SANAL ÂLEMİN E–MOLA HALLERİ

SANAL ÂLEMİN E–MOLA HALLERİ

229
0
PAYLAŞ

Ziyaretime gelen Selman’ın internet ve sosyal medyaya ayırdığı zamandan dolayı sorumluluklarını son ana kadar ertelediğini ve bu “erteleme” davranışının kaynağının ne olabileceği merakı üzerine, yapmış olduğumuz görüşmenin bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum:

Selman: Aslında internete tüm merakım sörf yapmakla başladı.

Mehmet: Nasıl yani? Bunu biraz açmak ister misin?

Selman: Tabi. Deniz tutkunuyumdur, en büyük hayalimse sörf yapmaktı ve bir gün arkadaşım sanal dünyada sörf yaptığından bahsetti ilk başta ne demek istediğini anlamadım sonra merak ettim ve Google’a girdim, bu cümleyi yazdım, karşıma Ekşisözlük’deki o tanım çıktı ve o gün bugündür de aklıma esen ne varsa Google hazretlerine soruyorum. Mesela ders çalışırken müzik dinlemeyi severim ve çalışma esnasında kulağıma hoş gelen bir şarkı olursa da “Şarkının adı ne? Sözleri nasıl? Kim söylüyordu” diye merak ederim ve bu merakı gidermek içinde kendi kendime “ne olacak ki, iki dakika sürer” diye sörfe başlarım. Daha sonra başlamışken “bir de ödev vardı” derim ve bu sayede bir taşla iki kuş vurmuş olurum.

Mehmet: Bunu nasıl yapıyorsun?

Selman: Hem ödevimi yapmış olur hem de annemin “Bilgisayar başından kalk artık” dırdırına karşı “Görmüyor musun burada ders çalışıyorum.” cevabını veririm. Sonra şarkıydı, ödevdi derken kendimi online oyunlarda bulurum ve babamın “Geç oldu yat artık” diye uyarması üzerine günün bittiğini fark ederim ve uyumak için yatağıma giderim… Aslında görüldüğü gibi internet bağımlısı değilim çünkü karnım acıktığında ya da tuvaletim geldiğinde doğal olan ihtiyaçlarımı anında gideririm. Hatta kız arkadaşım aradığında oyun oynuyor olsam dahi bilgisayar başından hiç tereddüt etmeden kalkıp telefonla muhabbet ederim veya okulda telefonu öğretmenlere teslim ederiz okul bitene kadarda internetmiş, oyunmuş hiç düşünmem bile. Hem bağımlı olsaydım, okul yerine bunları düşünüyor olurdum değil mi?

Evet, günümüz gençliğinin daha doğrusu insanlarının en büyük sorunlarından biri internet ortamı ve iletişim araçlarıyla yapacakları şeyleri ertelemek ve buna istinaden zaman sıkıntısı çekmeleridir. Çoğumuz gün içerisinde sanal dünyada zamanımızı boşa harcar, günün sonundaysa Selman gibi koca günün nasıl geçtiğinin farkına varmadan uykuya dalarız.

İşte tam bu konuda Dr.Timothy A. Pychyl, Prokrastineyşın isimli kitabında, internet tabanlı teknolojiler ve akıllı telefonlar gibi diğer iletişim araçlarının kullanım amaçlarının dışına çıkıp, bunun sonucunda ise yepyeni bir boşa zaman harcama alemi yaratılmış olduğundan bahsediyor. Kitapta “Teknolojileri kullanırken istemediğimiz, beklemediğimiz ve öngörmediğimiz bir şekilde zamanımızı boşa harcayabiliriz. Esas mesele bundan ibarettir. Konu, öz düzenleme ve öz düzenleme başarısızlığı olduğunda sorunun odağında bilhassa bu teknolojiler vardır.” vurgusunu yapıp internette geçirdiğimiz vakti savsaklama şölenine dönüştürmeye yatkın oluşumuzun nedenlerini maddeler halinde bizlere açıklıyor:

  1. Bireyin başka insanlarla ilişki kurma, yalnız kalmama ihtiyacı sosyal medyayı insanlar için cezbedici bir hale getiriyor. Bizler sosyal varlıklarız ve sosyal medya ağlarına katılmak da bu açıdan anlam kazanıyor.
  1. Sosyal medya anında tatmin sağlayan bir mecradır. Tatmin duygusunun anında karşılanması bağımlılık potansiyelini arttıran bir etkendir. İnternet bağımlılığı üzerine epey geniş bir literatür mevcut ama konumuz ‘’ Erteleme ‘’ olunca, erteleme alışkanlığımızın temelinde öz düzenleme konusunda düştüğümüz başarısızlık büyük bir pay alıyor.
  1. İnternette dikkat dağıtıcı unsurlara her an erişebiliriz. Özellikle ‘’ push teknolojileri ‘’ adı verilen ve çeşitli güncel içerikleri veya mesajları kaynağından doğruca kullanıcıya ileten bu teknolojinin yaygınlaşması hepimizin başına dert açabilir. Örnek ile açıklayacak olursak e-posta hesaplarımızı veya telefonlarımızı arka planda açık tuttuğumuz müddetçe çalışmalarımızı her an, iki dakikadan ne olacak düşüncesiyle sabote edip asıl yapmamız gereken işleri erteleye biliriz.
  1. Bir de tüm bunlara ilaveten, aynı anda birden fazla görevi yerine getirmeye çalıştığımız gündelik trajedilerimiz var. Örnek verecek olursak, sürekli gelen e-postaları kontrol ederken bir anda kendimizi Google da aradığımız şeyin peşinde alış verişe başlamış şekilde buluruz sonrası biraz soluklanalım isteriz ve e-mola için sosyal medya hesabımızı açarız, orda da dinlenirken yorulur motive olalım diye oyun oynamaya dalarız… Sonra mı? Bütün bunları yaparken darmadağın ettiğimiz dikkatimizi gerçekten işimize verebileceğimize ciddi ciddi inanırız.

Peki, internet ve sosyal medya araçlarının hayatımıza e-mola verdiği durumlardan nasıl kurtulabiliriz? Bununda cevabını John Perry ‘in Erteleme Sanatı adlı kitabında bulabilirsiniz.

Erteleme bilmecesinin en büyük parçalarından biri de, bize kendimizi iyi hissettiren şeylerin cazibesine kapılmaktır. İnternet bize kısa süreli fakat yanıltıcı nitelikte o kadar çok ödül sunuyor ki, bu ilgi çekici ve dikkat dağıtıcı ödüllerin cazibesine dayanamıyoruz.

Canımızı sıkan işi yarım bırakıp bir anda keyfimizi yerine getirecek şeylere erişmek için sadece iki tuşa basmamız yeterli. Eğer yaptığımız şeyin tam da bu olduğunun farkına vardıysanız, o halde gerçekten değişmeye başlamışsınız demektir.

Mehmet AKGÜN
Öğrenci Koçu – ICA

BİR CEVAP BIRAK