Sana Nasıl Davranılmasını İstiyorsan…

Sana Nasıl Davranılmasını İstiyorsan…

73
0
PAYLAŞ

Temel ahlâk ilkelerinden biri “İnsanların sana nasıl davranmasını istiyorsan sen de onlara öyle davran,” sözüne dayanır. Bu sözün çerçevesini ‘günlük hayatta çevremizdeki kişilere kötülük yapmamak, onları kırmamak, onlara karşı saygılı ve anlayışlı olmak’ şeklinde çizdiğimizde aykırı bir söylem olarak görmeyiz.

Peki, bu ifadenin insanlar arasındaki ilişkileri sağlamlaştırmak şöyle dursun bireylerin hayatını daha da zorlaştıracağını söyleseler kaçımız inanır?

Sana nasıl davranılmasını istiyorsan sen de başkalarına aynı şekilde davran” diyor olmanın “Benim isteklerim ve beklentilerim herkes için geçerlidir veya Herkes benim gibi olsun demekle eşdeğer olduğunu düşünsek bir an için?

Madalyonun bir de diğer yüzüne bakalım.

Kişiliğimizi oluşturan değerlerimiz, geçmişimizden getirdiğimiz inanç kalıplarımız ve motivasyon unsurlarımız mevcut. Kendimizi rahat hissettiren ögeleri hareket noktalarımız olarak ele aldığımızda ve çevremizdeki insanlarla olan ilişkilerimizi bunlara göre düzenlemeye çalıştığımızda çatışma durumlarıyla karşılaşmamız ne yazık ki mümkün olabilmekte.

İçinde yetiştiğimiz ailede ebeveynlerimizle olan ilişkilerimizin şekillendirdiği düşünce ve davranış kalıplarımızı kendi kurduğumuz aile ortamında eylemlerimize dönüştürdüğümüzde, üstelik benzeri davranışları çocuklarımızdan da bekler olduğumuzda onların olumsuz tepkileriyle karşılaşmamız şaşırtıcı olmasa gerek.

Çalıştığımız iş yerinde, işe başladığımız yıllarda amirlerimizden, ‘ağabey’ diye hitap ettiğimiz kıdemli çalışanlardan gördüğümüz ve farkına varmaksızın içselleştirdiğimiz düşünce ve davranış kalıplarının şirketin yazılı olmayan kuralları haline gelmesinde bizim de payımız olduğunu hiç düşünmüş müyüzdür? Bir gün yönetici koltuğuna oturduğumuzda tüm bu öğrendiklerimizin ve bizi motive ettiğini düşündüğümüz her şeyin bize bağlı çalışanlarımız için de yeterli olması gerektiğine gönülden inanmış mıyızdır? Bize o güne kadar nasıl davranıldıysa biz de kendimizi başkalarına karşı aynı şekilde davranırken bulmuş muyuzdur?

Evlerinde çiçek yetiştirenler bilir. Her çiçeğin ihtiyaç duyduğu su, sıcaklık ve ışık miktarı farklıdır. Bazı bitkiler serin ortamdan hoşlanır. Bazısı gün aşırı sulanmaya ihtiyaç duyar, bazısı haftada bir. Kimisi aydınlık bir mekânda çiçek açar, kimisi doğrudan güneş görünce küser.

İnsanlar da evlerimizde baktığımız ve gelişmeleri için ihtimam gösterdiğimiz bitkiler gibi farklı niteliklere sahiptir. Her birimiz ‘birey’ olarak kendi eşsizliğimiz ve tam oluşumuzla varız. Bizi kişiliğimiz, değerlerimiz, yeteneklerimiz, becerilerimiz, inançlarımız farklı kılar. Bu farklılıkları gözeterek diğer insanlarla olan ilişkilerimizi ‘genellemelere’ dayandırmaksızın ‘kişiselleştirerek’ kurma seçeneğini değerlendirmemiz çevremizle olan iletişimimizi farklı boyutlara taşıyacaktır.

‘Bizlere davranılmasını istediğimiz, hoş karşıladığımız ve kabul verdiğimiz’ şekilde başkalarına davranmayı seçtiğimiz durumları hatırladığımızda bu deneyimlerimizi bizlere ne söylerken buluruz sizce?

Ünal Elbeyli