Sadeleşmek lazım…

Sadeleşmek lazım…

322
0
PAYLAŞ

Soğuk, sisli puslu, gri gökyüzünü geride bırakırken, sıcak, berrak ve mavi gökyüzüne merhaba dediğimiz günlerden geçiyoruz. Doğa ana bir kez daha bize, hiçbir şeyin kalıcı olmadığını, değişimin değişmeyen tek şey olduğunu ve her şeyin kendi içinde bir düzeni, zamanı olduğunu gösteriyor işte. Daha birkaç hafta önce kupkuru kalmış olan dallar, yeşerip çiçeğe döndüler bile. Doğanın bu muhteşem döngüsünün, bizim hayatı algılayışımızın ne kadar da uzağında kaldığının farkında mısınız?

Biz büyük büyük betonlarımızın içinde, kendi küçük dünyamızın büyük sıkıntıları ile boğuşmakla meşgulken, doğa bize aslında hayatın hiç de o kadar karmaşık olmadığını haykırıyor her rengi ile. Görebilmek içinse, çok önemli işlerimize yetişmek için koşarken, bir an duraksamak, başımızı yukarı kaldırmak, kulaklıklarımızı çıkarmamız gerekiyor sadece…

Hadi dinleyin doğa’nın sesini…

Rahat bırakın kendinizi, sadece bırakın…

Hayatın sizi götürmesi gereken yere götürdüğünü fark edin…

Neyi çok istiyorsunuz?

Hadi hayal edin ama öyle hayal kurun ki yaşayın, yaşatın!

Tadını, kokusunu hissedin,

Öyle yoğun hissedin ki bilinçaltınız size hayallerinize giden yolu açsın!

Hadi doğa’nın müthiş ahengini görün..

Baharın coşkusuna katılın…

Bırakın güneş ısıtsın kemiklerinizi…

Bırakın rüzgâr dağıtsın saçlarınızı…

İzin verin!

Sizin de ömrünüze bahar gelsin!

Hayata bakış biçimimizdir hayatı şekillendiren ve bizim bakış açımızdır, maceramızın yönünü belirleyen. Öyleyse size biçilmiş rolleri yapmaktan vazgeçin, içinizdeki farklı yönleri parlattığınız, hayallerinizi yaşamak için çabaladığınız, değerlerinizi besleyip yücelttiğiniz gerçek sizi çıkarın ortaya.

Onca savrulmuş yıldan sonra, kendinden bu kadar uzağa düşmüşken, bunca yapılması gereken iş, ödenmesi gereken fatura varken mümkün mü bu söylediklerini yapmak dediğinizi duyar gibiyim. Ne çok bahane var değil mi? Bahaneler insanoğlunun en kolay saklandığı kuytulardır. Saklandığın yer sıcak ve korunaklıdır. Oysa donarak ölmeye benzer! Soğuk bedenine nüfus ettiğinde, bir süre sonra beyninde ki sinir hücreleri uyuşur, sıcaklık hissedersin ve uyku hali gelir. Hareketsizlikten ve soğuktan öldüğünü fark etmeden uykuya bırakıverirsin kendini. Toplumun sana dayattığı ve çoğunluk tarafından onaylanmış aynılık da böyledir aslında. Gerçek yok oluş aynılığın kuytularında saklanır sinsice.

Silkinip uyanmazsan ölürsün!

Uyanık kalmak için, hayatın tadını her anı ile yaşamak için, kendinden başla. Sadeleştir hayatını, kurtul bir an önce, artık kullanmadığın her eşyadan, sana sıkıntı vermekten başka bir işe yaramayan her duygundan. (An)da kal diyenlere inat, kalma anda, biraz geçmişe git, şu an ihtiyacın olan duygu ne ise çek çıkar ve al oradan. Yaşadıklarından, başarılarından, kayıplarından dersler çıkar, başarılarınla gururlan. Kendin ve yaptıklarınla yüzleş. Sonra doğa’ya dön, bırak sana yeniden öğretsin huzuru.

‘’ ….
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
Ne saçma…
Bahar mıdır bizi bu hale getiren? Galiba.
Ben her bahar âşık olmam ama
Her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç,
Ama olsun… İstemek de güzel…
Can Yücel’’

Sevgi, umut ve barış ile…

Buket Özbek
Yaşam ve Öğrenci Koçu
NLP Master

BİR CEVAP BIRAK