Savunarak Savaşanlar

Savunarak Savaşanlar

57
0
PAYLAŞ

Bir voleybol karşılaşması izlediğimde tuttuğum takımın hücumu kadar savunması da beni heyecanlandırır. Birde set için kritik sayılar söz konusuysa! Kalbim hızla atarken “Acaba hücumu karşılayabilecekler mi?” diye merakla beklerim. Herşey saniyeler içinde olur. Ya savunmayı sayıya çevirir yada tabiri caizse golü yeriz.

Savunma ezelden beridir bizimle olan insani bir davranıştır. Günlük hayatımızdada bizler için çok önemlidir. Ancak ilişkilerimiz için  aynı şeyi söyleyemeyiz. Sürekli savunma halinde olduğumuz ilişkilerimiz bu tavrımız yüzünden zarar görür.

İş hayatı içinde pek çok durum alarm haline geçip savunma halini almaya sebep olabilir. Geçmişte yaşadığımız kötü bir olay, inançlarımız, önyargılarımız, eleştiri veya aşağılamanın çoğunlukla hakim olduğu toksit ortamlar, performans değerlendirme toplantıları, geri bildirim görüşmeleri ilk aklıma gelenler.

Baktığımızda çok barışçıl olarak gördüğümüz bu tavrı ya hakkımızı korumak yada mağduriyetimizi gidermek adına takınırız.

Oysa ki SAVUNMA bir savaştır.

Savunma aslında bir çeşit suçlamadır. Karşı tarafa “benim değil senin suçun” mesajı veririz. Sürekli bir savunma haliyse durumu kötüleştirmekten başka birşeye yaramaz.

Savunmaya geçtiğimizde, kulaklarımıza farkında olmadan tıpalar takarız. Bu durum karşı tarafı dinlememizi engeller.

Duyduğumuzu sandığımız ise “sorunun bende değil karşı tarafta” olduğunu ispat eden kelimelerdir. Böyle bir yaklaşımda tartışma daha çok şiddetlenir ve problem dahada büyür.

Savunmacı tavrımız, dinlemenin ve karşı tarafın içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışmanın önüne geçtiğinde bu güçlü gibi görünen silah elimizde patlar. Kendimizi savunarak korumaya çalışırken bir bakmışız ki tüm parmaklar bize çevrilmiş.

Neden mi?

Sürekli savunma pozisyonundaki birisiyle bir sorunu çözmeye çalıştığınız anları düşünün. Bu anınızla ilgili aklınıza neler geliyor.

Kelimelerinize farklı anlamlar mı yüklemişti?

Dinlemek yerine sürekli nasıl bir karşılık vereceğini mi planlıyordu?

Sizde artık derdinizi anlatıp çözüm bulmaya yönelik bir istek kalmış mıydı?

Sonuç olarak bu kişiyle nasıl ilerlemeyi tercih etmiştiniz?

Gerçektende sürekli savunma halinde olan bir insanla bir problemi konuşmak ve çözüm üretmek genelde imkansız bir hale gelir.

Amacımız karşı tarafı ikna etmek ve problem çözmekse karşılaştığımız hücum karşısında savunmaya geçmek yerine dinlemeye odaklanıp “Bu konuda alabileceğim bir sorumluluk olabilir mi?”  diye düşünmek faydalı olacaktır.

Bir tartışma anında sorunun bir kısmını kabul etmek ve sorumluluğu üstlenmek çözüme giden kapıları açar.

Savunma tartışmalarda sıklıkla kullandığınız bir silahsa kazanmak için şu panzehiri kullanabilirsiniz;

 Ben dili kullanmak,

Kendi duygularının farkına varmak,

Sorumluluğu üstlenmek.

Savunma yerine sorumluluk aldığımızda durumu düzeltmeye yönelik adım attığımız mesajını veririz.

“Verdiğiniz işi bana gereken ortam sağlanmadığı için bitiremedim.” demek yerine “ Süreç boyunca içinde bulunduğum durumu zamanında sizinle paylaşmalıydım.” demek olaydaki payınızı kabullendiğinizi ve çözüm için sorumluluk aldığınızı gösterecektir.

Sorumluluk alma ve çözüme gitme isteğinizi gören karşı taraf hücum etmekten vazgeçip bir adım atmak zorunda kalır. Uzlaşma yolunda atılan adımlar ise hem ilişkinizi kuvvetlendirir hemde daha sağlıklı bir çalışma ortamı yaratır.

İlknur Akbulut

Profesyonel Koç

Bu yazı serisinin Tartışmada Kazanan Olmak ve Eleştirerek Tartışmayı Kaybedenler okumanızı tavsiye ederiz.