SANDIKLARI AÇALIM

SANDIKLARI AÇALIM

141
0
PAYLAŞ

Sandıkları açalım…Ne sandığı mı dediniz?

Seçim sandığı değil tabii ki… 

O açılınca çok da güzel şeyler çıkmıyor içinden son zamanlarda…  Ortalık bir karışıyor…

Başka ne sandıklar vardı,bir hatırlayalım.

Çeyiz sandığı vardı ,kız çocukları için özenle hazırlanan. 

En güzellerin,en değerlilerin alınıp koyulduğu,bir çoğu el emeği,göz nuru…  Günü gelince verilmesi,kullanılması için bekletilen.

Ve bazen acımasız bir şekilde,çok farklı sebeplerle, hiç günü gelmeyen…

Bir de ninelerimizin sandıkları vardı.  Onlar da en değerlilerini sandığa koyar,bazen torunlarına hediye olarak verir,hep özel zamanları beklerlerdi; kullanmak,vermek için.

Bazen de…evet anladınız…Dilim varmadı söylemeye…

Başka yok mu?

Ben bir sandık daha biliyorum.

Bir sandık daha var.  Ama onun sandık olduğunun bile farkında değiliz. 

Görünmüyor çünkü.

O sandık içimizde…

Tıpkı ninelerimizin en değerlilerini içine koyup sakladığı gibi biz de en değerlilerimizi,o sandığa,içimize koyup saklıyoruz…

Zamanı gelince kullanırız,gösteririz diyerek.

Ama unutuyoruz sonra,tıpkı ninelerimiz gibi.

O sandığın içinde neler olduğunu,açınca görüp şaşırıyoruz,aaa bu da varmış diyerek bazen…

İçimizde işte, o sandık gibi…

Neler var içinde neler…

Sevgi,hoşgörü,empati,güleryüz,neşe,güven,saygı,

hayaller,sadakat,özgürlük,oyun,yardım,şevkat…

İlk aklıma gelenler…

Sizin sandığınızda neler var?

En değerlilerimizi içimize,o sandığa atıyoruz.

Belki de ninelerimizden,atalarımızdan gelen bir alışkanlıkla.  Farkına bile varmadan.

Zamanı gelince kullanırız diyerek…

O zaman, ne zaman?

Mevlana Celaleddin Rumi şöyle der:

”Geçmiş ve gelecek Tanrı’yı bizim gözümüzden saklar; her ikisini de ateşe atıp yakın.”

O zaman geldi,”ŞİMDİ”…

Açalım sandıklarımızı,kullanalım ne varsa,yaşayalım.

Beklersek eğer,belki de o zaman hiç gelmeyecek.

Yaşadığımız an   ”şu an”…

Öncesi bitti…

Sonra…

 ”Sonrasının da garantisi yok”…