Sadece Kedi Sahipleri Anlayabilir!

Sadece Kedi Sahipleri Anlayabilir!

221
0
PAYLAŞ

“Merhaba Ahmet, ben Yeşim,  Angel’ın annesi. Nasılsın? Yarın aşıya getireceğim kızı . Saat kaça kadar kliniktesin? “

Ofiste ilk kez bu konuşmayı yaptığımda arkadaşlarıma çok komik gelmişti ama artık herkes alıştı.

3 yıl önce kedimiz Angel’ı evimize almadan önce bazı endişelerim vardı. Otizmli kızımla nasıl bir ilişkileri olur? Kim kime zarar verebilir? Eşyalar ne olacak? Tuvalet kumu, tüyü derken çok yakın bir arkadaşım dedi ki: “ Öyle çok seveceksin ki bunların hiç biri umurunda olmayacak”

Ben ne ara o eşikten atladım? Hiç hatırlamıyorum. Bir de baktım ki kedisiz geçen yıllara çok yazık olmuş. Bu sürede kedici olmak ne demek iyice anladım. Bana göre eğer:

 Eskiden kıymet verdiğiniz eşyaları onun mutluluğu uğruna feda etmeye hazırsanız. “Tırmala yavrum, canım benim”…kıvamına geldiyseniz, 

Aşı için veterinere götürürken canı acıyacak diye kalbiniz sıkışıyor, dönüşte mutlaka ödül maması alıyorsanız, 

Evde sizin bir onun 3 yatağı varsa,

Sırf o tepelere tırmansın kendini evin hakimi hissetsin diye kitaplığınızı ona göre yaptırıyorsanız,

Tatile giderken kime emanet edeceğinizi şaşırıp, acaba şimdi ne yapıyor diye hep aklınızdaysa,

Bazı sözler onun varlığı ile gerçek anlamını buluyor ve dolu dolu içinizden gelerek söylüyorsanız. Örneğin: Seni veren Allah’a şükürler olsun / İyi ki sen bizim kızımızsın(duygu patlama anlarında “iyi ki doğurdum “a kadar varabiliyor) / Sağlıklı uzun ömrün olsun inşallah / Allahım seni her türlü kötülükten korusun…..

Koklaya koklaya kedinizi öpüyorsanız.

Yalanmasını, oyunlarını hatta uyuyuşunu tatlı bir gülümseme ile uzun uzun seyrediyorsanız.

 Bir gün içinizden daha önce hiç duymadığınız biz Kezban teyze çıkıyor ve “Yavruuuum kurban olurum sana” diyorsa ve bu kim ya diye irkiliyorsanız,

 Düşmesin, kaçmasın diye camı bacayı hep dikkatli açıyor hatta sağlam tel yaptırıyorsanız pencerelere,

Eşe dosta her fırsatta çektiğiniz fotoğraflarını gösteriyorsanız,

Birinci yaş gününde arkadaşlarınıza sürpriz parti düzenleyip onun resmine bakarak yapılan kedi şeklinde pasta ile kutlama yapıyorsanız,

Artık arabanızın bagajında kedi maması bulunduruyor, internetten kedi maması siparişi verip mahalledeki kedilere kedici komşularınızla kucak açıyor, tatile giderken mahalleyi birbirinize emanet ediyorsanız,

Oturduğunuz balık lokantasında kedileri su tabancası ile kaçırmaya çalışan hatunlara acıyarak bakıp birini hemen kucağınıza alıp besleyip sert bakışlar fırlatıyorsanız,

Bir arkadaşınız kedi sahiplendiğinde “Senin adına çok mutlu oldum” sözleri tam gerçek anlamını buluyorsa,

Kedi yuvalandırma ilanlarını takip edip yuva bulduklarını görünce derin bir oh çekiyorsanız,

Çocukken yaralarımızı birimizi gösterir kabuk tutmuş dizimizi, dirseğimizi gururla gösterirdik. Şimdi aynı gururla elinizdeki kolunuzdaki çizikleri taşıyorsanız,

Gece yatmadan pencereden bakıp yandaki binada oturan komşunuzun kedi ve köpeğini tatlı loş bir ışıkta sahiplerinin ayak ucuna kıvrılmış görünce içinizi derin bir huzur kaplıyor, kedici bir komşuya sahip olmak güvende hissettiriyorsa,

Siz kedicisiniz.

Aslında bu yazdıklarımın hepsi köpek sahipleri için de geçerli ve kedici olmak evcil ya da vahşi tüm hayvanları sevmek ve korumak. Ben sadece köpeği de almak için gerçek emekliliği bekleyenlerdenim. Yoksa onun için de mi yok yere bekliyorum?

Gelelim kedim ve kızımın ilişkisine. Son derece seviyeli bir ilişkileri var. Bu yazıyı okuyup bir çok kişi kendinden izler bulacak ama en önemlisi bu sayede bir kişi bile kedi ya da köpek sahiplense içimdeki Kezban teyze yine çıkacak ve diyecek ki:

“Allah ne muradınız varsa versin, sizi de sevip koruyan çok olsun”.

Yeşim Erberksoy, Bir Kedici