütün o sıralı süreçleri de birer karar bileşeni olarak görmekte ve süreci kolaylaştırmak dışında herhangi bir etkin varlık iddiasında bulunmamaktadır. Hangi toplantı, hangi yemek, hangi kıyafet, hangi randevu, hangi zaman dilimi gibi bütün konular yine CEO tarafından karara bağlanmaktadır ve asistanın işi sadece karar altyapısını oluşturmak ve hiç inisiyatif kullanmamaktır.

Üçüncü aday ise, ilk iki kategorinin aritmetik ortalaması gibidir. Bir müzakere sürecinden sonra kendi inisiyatif alanını tanımlayıp o alanda bağımsız hareket ederken, CEO`nun karar alacağı alanlarda ise tamamen etkisiz kalmayı tercih etmektedir.

CEO üçüyle de kısa birer görüşme yapar ve sarışın ve iri memeli olanı seçer.

Erkeğin karar alma mekanizması -istisnalara bir gözümüzü kapatırsak- üç aşağı beş yukarı her defasında böyle çalışır.

Nedeni çok basit… Erkek, büyük ölçüde evrimsel psikolojinin güdümündedir ve sosyalleşme gibi, modernite gibi son 2000 yılda popüler olmuş yoz kimlikleri reddetmektedir. Kritik bir pozisyonda bulunmak ve milyon dolarlık kararlar almak bile onun temel psikolojisini ve seçicilik kriterlerini değiştirmemiştir. Seçim, erkekten erkeğe değişebilir ama motivasyon ve tetikleyici mekanizma asla değişmez. Ben olsam mesela kızıl ve renkli gözlü olanı seçerdim.

İşi biraz daha karmaşık hale getirelim. Erkek mesela bir ayakkabı seçsin. Hakiki deri mi, fiyatı iyi mi, trend mi… Ha bir de belki; siyah mı? O ayakkabı alınmıştır.

Erkek seçiciği bileşenlerinin ne kadar basit olgulara dayandığını anlatmaya çalıştık. Umarım anlaşılmıştır çünkü bu aşamayı geçemezsek, bin kat daha zor olan kadın seçiciliği konusuna hiç başlayamayız.

Şimdi zor olan soruyu soruyorum. Kadın seçiciliği neye dayanır? Başka bir ifadeyle kadınlar seçimlerini nasıl yaparlar?

“Kadınlar ayakkabılarını nasıl seçerler?” gibi bir soru soracak olsam, sorunun muhatapları muhtemelen per denklemleri çözmeyi tercih edeceklerdir. Bu sorunun yanıtı henüz erkekler ve hatta kadınlar tarafından bilinmemektedir. Ne yazık ki pozitif bilimler ve dahi ruhani ve ezoterik öğretiler bu düzeyde sorulara hazır değildirler. Biz analizi biraz daha basitleştirelim: Kadınlar erkekleri nasıl ve neye göre seçerler?

Elimizde hem takıntılı olduğumuz hem de her sınamadan başarıyla çıkmış ilkel bir veri var. Üreme kodlarına uygun erkeği tercih ederler. Ancak “üreme kodlarına uygun olan erkek ne gibi özellikler taşımalıdır?” sorusunun karşılığı o kadar da somut bir şey değil.

Geniş omuzlar, uzun bacaklar, şişkin kollar ve dazlak olmayan bir kafa dikkat, çekme aşamasında önemli enstrümanlar olabilir. Dikkat çekildikten sonraki aşamada işler biraz daha karmaşık bir hale gelebilir. Mesela ses tonu, kemer ve pantolonun uyumu, kullandığı cep telefonu markası, varsa sakalı-yoksa kaşları (illaki bir kıl-tüy parametresi olacak), okuduğu okul, eski sevgililerinin tam listesi, kanka kızın ilk andaki yorumları, göz rengi, ten rengi, baş parmağı, burnu, kulağı ve hatta alın genişliği; daha da olmadı annesinin hayatta olup olmadığı… Bu listeye 2000`den fazla gösterge girebilir. Ortalama zekada bir insanın kolayca fark edeceği üzere yeryüzünde 2000 parametrenin her birine yüksek uyum sağlayacak bir Elf henüz var olmamıştır. Kadın, anne şefkati ve kadınlık içgüdüsü gereği bu parametrelerin 4-5 tanesinden fedakarlık yapma eğilimindedir zaten. Ancak buna rağmen sonuç ümitsizdir.

2000 üzerinden 1995 başarı sağlamış bir adamın ilk yemekte Antep usulü lahmacun yemesi olasılığı vardır ki o seçilmiş varlığın şansı bile sıfıra inmiştir. Hadi bu kadar radikal eşekliği abartı olarak kabul edelim, doğru şarap seçimi yapamadıysa da oyundan düşme olasılığı çok yüksektir.

İnsan türü nasıl oldu da yok olmadı, gerçekten anlayabilmek olası değil.

Vardır bir açıklaması elbet…

Sosyal Psikoloji denilen melez bilim dalının kibirli araştırmacıları belki bu kitabı okumazlar ama “kutsal bilgi kaynağı” gibi bir şey üretiyoruz ve yanıtı imkansız gibi sorulara son derece aklı başında ve devrim niteliğinde çözümlemeler geliştiriyoruz. Yine iddialı bir söylemle ifade ediyorum ki bir sonraki paragrafın hemen başında bilimin gözleri yaşaracak ve “biz nasıl düşünemedik” diye hayıflanmaktan kendini alamayacak.

Kadın seçim yapmaz, razı olur.

Tekrar ediyorum çünkü bu büyüklükte bir söylem, iki kez dile gelmeyi hak ediyor.

Kadın seçim yapmaz, razı olur.

O yüzden kellerin sevişme şansı olur, o yüzden Antepliler evlenir çoluk çocuğa karışır, o yüzden kahverengi kemer takan dingillerin birkaç memeye dokunma fırsatı oluşur.

“Razı olan” zamir tamlamasının Arapça bir karşılığı vardır ve bizim güzel dilimizde de zaman zaman kullanılmaktadır. Murtaza. Ancak bu sözcüğün semantik yapısı razı olandan daha ziyade ikna edilen, razı edilen gibi bir çağrışım yapmaktadır. O halde kadınların tamamı Murtaza`dır ve eldeki nitelikli erkek eksikliği onları, seyisle idare etmeye mecbur bırakmıştır.

Ayakkabı konusu da öyle…

Tuncer Aktaş